|
Sevgili Erhun Şahali geçen hafta bu köşede yayınlanan yazıyla ilgili duygularını ve görüşlerini içeren bir mektup gönderdi.
Mektubun tam metnini yazının sonunda bulabilirsiniz.
Aslında geçmişte kalmış konuları yeniden ısıtıp, toplumun gündemine sokma gibi bir derdim yoktur.
Üniversite Temsilciler Konseyi (ÜTK) ile Kıbrıslılar Öğrenim ve Gençlik Federasyonu (KÖGEF) arasındaki kıyaslamayı Mağusa Kültür Derneği'nin sergilediği Çürük Elma oyununu izledikten sonra yaşadığımız biraz da nostaljinin etkisiyle yaptım.
Gündemin rahat olduğu zamanlarda üniversite gençliği, onların kurduğu dernekler ve bu derneklerin Kıbrıs Türkünün aydınlanmasına-çağdaşlaşmasına etkilerini tartışabiliriz.
İlk neslin Osmanlı mekteplerinde yetiştiği ve Osmanlı'ya sadrazam olduğu ve sırasıyla İngiltere'de özellikle hukuk eğitimi alanların yaptıkları ve yakın geçmişe damgasını vuran, bizim de yetişmemize katkı koyan Erenköy kuşağı ve 1968 süreciyle birlikte ortaya çıkan KÖGEF ve sonrası ÜTK.
Erhun, doğru bir tespitle, şimdilerde toplumunu etkileyen bir üniversite gençlik hareketinin kalmadığını kaydediyor.
Kanımca bunun sorumlusu şu anda devlet yöneticisi pozisyonunda olan KÖGEF kuşağının önde gelenleridir.
Tarih boyunca Kıbrıs Türkünü ileriye doğru yönlendirici en önemli dinamik olan üniversite gençliği, bu kuşağın partisel gelecekleri uğruna heba edildi ve şimdi büyük bir boşluk vardır.
Ortaya çıkacak tartışmaları ve spekülasyonları tahmin edebiliyorum ama belirtmeden de geçemeyeceğim, aynı kuşak dönemin "teşkilat mantığına" karşı Kıbrıs Türkünün aydınlık yüzünü temsil eden Cumhuriyetçi Türk Partisi'ne (CTP) de benzer şeyleri yapmak üzeredir. Cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, bakanlık ve bürokrat makamlarında oturmalarına karşın.
ÜTK hareketi ve onun yetiştirdikleri aslında toplum içinde mütevazı bir şekilde dönüştürücü rollerini oynuyorlar.
Belki de kendilerinden sonrasını düşünmeyen ve planlamayan bir önceki kuşağın yarattığı kısır politik ortam nedeniyle siyaset sahnesinde yokturlar.
Ama görüyorum ki bulundukları her yerde üretkendirler ve toplumu soğuk savaş mantığından temizlemenin öncüsüdürler.
Sevgili Arhun'a müsterih olmasını tavsiye ederim ki ÜTK kuşağı Kıbrıs Türkünün tarihinde iz bırakmıştır ve geleceğe yönelik ciddi bir potansiyel olarak orada durmaktadır.
Bu potansiyelin harekete geçeceği zamanın uzak olmadığını düşünüyorum.
***
Erhun Şahali'nin gönderdiği yazının tam metni şöyledir:
Sevgili Başaran Düzgün,
27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü dolayısıyla Mağusa'da izlediğiniz Çürük Elma oyunu hakkındaki izlenimlerinizi ve sizde yarattığı çağrışımları aktardığınız yazınızı öncelikle ilgiyle, ama biraz da buruk bir sevinçle okudum.
Yazınızda bir dönemin Kıbrıslı Türk yüksek öğrenim gençliği hareketine damga vurmuş ve sizin de eski bir üyesi olduğunuz Üniversite Temsilciler Konseyi'ne (ÜTK) göndermeler yapmış olmanız bu hareketin ve yaptıklarının belli kesimlerce de olsa hala hatırlanıyor olması bakımından önemliydi. 1995-96 döneminde benim de genel başkan olarak görev yaptığım ÜTK'dan aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen ve bugün artık ÜTK diye bir örgüt kalmamış olsa da bir köşe yazarının makalesinde bahsetmesi benim açımdan son derece anlamlıydı. Demek ki, ÜTK hareketi toplumsal bellekte bir iz bırakabilmiş. KÖGEF-ÜTK bağlantısı ve geleneği hakkında yaptığınız tahliller de son derece sağlıklıydı diye düşünüyorum. Bunun için size özellikle teşekkür etmek isterim.
Dediğim gibi, makaleniz beni hem sevindirdi, hem de birazcık üzüp düşündürdü. Yeniden hatırlanmak, tarihe bir not düşü iz bırakmak sevindiriciydi. Üzücü olup düşündürense bugün artık böyle ses getiren, yaptıkları, söyledikleri dikkate değer bulunup muhatap alınan bağımsız gençlik örgütlerinin olmamasıydı.
Konu hakkında söylenebilecek daha çok şey var elbette ama bu aşamada kısaca naçizane düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim.
İyi çalışmalar dilerim.
Erhun Şahali
Doğu Akdeniz Üniversitesi
Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi
Tel: 0533-861 52 11
|