|
3 Temmuz 2004 Cumartesi günüydü.
Umudu hüsrana çeviren referandumların üzerinden henüz 2 ay geçmişti.
Ciddi bir moral bozukluğu ve geleceğe inançsızlık vardı.
İki toplum arasındaki ilişkiler bıçak gibi kesilmişti.
Kimse ne olacağını bilmiyordu ve aslında kimse de kafa yormak istemiyordu.
Çünkü herkes yorulmuştu. Zorlu bir süreçten sonra mutluluğa ulaşamamanın yorgunluğuydu bu.
Kıbrıs Türkü en zor zamanlarda bile çıkış yolu bulabilir.
Umutsuzluğu umuda, hüsranı başarıya çevirebilir.
Kıbrıs Türkünün tarihi bu tür başarı öyküleriyle doludur.
3 Temmuz 2004 Cumartesi günü yaşanan da bir başarı öyküsünün ilk adımı olacaktı.
3 Temmuz 2004 tarihinde sayıları 50'yi aşmayan bir grup esnaf ve inanmış insan, Lokmacı'daki duvarın önüne giderek, ellerindeki sembolik balyozlarla vurarak "yıkın bu duvarı" mesajını tüm dünyaya göndermişlerdi.
Bu mesaj Türk tarafında "duvarseverler" tarafından öfkeyle karşılanmış, büyük çoğunluk omuz silkerek inançsızlığını ortaya koymuştu.
Öyle ya referandumların üzerinden henüz daha 2 ay geçmişti ve kimsede umudun kırıntıları bile kalmamıştı.
Duvarı bir tapınma aracına çeviren Rum tarafında ise bu mesaj temkinle karşılanmıştı.
Dönemin Rum yönetimi "Avrupa'nın bölünmüş son başkenti, Berlin duvarı" gibi propagandalar yapıyor ve bundan da hiç ummadığı kadar rant sağlıyordu. Her gelen yabancı konuğa mutlaka duvar gezdiriliyor ve topraklarının nasıl da "işgal altında" olduğu gösteriliyordu.
Şimdi birileri çıkmış ve "biz duvarı yıkmaya hazırız" diyordu.
Lokmacı'nın veya Ledra Caddesi önündeki duvarın yıkılarak Başkent Lefkoşa'nın birleştirilmesini istiyordu.
Daha çok kapı açılmasını, daha çok bağlantı noktası kurulmasını Kıbrıs'a barışın gelmesi için bir deneme daha yapılmasını talep ediyordu.
O tarihten günümüze 4 yıl geçti.
Şimdi Lokmacıdaki duvarlar yıkıldı. Ara bölge hızla düzenlendi. Yollar asfaltlandı, eski binalar tamir edildi.
Ve, Lokmacı bugün açılıyor.
***
Kıbrıs sorunu umudun ve umutsuzluğun harmanlandığı bir girdaptır da aynı zamanda.
Kıbrıs'ın üzerinde yaşayanlar inisiyatifi ele aldıklarında umutsuzluk umuda dönüşebiliyor, tıpkı Lokmacı'da olduğu gibi.
Kıbrıslılar kendi kaderlerine kayıtsız kaldıklarında da umutsuzluk girdabına sürüklenebiliyorlar.
Şimdi yeni liderler ve yeniden oluşturulan bir atmosfer var.
Umutlar yeniden yeşerdi.
Lokmacı'nın açılması Kıbrıslıların istediklerinde neleri başarabileceklerine ilişkin sembolik bir örnek oldu.
Lokmacı'daki bu sembolik örneği tüm Kıbrıs'a yaymak mümkün mü?
Bence mümkündür.
Yaşadığımız yakın tarih, kaderimizi şekillendirecek gelişmeleri sadece liderlere bırakmamak gerektiğini çok iyi bir şekilde öğretti bize.
Hem de acı bir şekilde.
Yeni süreçte Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar gerekli inisiyatif üstlenmeli, liderlerden önce halklar uzlaşmalı ve bu adada nasıl yaşayacaklarına kendileri karar vermelidir.
Önümüzde duran tarihsel görev budur...
|