Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Yoldan çıkıp takla atan otomobilin sürücüsü öldü
Bebek kürtajla alınacak
Ya yasanız gidecek, ya da siz
Avrupa Parlamentosu'ndan fazla bir beklenti olmamalı
Kemal Sunal, mezarı başında anıldı

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Karşılığı alınan ulusal nöbet silinir...

Hasan Hastürer

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünya üzerinde ulusal bir nöbetin saygınlığının bizdeki uygulamalarla iğfal edildiğinin bir başka örneği yoktur.

Bu tür nöbetlerin karşılığı bir madalya ve yazılı bir belge olur.

Hizmet yılları iki ile çarpıldığı, Rumun malına sahip olmak için puan alındığı için kimse ortaya çıkıp, torundan toruna taşınacak bir madalya talep etmedi.

Milliyetçilik konusunda mangalda kül bırakmayanlara yıllar geçse de bu düşüncemi aktarma fırsatı bulduğum için mutluyum.

Lefkoşa'daki Atatürk Kültür Merkezi'ndeki salon Kamu-Sen üyeleri tarafından doldurulmuş bir halde... Konumuz "Kamuda verimlilik, sorunlar ve çıkış yolları." Konuşmacılar ise Salih Coşar, Muharrem Faiz ve ben...

Önce en uzun süre Maliye Bakanlığı yapan Salih Coşar konuştu... Bir anlamda dünden bugüne nasıl geldiğimizi anlattı. Aslında kamudaki yapılaşmada, pek çok kazanım nitelikli yasal düzenlemede Salih Coşar'ın ciddi payı ve etkisi var. Belki de bu nedenle sistemi sorgulayıp mahkum etmedi. Kamuda verimsizlik iddialarını bir anlamda reddedip izleyen çalışanlardan alkış alacak şekilde çalışanların suçsuzluğunu anlattı.

Hiç kuşku yok Coşar, sadece bunları söylemedi.

Yaklaşık 45 dakikalık konuşmasında bir anlamda "kamuda verimliliğin" dünden bugüne serüvenini anlattı.

* * *

Coşar'dan sonra söz bana geldi.

Bu tür platformlarda dinleyenlerin düşüncelerini dürtmeye, şiddalamaya bayıldığımı söyledim önce.

Ekonominin üretimden yoksunluğunu anlattım.

Ekonomi yoksa, üretim gailesinin en genel anlamda olamayacağını seslendirdim.

1974'te yediğimizin Rum'un "Ahhh!"lı ganimetinin tüm değerlerimizi toz duman ettiğinin altını çizip, tahrip edilen tüm değerlerin aradan geçen 34 yıla karşılık yeniden 34 yıl önceki noktaya gelemediğinin altını çizdim.

Konuşurken salonda bulunanların ne kadar dikkatle dinleyip dinlemediğini de takip ettim doğal olarak. Sözlerime salondan olumlu tepki geldi birçok kez.

Ama ilk fark edilen olumlu tepki hangi cümlede geldi bilir misiniz?

Şu cümlede. " KARŞILIĞI ALINAN ULUSAL NÖBET SİLİNİR, YOK SAYILIR."

Arkasını getirmeden alkışın gelmesi söylediğimin altına imza atılmasıydı.

Ama ben devam ettim:

" O günün koşullarında herkes mücahitlik nöbetini tuttu. Kimse de kışlanın kapısından girerken ne zaman terhis olacağını bilmiyordu.

Gün geldi savaş yaşandı. Terhis olanlar yine silah elde cepheye koştu. Bunlar yapılırken mücahitlik yılları emeklilik bakımından iki ile çarpılıp hesaplansın, hesabı yoktu.

Rum ganimeti dağıtılırken mücahitlik yıllarına karşılık puan verilsin ve o puanlarla mal mülk sahibi olunsun diye düşünen de yoktu. Mücahitlik yıllarının karşılığı bir biçimde maddiyata dönüştürüldüyse artık, kimse "Ben şu kadar yıl mücahitlik yaptım" diye pohporozlanamaz."

Dünya üzerinde ulusal bir nöbetin saygınlığının bizdeki uygulamalarla iğfal edildiğinin bir başka örneği yoktur.

Bu tür nöbetlerin karşılığı bir madalya ve yazılı bir belge olur.

Hizmet yılları iki ile çarpıldığı, Rumun malına sahip olmak için puan alındığı için kimse ortaya çıkıp, torundan toruna taşınacak bir madalya talep etmedi.

Milliyetçilik konusunda mangalda kül bırakmayanlara yıllar geçse de bu düşüncemi aktarma fırsatı bulduğum için mutluyum.

* * *

Konuşmamda ve sorulan soruları yanıtlarken pek çok konuya değindim.

Ama bir konu vardı ki buraya alarak daha geniş okuyucu kitlesiyle de paylaşmak istiyorum.

"Kamuda sendikacılık çok zor aslında" deyip ekledim:

" Kamu-Sen'in 33. Kuruluş Yıldönümü çerçevesinde düzenlediği, "Kamuda verimlilik, sorunlar ve çıkış yolları" başlıklı panel türü çalışmalar hariç sendikaların mücadelesinde en büyük dilimi ekonomik talepler alır. En büyük işveren olana devletle pazarlık artık eskisi kadar mutlu sonla sonuçlanmıyor. İşte bu yılki örnek 2008'in üçte biri geride kaldı, sendikalarla hükümet doğru dürüst görüşme bile yapamadı. Kamudaki sendikalar çok iyi biliyorlar ki uzun süreli grevler yapamazlar.

Neden?

Çünkü özel ile kamu çalışanının geliri arasında uçurum var. Devlet çalışanları çok mu alıyor? Farklı ülkelerle, farklı kriterlerle ölçülüp kıyaslandığı zaman çok olmayabilir. Ama özel sektör çalışanlarıyla kıyaslandığı aman devlet çalışanlarının maaşları, ücretleri oldukça öndedir. Bunun herkes farkındadır. Bu fark ediş alınan paranın gizli hak ediş sorgulamasına neden oluyor. İşte o gizli sorgulama uzun soluklu sendikal eylemleri olumsuz etkiliyor. Kamu çalışanlarının ciddi bir çoğunluğu hem özel sektör çalışanlarının kazançlarını hem de uzun süreli grevde maddi kaybını düşünüp daha kolay yan çiziyor. İşte bu şartlarda çok kolay örgütlenilen kamuda sendikaların ciddi ve uzun süren mücadeleleri zordur."

Bu söylediklerime salondan farklı tepki gelmedi, tam tersi pek çoğu, "Doğrudur" diye söylediklerimi onayladı...

* * *

Sözlerimi tamamlarken, önce "Kötü örnek, örnek alınamaz" dedim... Kamudaki verimsizliğin yaygınlaşma nedenlerinden birinin özellikle üst kademeden aşağı aktığını anlattım.

Laçkalaşan yapı içinde iki sözün çok yaygın kullanıldığını anımsattım... "Böyle başa böyle traş... Salla başı kap maaşı..."

Salon gene alkışlarla inledi...

Günün sözü:

Geciken önlem, tahribatı derinleştirir

   509 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Temmuz 2008, Cumartesi   Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelçiliği...
04 Temmuz 2008, Cuma   Yurt dışındaki insan kaynaklarımızı da bilmiyoruz...
03 Temmuz 2008, Perşembe   Rauf Denktaş'tan mektup var...
02 Temmuz 2008, Çarşamba   Talat'ın dört buçuk saatlik sabrı ve Hristofyas'ın sıkıntısı...
01 Temmuz 2008, Salı   Sıkıntı lafı kıvırmada...
30 Haziran 2008, Pazartesi   Bunun adı adres olmaktır...
29 Haziran 2008, Pazar   Dün, bugün, yarın... İşte Budapeşte...
28 Haziran 2008, Cumartesi   KTHY'nin talihsizliği nerede?
27 Haziran 2008, Cuma   Kalitesizlikten öte kullanılamaz su...
26 Haziran 2008, Perşembe   Tarihi izlerine baktım, bugünü ve geleceği düşündüm...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2301 1.2388
1 STERLİN 2.4374 2.4555
1 EURO 1.9314 1.9407



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Her yolun bir sonu vardır

Başaran Düzgün

DENKTAŞ'I DA TUTUKLARLAR MI?

Ali Baturay

BAKOYANNİ'NİN GÖZÜ

Hasan Hastürer

Aziz Kent'in gördüğü adres TC Büyükelç...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(23)...

Akay Cemal

Kissinger'den Denktaş'a tavsiye: E...

Ahmet Tolgay

HALKTA İPSARO DUYARLILIĞI...

Bilbay Eminoğlu

Bir bardak yeşil çaya ne dersiniz?

Necdet Ergün

Ekonomide "kapasiteler ve kârlar" ...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Uzm. Mine Çağlar

Güneş ışınları ve cilt kanseri

Dr. Umut Altunç

KLİMA İLE GELEN ATEŞ!

Aysu Basri

AYRILIRKEN DE SEVEBİLMEK

Sevilay SADIKOĞLU

Çocuğuma okul arıyorum...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Türem Delikurt

Multipl Skleroz

Dr. İsmail KEMAL

Sarkozy'nin Akdeniz projesi

Emin AKKOR

Uzman raporuna kulak tıkayan hükümet, halk...

Oğuz Metiner

Mübarek Üç Aylar

Ali Özçil

Yazın sevilen meyvesi kiraz

Bedia BALSES

KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ

Beste SAKALLI

ULUSLARARASI İSKELE FESTİVALİ II. ŞİİR BUL...

Psikolog Ayla Kahraman

Zamanı yaşamak ya da harcamak

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Ç İ N Tuzu Dedikleri...

Osman Ertuğ

Meselenin özü

Bener HAKERİ

Şairler, ah bu şairler!

Ata ATUN

TEK EGEMENLİK, TEK VATANDAŞLIK

Mehmet RATİP

Tahtası eksik bir ülke ve "su tahtası&...

Dr. Orhan Aydeniz

Kuraklık felaketi ve çözüm yolları

Harid Fedai

Halayık - Kapu Cinâyeti

Cumhur DELİCEIRMAK

BOP TARAFI





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital