|
Altıncı sınıfta onunla tanıştık...
Erol Hoca ile...
Pos bıyıklı sevecen bir insandı...
Soyadı Erduran...
Hala bir er gibi duruyor...
Ayaküstü market sohbetlerinde de bizleri soruyor...
Kim, nerede nasıl diye...
Keşke yılları geri döndürebilme gücüm olsaydı..
Ne sahneler kurardım...
***
Yanılmıyorsam bir müddet İngiltere'de eğitim görmüştü...
Ve bir Şekspir hayranıydı...
"Onikinci geceyi" ve o sahnelerin muhteşemliğini bize anlatırken kendinden geçerdi...
Güzel insandı ve hep öyle kaldı...
Ne mutlu ona diyerek yürüyelim...
***
Erol Hoca, Semra'nın eniştesiydi...
Semra ise Ahmet Cafer'in kızı...
Ahmet Cafer bey taviz vermez bir bürokrattı...
Yüzünün güldüğünü hiç hatırlamam...
Demek ki, Erol Hoca ile bacanaktı...
Zamanı yılların süzgecine verince, eski şarkılarda teselli bulursunuz...
***
Uzatmayalım...
Dokuz yaşına kadar yüzünü bile yıkamayı beceremeyen bir çocuk...
Ayakkabılarını bağlamaktan aciz...
Hangi sınıfa girer bilemem...
***
O yıl, yani Erol Hoca'nın döneminde örnek öğrenci seçilmiştik...
İki kişiydi şampiyon...
Bazıları dudak bükerek baktı bu işe, bazıları hırsından ağlayarak...
Oysa, ağlanması gereken yılların arifesindeydik...
Ve o yıllarda kimse bunun farkında değildi...
|