|
Tarım Bakanı televizyonda anlattı.
Hayvancılar Birliği'nin meclis önünde yaptığı eylemde "başbakan dışarı, tarım bakanı dışarı" diye tempo tutulması üzerine Başbakan ve Tarım Bakanı eylemcilerin yanına gitmişler.
Daha varmadan, eylemcilerden bazıları üzerilerine hayvan yemi atmışlar. Üstleri-başları hayvan yemi olmuş.
Sonra küfürlü pankartlar ve küfürlü konuşmalar.
Bu devlet adına utanç verici durum medyaya pek yansımadı galiba.
Hayvanları sakatlama pahasına meclis bahçesine atma işi de "yanlış yaptınız" türünden tepkilerle geçiştirildi.
Bazı sendikacıların ilgili bakanları aşağılaması, bazı belediye başkanlarının televizyon ekranlarında adabı-muaşeret kuralları dışında konuşması gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Başbakan "bana küfrediyorlar ve bu beni çok üzüyor" diyerek tepkisini ortaya koydu.
Fakat ondan öteye de geçmedi.
Ondan ötesi ne midir?
Beğenseniz de beğenmeseniz de bu topraklar üzerinde bir devlet vardır. Ve bu devletin de itibarı da söz konusudur.
Bunu korumak da hepimizin görevidir.
***
Küfür ve hakaret bilgisizliğin yani cehaletin eseridir.
Aşağılamak ve o çerçevede zor kullanmak da haksızlığın kanıtıdır.
Ülkemizdeki sığ siyasi koşullarda maalesef küfür ve aşağılama geçerli bir politik eylem haline dönüştürüldü.
Aslında kendisi üretemeyen ve dışarıdan beslenen yapı da buna katkıda bulunuyor.
Serbest piyasa koşullarında oluşmayan ekonomi, üretilenin karşılığını veremiyor ve böylece dışardan beslenme bağımlısı oluyor.
Her sorun çıktığında da "nereden bulursanız bulun ama bize verin" mantığı devreye giriyor.
Eğer verilmezse de devletin itibarını dahi ayaklar altına alacak şekilde davranılıyor.
Fakat her şeyin bir hududu vardır ve elbette bu tür davranışların da bir haddi olmalıdır.
***
Sayın Başbakan, Sayın Bakanlar ve diğer devlet görevlileri kendilerini "uzlaşmacı" sayabilirler ve bazı çıkar odakları (sendikalar ve meslek örgütleri de buna dahildir) ile iyi geçinme politikası güdebilirler.
Bu siyaseten bir tercihtir ve kimsenin bir şey diyeceği yoktur.
Fakat istediğimiz düzeyde olmasa da Kıbrıs Türkünün iradesini yansıtan devlet örgütlenmesini zafiyete uğratacak tutumlara kimse izin vermemelidir.
Başbakan ve bakanlar dahil. Muhalefet partileri ve muhalefet milletvekilleri de dahil.
Hiç kimse ama kimse devletin itibarı noktasında sığ davranamaz.
Günlük sorunlar gelip geçicidir. Politikacılar da öyle makam sahibi olma da öyle.
Çocuklarımıza miras bırakacağımız kendi kendilerini yönetecekleri bir düzen olacaktır.
Zaten yaralı bir düzeni tamir etmeye çalışırken büsbütün öldürmeyelim...
|