|
"İstanbul Gazeteci Sempozyumu"nu tamamladık.
Oldukça yararlı bir sempozyum oldu.
İlk ikisi Kıbrıs ve Yunanistan'da, sonuncusu da İstanbul'da yapılan sempozyumlar içerisinde en iyisi İstanbul'dakiydi bana göre.
Her konuşmacı ilgiyle dinlendi ve ardından da diğer katılımcıların sorularıyla bolca tartışma ortamı yaratıldı.
Hatta o kadar çok soru ve görüş vardı ki sempozyumu yönetenler, bir yerden sonra kesmek zorunda kaldı.
Zaman zaman katılımcılar, soru soranlar, politikacı gibi davransa da sonuçta bir etkinlikti bu ve ne kadar yararlanılabilirse o kadar iyi.
Dünkü günün en ilginç konuşmasını Sami Özuslu yaptı.
Özuslu'nun ortak terminoloji üzerine yaptığı esprili sunum sanırım iki gün boyunca tüm konuşmacılar ve diğer katılımcıların konuşmaları arasında en "güler yüzlü" konuşmaydı.
"Aşk Adası Kıbrıs'ta Sevişen Kelimeleri Bulmak" isimli konuşmasında, her iki tarafı da rahtsız eden kelimelerin kullanılmaması, onların yerine ortak ve rahatsız edici olmayan kelimeleri kullanma üzerine Sami'nin yaptığı öneriler, tebessümle dinlendi.
Kimilerine fantastik gibi gelse de destekleyenler de çok oldu.
Zaten Sami de sözlerinin başında; "Kıbrıs'ta sevişen kelimeleri bulmak adına başlaması ümit edilen bir arayışın, biraz mizah, biraz sevgiyle yoğrulan müsveddesidir sadece" dedi.
Hem sözlerinin başında hem de sonunda "müsvedde" dedi bu sempatik, esprili önerilerine ama "Savaşsız, çatışmasız, aşk ve sevgi dolu Kıbrıs için" durup kafa yordu...
Sami, "Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum medyasında kelimeler üzerinden 50 yılı aşkın bir süredir devam eden kapışmaya son verebilir miyiz?" düşüncesiyle bu önerileri yaptı ve buna saygı duydu birçok kişi.
Aslında bu terminoloji üzerinde pek fazla kafa yormam ben...
Kesinlikle rahatsız edici kelimeleri kullanmam, yazılarımı okuyanlar bilir ama başkaları da nasıl söyler pek umurum olmaz ama tam bu noktada Sami, bu tür rahatsız edici kelimelerin her iki tarafta çözüm istemeyen, çözümsüzlük için uğraşan fanatikleri beslediğini, onlarla beslenip, karşı hamleler hazırladıklarını ve bunun sürüp gittiğini, gerginliğin de sürdüğünü söylüyor ki ona hak vermemek elde değil.
Aşk adası Kıbrıs'ta sevişen kelimeleri bulabilir miyiz bilmiyorum ama yine Sami'nin de kabul ettiği gibi pek de kolay olmayacak bu iş.
Dün diğer konuşmacılar arasında akademisyen araştırmacı Dr. Stephen Larrabee, Prof. Dr. Soli Özel, Prof. Dimitris Kerides ve CyBC'den Yinannakis Kareklas vardı.
Özellikle akademisyenlerin konuşmaları ilgiyle dinlendi, başta da Prof. Dr. Soli Özel, Türkiye'deki son gelişmelerle ilgili doyurucu açıklamalarda bulundu.
Sempozyumun ilk günkü başlangıcından son güne kadar herkesin merak ettiği "AKP'nin kapanıp kapanmayacağı" meselesiydi.
Herkesin üzerinde durduğu konu; AKP kapatılırsa Kıbrıs'ta çözüm çabalarının sekteye uğrayacağı, en azından bir gecikme yaşanacağı yönünde.
Prof. Dr. Özel, AKP'nin kapatılacağına kesin gözüyle bakıyor ve partisinden daha popüler olan bir Recep Tayyip Erdoğan'ın büyük kayıp olacağını, başka bir Erdoğan bulmanın zor olduğunu, bu durumun siyaset yasağı gelmesi durumunda AKP'lilerin B planını etkileyeceğini söylüyor.
***
Ve söz verdik, bugün spor yazacaktık değil mi?
Yazacak halimiz mi kaldı?
Ben, Hasan Hastürer, Sami Özuslu ve Osman Kurt dün sempozyum sonuçlandıktan sonra Fenerbahçe- Gençlerbirliği maçına gittik.
Atmosfer güzeldi, Fenerbahçe çok iyi oynamadı ama beş gol gördük, o da güzeldi.
Basın tribünündeki ekranlardan Sivas- Galatasaray maçına da baktık.
Sivas'ın 3 atacağını bildik de 5 yiyeceğini düşünemedik.
Güzel bir gündü ama dönüşte bayrakları ile sokaklara dökülen Galatasaray taraftarları arasında kaldık, bütün gece de yorulmadan dolaştılar.
Kadere bakın siz, gel sen İstanbul'a Cimbom sevinci izle!
Ne diyeyim ki, Kıbrıs'taki Fenerlilere güzel haberler göndermedik ama çıkmayan candan umut kesilmez, bir bakarsınız Gençlerbiliği Oftaş 1-0 Galatasaray'ı yener, Fener de Trabzon'dan galip döner.
Çok mu hayalperestim, ne yapalım ne kaldı ki Fenerlilerin elinde hayalden başka?
Ya tutarsa?
|