Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

"KÖPEKLER GELDİ!.." (*)

Ahmet Tolgay

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   8 Temmuz 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

(Irkçı hakaretleri umursamayanlar bu yazıyı okumasın, es geçsin!..)

 

   Lokmacı barikatı açıldıktan kısa bir süre sonra, Arasta'da canlanan ticareti görmeye gittim. Beş-on dakika içinde Belediye Pazarı dahil bütün çarşıyı gezdim. Çarşıda bir canlanma vardı gerçekten.

   Çok boş vaktim vardı daha..Bir de Rum tarafına Uzun Yol'a gideyim dedim.

   Barikatı geçtim ve eskiden "Metaksas", şimdi ise "Elefteriya Meydanı" dedikleri yere kadar yürüdüm.

   Bu meydan, eski ünlü bir Yunan başbakanı olan Metaksas'ın ismini 60 yıl kadar taşıdı. Biz eskiler burayı hep bu isimle biliriz. Daha sonra Rumlar, Metaksas'ın faşist bir kişi olduğunu öğrenmişler!.. Ve meydanın ismini değiştirip "Elefteriya" (Hürriyet) yapmışlar.

   Neyse.... Kendi bilecekleri iş... Ben meydandan geriye döndüm. "Uzun Yol" (yayalaştırılmış Ledra Caddesi) kalabalık idi. Caddedekilerin çoğu da Türk...Yolun sağ kenarından Lokmacı'ya doğru yürürken yolun sol tarafında  çocuklu kalabalık bir Türk ailesi sokaktaki dondurmacıdan neşe ile dondurma almaya çalışıyordu.

   Bu arada karşıdan gelen iki Rum kadından biri arkadaşına Türkler'i göstererek ''İRTDASİN  İ  ŞİLLİ'' dedi. Aaaa!.. Bunun anlamı ''KÖPEKLER GELDİ''... Döndüm baktım 45-50 yaşlarında iyi giyinmiş iki kadın.

   Biz çocuk iken Rum arkadaşlarımız bize ''KÖPEK TÜRK'' derlerdi. Bunun hep bir çocuk sövüşmesi olduğunu sanıyordum. Ama doğrusu bu ya, böyle, devlet memuru, öğretmen, avukat hatta doktor bile olabilecek aydın görünüşlü iki bayandan bunu beklemiyordum.

   Şok içinde arkalarından bakarken, belki evlerinden kaçan köpeklerinin yanlarına gelmiş olabileceğini düşünerek gözlerim köpek aradı. Fakat öyle bir şey yoktu. Onlar, dondurmacıya para vermeye çalışan medeni görüşlü ve iyi giyimli  güzel Türk ailesine nefretle bakarak yollarına devam ettiler.

   Demek ki, Rum milleti bizi hâlâ daha köpeklerle özdeşleştiriyor. Biz de onlara en fazla  ''GAVUR'' deriz ama, bunun  anlamı "Müslüman olmayan , Gayrimüslim" demektir. Yani bir hakaret sayılmaz bu söylediğimiz...

   Köpek de kötü bir hayvan değil ama ne de olsa ''KÖPEK TÜRK'' demenin ağır bir hakaret olduğu kesin. Bu yazıyı yazmamak için uzun süre  direndim, ama yine de bir türlü hazmedemedim ve halkımız ile paylaşmaya karar verdim.

   Anladığıma göre Türkler'in Orta Asya'dan gelip Anadolu'ya yerleşmeleri, daha sonra Kıbrıs'ta ENOSİS'e engel olmaları Rumlar'ın gözünde köpek olmalarına yetiyormuş.

   Rumlar'a göre bin yıllık kin ve 'MEGALO İDEA'nın hedefi olan Türkler'in köpek olmaları gerekir.

   Biz de yakında Rumlar ile ortaklık yapacağımıza ve beraber yaşayacağımıza göre, onların en medeni ve aydın görünüşlü insanlarının bile bize layık gördükleri sıfata alışmamız gerekmiyor mu?

   Bizim bu  "KÖPEKLİK"ten kurtulabilmemiz için Kıbrıs'ı Rumlar'a vermemiz yetecek mi? Yoksa, Yunanlılar'ın "BÜYÜK İDEAL"lerinin, (megalo idea) yani İzmir'in, İstanbul'un, Trabzon'un da ellerine geçmesi için daha binlerce yıl bekleyecek miyiz?

   Yoksa,  kısa yoldan dinimizi değiştirip, Rum olup bu "KÖPEKLİK"ten  kurtulmamız mı gerekecek?

   O hakareti o gün resmen yüzüme karşı duyduktan sonra, Rumların nazarında şahsen kendimi nasıl görmekte olduğumun fotoğrafı yazımın ekindedir... 

 

AHMET SANVER

 

   (*) Duvarların kısmen yıkılmasından ve Türklerle Rumların karşılıklı geçişlere başlamalarından sonra, adada kalıcı barış ve çözüm adına umutlu bir sayfa açılmıştır. Bu sayfayı kirletmemek ve umuda gölge düşürmemek için Türkler ellerinden gelen özeni göstermektedir. Kuzeye geçen hiçbir Rum'a kötü davranılmamış, hakaret edilmemiş, dostlukta kusur edilmemiştir... Ne yazık ki aynı şeyi karşı taraf için söyleyebilmek olanaksız. Güney Kıbrıs'ta Türklere karşı bastırılamayan bir ırkçılık, kin, nefret ve horlama var. Kişilerin ve arabaların saldırıya uğraması dahil, çeşitli örneklerine rastlanıyor bu hastalıklı davranış bozukluklarının. Saldırıya uğrayan Türkler Rum polisine şikayetçi de olmaktadır çoğu zaman... Ne var ki, Türklere karşı işlediği insanlık suçundan dolayı yargılanıp mahkum olan bir tek Rum'a bugünün ortamında bile rastlanmıyor. Bunu görebilenler varsa beri gelsin... Geçmişin kana ve nefrete bulanmış çok acı günlerini çağrıştıran ayırımcı ve ırkçı tablolardır bunlar. Tanınmış iş ve düşünce adamı Ahmet Sanver dostum da tanık olduğu bir aşağılama olayını içine sindiremedi. O kadar ki montajla bir köpek bedenine kendi başını yerleştirerek  fanatik ve ırkçı kimi Rum'un Türkleri nasıl gördüğüne dair cesaretli ve ilginç bir ironi oluşturdu. Duygularını ve bu ilginç montajı kamuoyuyla paylaşmak için köşemi yeğleyen Ahmet Sanver dostuma teşekkürler... A. TOLGAY.

 

   393 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Trodos: Dünü ve bugünü...
04 Eylül 2008, Perşembe   Cumhurbaşkanımıza açık mektup...
03 Eylül 2008, Çarşamba   Dinamit gibi bir mektup...
02 Eylül 2008, Salı   Gizemli olayların çekiciliği...
01 Eylül 2008, Pazartesi   ÇOK AYIP!..
31 Ağustos 2008, Pazar   Arasta'dan geçmeyen, Lefkoşa'dan geçmiş sayılmaz...
30 Ağustos 2008, Cumartesi   LAFORİZMALAR
29 Ağustos 2008, Cuma   OKUYUCUDAN: PİLE VE ACI GERÇEKLER...
28 Ağustos 2008, Perşembe   Konuşmayan şarkılar...(*)
27 Ağustos 2008, Çarşamba   Bu köşe yeni değerlere açık...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital