|
Bölünmüş bir "1 Mayıs" kutlayacağız.
Evet, maalesef işçi bu yıl ikiye bölünüyor.
Hem de en anlamlı bayramında...
"Birlik, mücadele, dayanışma" sloganının atılacağı gün, küs kardeşler gibi, bir grup başka bir saatte, başka bir grup başka bir saatte kutlayacak işçi bayramını.
Politikacılarla, bazı sivil toplum örgütlerinin kavgası, işçinin de bölünmesine neden oluyor.
Ne isterse olsun, arada ne sorunlar yaşanırsa yaşansın bana göre 1 Mayıs ortak kutlanmalıydı.
Kıbrıs Barış Platformu'ndaki sivil toplum örgütleri ve siyasi partiler, CTP'yi "işçi ve emek düşmanı" ilan ederek, CTP yetkililerinin katılacağı bir törene katılmama kararı aldı.
CTP'nin Kıbrıs Barış Platformu'na, platformun ise CTP'ye bakış açısı bilinen bir şey, bir birlerini sevmediklerini, bir birlerine önyargılı olduklarını biliyoruz.
Tamam da bugüne kadar kutlanan 1 Mayıslarda katılımcılar can ciğer miydi?
Hayır, normalde pek anlaşamasalar da böyle anlamlı bir günde bir araya gelebiliyorlardı.
Ortak amaç uğruna işçi bayramında tek yumruk olabiliyorlardı.
Zaten son yıllarda bir gerginlik seziyordum ben bu 1 Mayıslarda, atılacak sloganlarla ilgili sürekli tartışma yaşanıyordu.
Bir grup, özgürce kutlama yapmalarına engel olunduğu konusunda sürekli şikayetçiydi.
Kutlamaları olaysız tamamlamak isteyen organizatörleri anlıyorum ama bence de 1 Mayıslarda fazla kısıtlama olmamalı, işçi gönlünce, içinden geldiği gibi kutlayabilmeli bayramını.
Yani olacağı belliydi.
Bence "CTP'yi istemeyiz" diyeceklerine, kürsüye çıkıp, orada bulunan CTP'li yöneticileri eleştirebilirlerdi.
CTP'yi biz de eleştiriyoruz, gerçekten de hükümette önemli zaafları oldu bu partinin, ama 1 Mayıs'tan dışlamak, "onların olduğu yerde biz yokuz" demek ne kadar doğrudur?
Değil CTP, kim isterse olsun, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarına katılmak isteyene nasıl "içimize gelme" diyebiliriz ki?
CTP bugün önemli hatalar yapıyor olabilir ama bu memlekette bugünlere gelene kadar demokrasi mücadelesinde CTP'nin ve CTP'lilerin verdiği mücadeleyi inkar edebilir miyiz?
Geçmişteki baskıcı günleri ne çabuk unuttuk.
İşçinin, işçi bayramını kutlaması bile cesaret isterdi eskiden, ben işçi bayramına katılıp da gazetelerde fotoğrafları çıkan insanları UBP'nin işten attırdığı günleri hatırlıyorum.
Bugün herkes "lay lay lom" 1 Mayıslara katılabiliyor ama geçmişte yürek isterdi, o baskıcı yönetimler altında yine de bir şeyleri göze alıp oraya katılmanın insana verdiği iç huzuru, tüylerimizin diken diken oluşunu unutmak imkansız.
Bugün 1 Mayıs'ta görmek istemediğiniz, bizim de yerden yere vurduğumuz o Ferdi Sabit Soyer var ya, çok engelli, dikenli yollardan, nice mücadeleler vererek bugünlere gelmiştir.
Bir Derviş Eroğlu ve benzeri sağdaki yöneticiler gibi bir eli yağda bir el balda gelmemiştir bugünlere ve o baskıcı günleri, insanlara dünyayı dar eden o dehşet UBP günlerini, Denktaş günlerini unutarak, onlarla aynı kefeye koymak, ona, "onlardan farksızdır", "faşisttir" demek bence haksızlıktır...
Bugün o platformda olup da bu zor günlerden geçen takdir ettiğim arkadaşlarımız vardır ama bugüne kadar hiçbir mücadelede yer almamış, sistemin tüm avantajlarından sonuna kadar yararlanan sonradan kahramanlar da vardır ki, o geçmişteki mücadeleleri hayallerinde bile göremezler.
Tamam, bugün bazı CTP'liler geçmişini inkar edercesine hareket ediyorlar, zaman zaman onları tanıyamaz oluyoruz, bugün birçok konuda öfkemizi kabartıyorlar ama 1 Mayıstan defedilmeyi de hak etmiyorlar diye düşünüyorum.
Her ne kadar CTP'yi yönetenler tabanıyla bazı sorunlar yaşasa da, o taban başkanlarının, yöneticilerinin dışlandığı bir törene katılmaz, yani Ferdi Sabit Soyer'e kırmızı kart, diğer CTP'lilere de kırmızı kart anlamını taşır.
En kötüsü de, dediğim gibi bu kavga nedeniyle bir grup işçi sabahtan, bir grup işçi öğleden sonra kutlayacak 1 Mayıs'ı.
Aslında bunları yazmanın da anmalı yok, saflar ayrılmış bir kere.
İnşallah seneye bu sorunlar yaşanmaz.
|