|
Şimdi Kıbrıs sorunuyla ilgilenmek varken, 15 ve 20 Temmuz'un yarattığı sonuçları yorumlamak gerekirken ve bitmek bilmez tartışmaların kazanına kepçe sallamak dururken taş ocaklarına nerden taktın diyecek olanlara yanıtım hazırdır:
Sıcaklardan.
Lanet olası, gölgede 43 derece, güneşte 55'i geçiyor. Bu sıcağa ne beyin dayanır ne beden.
Sulanan bir beyin de böyle takıntılar yapar.
Görmemesi gereken şeyleri görür, duymaması gereken şeyleri duyar, söylememesi gereken şeyleri söyler.
"Hergün önlerinden geçip gidiyordun da şimdi mi gördün" diyenler ne kadar haklı.
Onların beyinleri sulanmadığı için ne kadar şanslılar.
Ve ne kadar "zekice" konuşuyorlar.
Hergün görüyorsan sorun yok.
O artık "normaldir" ve hayatımızın bir parçasıdır.
Biraz da sorun edersen kapa gözlerini görmezsin. Tut nefesini tozundan zehirlenmezsin.
Böyle takıntı yapmaya ne gerek var birader.
***
Şaka bir yana, taş ocaklarıyla ilgili yaşanan felakete ilgili bakanlığın ve genelde hükümetin duyarsızlığı bu güzelim ülke için daha da büyük bir felaketi ortaya çıkarıyor.
Hergün onlarca ağaç yok edilirken, yüzlercesi kurumaya terk edilirken, dünyada eşi benzeri az bulunan dağlarımız delik deşik edilirken ve devletin koyduğu kurallara devletinki de dahil birçok taş ocağı uymazken büyük bir sorunla karşı karşıyayız demektir.
Bu duruma şimdilik seyirci kalmayı tercih eden yetkililerimiz varken de sorunların en büyüğünü yaşıyoruz demektir.
Çevre Bakanlığı elindeki taş ocaklarını işletme kurallarını derhal yürürlüğe koymalı ve kurallara uymayan taş ocaklarını kapatmalıdır.
Bunu derhal yapmalıdır çünkü uzmanlar uyarıyor:
Felaket öyle boyutlara ulaşmıştır ki geriye dönüş mümkün olmayabilir.
***
Başbakan Ferdi Sabit Soyer dün Bakanlar Kurulu toplantısına girişinde yaptığı açıklamada bazı bakanların değiştirilmesinin gündemlerinde olduğunu duyurdu.
Başbakan benzer bir açıklamayı geçtiğimiz gün KIBRIS gazetesine de yapmış ve konu manşetten yayınlanmıştı.
Batı demokrasilerinde kabinede değişiklik yapmak sıkça başvurulan bir yöntemdir.
Bakanlar icraat yapmak için vardırlar.
Varolan sorunları çözmek, daha iyi ve daha güzeli gerçekleştirmek için çalışırlar.
Fakat uzun bir süredir, kabinenin önemli bir bölümünün sorunları çözmek bir yana varolan sorunların bir parçasına dönüştükleri gözlemlenmektedir.
Şüphesiz bu durum da hükümetin topyekün performansını ve imajını etkilemektedir.
Batı'da bakanlık bir hizmet makamı olarak algılanır ve hizmet yapılamayınca o makamı terk etme kültürü vardır.
Bizde ise maalesef tam tersidir.
"Parti içi dengeler" ya da "parti içi güç odaklarının" pozisyonlarıyla oluşan kabineler bir süre sonra "koltuğu koruma" sevdasına dönüşmekte ve ülkeye ciddi zararlar vermektedir.
Hükümet, bugün, böylesi bir durumla karşı karşıyadır.
Umarız kısa sürede gerekli değişiklikler yapılır ve sorunların çözümünde gerekli dinamizm yakalanır.
Yoksa topyekün zararını hepbirlikte çekeceğiz...
|