|
Senelerce bu ülkede her seçim zamanı şu söylenirdi: "Bizi seçin, çünkü Türkiye'den en çok parayı biz alabiliriz. CTP'yi seçerseniz Türkiye parayı kesecek ve aylıkları bile ödenemeyeceksiniz."
Yeniden o günlere dönmeyelim. Halkın iradesi belirlenirken, "Kim Ankara'dan daha kolay ve daha çok para koparır?" sorusunu sordurmayalım. İyi-kötü aldığımız mesafeye yazık olur
Dünyada siyasetin en ucuz yapıldığı ülkeleri sıralamaya kalksalar eminin KKTC ön sıralarda yer alır.
Basit hesapların egemen olduğu bir siyasal ortamda çok doğaldır ki yapılan siyaset de basit olur.
Siyasetin kalite çıtasını yukarılara çekemediğimiz sürece hiç bir sorunumuza kalıcı çözüm bulamayız.
Sorun, sıkıntı ve felaket üzerine kurulan siyaset, gece kondu kadar sağlam olur.
Bir bakıyorum hükümetle, daha doğrusu CTP ile sendikaların karşı karşıya gelişi, UBP ve DP'de ağızları kulaklara taşıdı.
Bu köşeyi takip edenler en sert eleştirilerin burada yapıldığını bilir.
UBP zamanında doğruya doğru, eğriye eğri dedik.
CTP geldi. Aynı şekilde doğruya doğru, eğriye eğri demeye devam ettik.
Tarafımız halktan yana oldu.
Siyasi iktidarı elinde tutanlara karşı yıkıcı olmadan, hoşgörülü sabır göstermeyi de hiç ihmal etmedik.
* * *
Kıbrıs Türk insanının yaşamında en uzun iktidar sorumluluğunu UBP taşıdı. DP'nin hükümetteki sorumluluk günleri de az değildir.
Kimse aksini söylemesin, Kıbrıs'ın kuzeyinde değirmen hep taşıma suyla döndü.
Kıbrıs Türk insanının kendi ayakları üzerinde durmasına yönelik bir ekonomi politikamız hiç olmadı.
1974'e kadar varlığı kabul edilebilir bir ekonomimiz yoktu. O şartlarda Türkiye parayı yolladı biz de mücahitlik yaptık.
1974 sonrası kendi ayakları üzerinde durabilecek bir ekonomik yapı kurulabilirdi. Ya istenmedi ya da becerilmedi. Rotası olmayan, pusulası bozuk ekonomik yapıya rağmen yarattığımız değerler oldu. O artı değerleri kontrol edemedik.
Türkiye'nin vereceği paraya hep bağımlı olduk.
CTP'den önce bu böyleydi, CTP'den sonra da maalesef böyle kaldı.
Referandum sonrası inşaat sektöründeki patlama piyasayı sıcak para bakımından dopingledi. Arkasının gelmeyeceğini CTP adına hükümet edenler görmedi. O görmeyişin de bedeli bu günlerde ortaya çıktı.
Bakkal dükkanını işletme vizyonu kadar vizyon olsaydı bu günler önceden görülürdü.
* * *
Bugün yaşananların kökü geçmişe uzanır.
Bu gün kazanım olarak seslendirilenlerin büyük çoğunluğu kaynak güvencesi olmadan verilen haklardır. Aslında hak demek yanlış olur verilenler siyasi rüşvetlerdi.
Toplum olarak, kamu çalışanları olarak gıkımızı çıkarmadan alıp kabul ettik.
Aslında sessizce kabul etmenin altında, ganimet zenginlerinin etrafta cirit atmasının da payı vardı. O kadar haksız ve büyük vurgunlar vurulurdu ki kamu çalışanlarının aldığı devede kulak kalırdı. Ama gün gele kamunun cari giderlerinin karşılanamayacağı ortadaydı.
Aslında 2000'li yılların başında tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Önlemler gündeme geldiği zaman CTP muhalefet mevzisinden sendikalarla birlikte karşı çıkmıştı. O günleri de hatırlamak ve hatırlatmakta sakınca görmem.
* * *
Genel grev sonrası Başbakan Soyer dünkü Bakanlar Kurulu toplantısı öncesi eşel-mobil konusunda akılcı bir tavır sergileyip konunun yeni yasama yılına bırakıldığını açıkladı.
Bu tavrı beyaz, teslim bayrağı çekmek olarak görmüyorum. Tam tersi barışçıl çözüm yönteminin simgesi olan zeytin dalı uzatmak olarak görüyorum.
Şimdi artık, kılıçların kına sokulup, akılların başa toplanmasının zamanıdır.
Şimdi artık, açıklama düellosunun bırakılıp, çözüm bulmak için konuşma zamanıdır.
* * *
Yazıma noktayı koymadan bir konunun altını çizmek isterim.
Senelerce bu ülkede her seçim zamanı şu söylenirdi: "Bizi seçin, çünkü Türkiye'den en çok parayı biz alabiliriz. CTP'yi seçerseniz Türkiye parayı kesecek ve aylıkları bile ödenemeyeceksiniz."
CTP, seçimden galip çıkarken Yeni Ankara dediğim AKP ile fazla iç içe bir görünümlü o mesajı gizli gizli de olsa verir gibi olmuştu. Yani CTP de eskiler kadar olmasa da yanlış yapmıştı.
Yeniden o günlere dönmeyelim. Halkın iradesi belirlenirken, "Kim Ankara'dan daha kolay ve daha çok para koparır?" sorusunu sordurmayalım. İyi-kötü aldığımız mesafeye yazık olur.
Günü sözü:
Kılıçla oynayan, kılıçla ölür
|