|
Yükümlülüklerinin bilincindeki ideal vatandaşların azınlıkta, ideal hükümetin ise görünürlerde olmadığı bir ortamda duvarlara toslamaktan başka bir seçeneğimiz mi kalır?
Genel ekonomiyi ayakta tutan tüm sektörler tehlike çanlarını çalmaya başladı.
Uzmanlar büyük bir ekonomik krizin kapımızın eşiğinde olduğunu, kendi literatürlerine uygun söylemlerle yineleyip duruyorlar... Sektörlerin sözcüleri de öyle...
Ürettiğinden çok fazlasını tüketen harakiri modunda bir toplum...
Bu modu değiştirebilme adına hiçbir şey yapılmıyor...
Vergi kaçakçılığı ayyuka çıkmakta...
En sıradan işleri yapan esnaf bile, vergi kaçakçılığının uzmanı... Her gün hayatımızın içinde olan bu kişilerin kaç tanesinden fiş ya da makbuz alabilmektesiniz?...
Gittikçe kronikleşip büyüyen kaçakçılık karşısındaki hükümet edilgenliği ise şaşırtıcı boyutlarda...
Devlet erkini elinde bulunduranlar vatandaşlarına üretim, tasarruf ve adalet yönünde örnek oluşturmalılar. Oysa onlar ne yapıyorlar?.. Popülizmin türlü çeşitlisi, savurganlıkların ve tutarsızlıkların dik alasıyla, her şeyin üstüne tuz biber ekiyorlar!..
Çeşitli şekillerde yandaşlara dağıtılan devlet ulufelerinin nice örneği dillerde ve gazete manşetlerinde dolaşmakta...
Devlet hazinesine göz göre göre atılan kazıkları üst üste koysanız, arş-ı alaya çıkar...
Hep bu popülizm belası, hep bu üretimden kopukluk, hep bu yandaşları kayırmacılık, hep bu vurdumduymazlıklar ve hep "ben yaparım olur" ahkamları yüzünden bu yıkım...
Tamtakır kalan ve kaynakları gittikçe cılızlaşan devlet hazinesiyle işleri çevirmek zorlaştıkça her gün yeni bir marifetle çıkıyorlar halkın karşısına...
Şimdi de alengirli bir uygulamayla eşel mobil sisteminin eşelenmesine başlandı...
Ve efendim, yazın bu cehennem günlerinde, milletin kanı beynine sıçratıldı...
Enflasyonların, devalüasyonların ve kontrol edilemez hayat pahalılıklarının bunaltıcı kuşatmasındadır bordrolular... Eşel mobilden başka ferahlatıcı nefes borusu yoktur bunalanların...
* * *
Ülkemizin koşullarında eşel mobil sistemini gerekli kılan faktörleri ortadan kaldırmadıkça, eşel mobil sistemini yozlaştırmaya kalkışmak, en hafif tabiriyle kolaycılığa kaçmak demektir...
Ekonominin denge unsurunu berhava etmek demektir...
Sosyal barışı dinamitlemek demektir...
Güçsüzlüğü ve iktidarsızlığı belgelemek demektir...
Gücün varsa ve gerçek bir iktidarsan eğer, eşel mobili gerekli kılan enflasyonu, devalüasyonları, hayat pahalılığını sil, ya da hiç değilse asgariye indir toplum yaşamından...
İndir de görelim... Gördükçe alkışlayalım...
Bu faktörler gündemden kaldırılabilirse zaten, eşel mobil de kendiliğinden kalkar aynı şekilde gündemimizden...
Çünkü eşel mobil, enflasyonun, devalüasyonların ve tırmanan hayat pahalılığının vatandaşın cebinden acımasızca arakladıklarını üş aşağı beş yukarı tazmin eden bir araçtır...
Bu aracı devrede tutan faktörler gündemden düşerse, o aracın kendisi de gündemden düşer haliyle...
Kaldı ki, ceplerdeki paranın satın alma gücünün düştüğü oranda bordrolunun maaşına yapılan zam, genel ülke ekonomisinin dengelenebilmesinde de yaşamsal rol oynar...
Ürünü ve hizmeti satın alma gücü gittikçe düşen insanların ekonomik çarkların dönmesine koyduğu o katkı, dinamizm ve enerji de azalır...
Dolayısıyla eşel mobilin yozlaştırılıp günün sonunda gündemden kaldırılması, sadece bordroluları değil, o bordroluların harcamalarıyla ayakta duran sektörleri de sarsar...
Eğer eşel mobil kaldırılırsa, bordrolulardan hemen sonra, diğer ekonomik sektörlerin de feryat figan korosuna en yüksek perdeden katılması kaçınılmazdır...
Ki o çevrelerin sızlanmaları, daha şimdiden başlamıştır görüldüğü üzere...
* * *
Kamu maliyesinde devrimler yapan Salih Coşar'ın değişmez Maliye Bakanı olduğu günlerdi... Hükümet eşel mobil sistemini de kaçınılmaz bir seçenek olarak ve devrimci bir anlayışla yasallaştırdığında, devlet hazinesi para içinde yüzmüyordu... Hükümetin ekonomik durumu ve kaynakları, bugünkü hükümetten çok daha berbattı...
Ama karar verilip yola çıkıldıktan sonra, asla geriye dönülmedi... Yıllar boyu eşel mobil ödemelerine kaynak yaratılabildi...
Dahası; ilk başlarda eşel mobil bordrolulara her ay uygulanmaktaydı... Yani bordrolu, hayat pahalılığının tırmanmasından kaynaklanan tazminatını her ay alabilmekteydi...
Şimdi hayat pahalılığı iki ayda bir ödendiği halde, günün hükümetine bu da zor gelmektedir...
Bu durum iyiye gidişin değil, daha bir kötüye gidişin göstergesidir...
Ülkemize iktidar değişikliğini getiren vaatlerin özünde "daha güzel günler" vardı hani!
Kazanılmış haklara ve kurumsallaşmış sosyal-ekonomik dengelere darbe üstüne darbe indirerek vaatleri gerçekleştirmek mümkün mü?..
İktidar koltukları çaresizlik, çözümsüzlük, kaos ve mutsuzluk üretme yeri değildir...
|