Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Bugün doktora veren yarın mühendise öğretmene vermek zorunda kalır

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ekim 2007, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hükümet etmek ciddi iştir. Çünkü yönettiğiniz devlettir şirket değildir. Devlet dediğiniz kurumsal yapı adalet dağıtan ortak kasamıza sahip çıkan topluma emsal olan yerdir. O yüzden devlet herhangi bir konuda karar alacağında enine-boyuna iyi düşünmelidir. Çünkü devletin yanlış ve meşru olmayan uygulamaları toplumun dirliğini bozar, piyasaları saptırır.

Eğer hükümet herhangi bir alanda reform yaparken reform yapacağı alandaki gayri yasal davranışları sapmaları bozuklukları ya da hakları örgütlü ve baskın gruplara yenik düşerek yasal hale getirmeye kalkarsa o vakit bundan sonra değişim ve reform adına müdahale edeceği her alanda dikiş tutturamaz benzer darbeleri yemekten kurtulamaz.

Bakın eskinin yerine yenisini koymaya çalışırken çok dikkatli ve titiz davranmalıyız, doğru ve meşru olan politikaları oluşturmalıyız. Yoksa meşru olmayanı yaparsak kaos yaratarak yeni sapmalara neden oluruz.

Devlet güçsüz ve özürlü kişiler hariç kimseye iltimas geçmemelidir. İcraatlarında adalet dağıtmalıdır. Aksi halde adalet ve meşruiyet dağıtmayan bir devlet farklı kesimlerin sonu olmayan yeni talepleri karşısında çöker. Bir defadan bir şey olmaz demek devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz.

Sağlık Reformundaki "Defo"

Bildiğiniz gibi Sağlık Bakanlığı yeni sağlık reformuyla ilgili uzun süredir çalışıyor. Artık işin şekli ortaya çıkmaya başladı. Gördüğüm kadarıyla reformun bütünü tutarlı ve olumludur (beğeniyor ve destekliyorum) ama reformda öyle can alıcı bir konu var ki bu konu reformun bütününü ve bundan sonraki reformları da mahvedecek niteliktedir.

Peşinen söyleyeyim reformun finansman tarafına biraz kuşku ile bakmama rağmen eşzamanlı devreye girecek olan yasalarla sağlık sektöründe çok kısa sürede radikal bir iyileşme yaşacağımıza yürekten inanıyorum.

Fakat reformda döner sermaye ve kamuda çalışan doktorların konumu ile ilgili vahim bir hata yapılmak üzere. Bu hata bırakın sektörde yaratacağı sapmaları hem meslektaşlar arasında hem de sektörde haksız rekabet yaratacaktır. Daha kötüsü bundan sonra yapılacak reformlara kötü örnek teşkil edecektir. Napalım doktorlar farklıdır diyemeyiz.

İnsanoğlunun genlerinde var olan dürtüleri kaale almadan eğitimi ve sağlığı salt devletçi vizyonla regüle etmeye kalkarsanız sonucu bugüne kadar bizdeki gibi mutlaka hüsran olur. Bu alanlarda uygulayacağınız politikalarda insanoğlunun(hizmeti sunan ve alan açısından) dürtülerini, motivasyonlarını, teşviklerini dikkate almazsanız o vakit her iki sektörde de ortaya sapmalar anomaliler ve bozukluklar çıkar.

Sağlık sistemi devletçi hizmeti sunanlar doğal olarak liberal dürtülere sahip olduğu için ortaya türlü sapmalar anomaliler çıkıyor. Sonuçta bırakın kaynak israfını ne hizmeti sunanlar ne de alanlar memnun olmuyor.

Bildiğiniz gibi birçok özel hastane ve kliniklerde kamuda çalışan doktorlar çalışıyor. Aynı doktorların iki tarafta farklı performans sergilemeleri ve buralardan hizmet alanların memnuniyet algılamaları arasında özel sektör lehine büyük farkların olmasının en büyük sebebi insanoğlunun(doktorların) doğasında var olan liberal genlerden yani "kar motivasyonu ve özel mülkiyet" dürtüsünden dolayıdır.

Gerçek budur. Bu durumda bütün yapmamız gereken sistemi akılcı bir şekilde liberal dürtülere çalışana göre ayarlamaktır. Nitekim yeni reformda bu yönde önemli iyileştirmeler var o yüzden hem kamuda hem de özelde sağlık sektörü çok gelişecek. Bilahare sektör önemli oranda kayıt altına da girecektir.

Fakat yeni reformda " kamuda çalışan doktorlara öğleden sonra saat 15.00'den sonra ister hastanede ister özel kliniğinde çalışma izni tercihi verilmesi " çok yanlıştır. Bu güzelim reformun "defosudur". Kamuda örgütlü ve mecliste ağırlığı olan bir grup doktorun böylesi önemli bir reformu bu hale getirmesi meşru ve doğru değildir.

Bilin ki bu defonun tahribatı da sadece sektörde yaratacağı anomaliler haksız rekabetler ve bozukluklarla kalmayacaktır; bundan sonra devlete kötü emsal olacak ve her tarafa bulaşacaktır.

Mevcut durumun yasal hale getirilmesinin ötesinde bu defo yarın diğer kamu çalışanlarına da yansıyacaktır. Diyeceksiniz ki zaten çalışıyorlar ama en azından yasa ile legalize değiller. Legalize etmek ayıptır.

Bakın doktorlara verilen bu hak yarın diğer kamu çalışanlarına verilmediği takdirde "anayasal davalar" açılacaktır. Arkası çorap söküğü gibi gelecektir. Doktorla öğretmenin yahut da kamuda çalışan bir teknisyenin devlet nezdinde birey ve anayasal açıdan ne farkı var?

Bugün kamuda çalışan doktora bu hakkı yasal hale getirirsek yarın kamuda çalışan mühendisin de dışarıda proje ve iş yapmasına kamuda çalışan öğretmenin dershane açmasına elektrik dairesinde çalışan elektrikçinin özelde ikinci işi yapmasına bir şey diyemeyeceğiz. Zaten sorunlarımızdan biri de budur.

İster doktor ister öğretmen olsun fark etmez bir kişi ya "kamudaki haklara, ücrete, güvencelere vs." bakarak devlette çalışmayı tercih etmelidir ya da riske girip özelde çalışmayı tercih etmelidir. Bunun başka bir yolu yoktur.

Devlet herhangi bir kişiden sözleşmeli hizmet satın almadığı takdirde bir kişi hem devlette hem de özelde aynı zamanda çalışmamalıdır. Bu tür davranışlar sadece emek piyasasında değil genelde ekonomide sapmalara neden olur.

Doktorlar için de öyle olmalı yani ancak emeklilik ve sair garantiler haklar olmaksızın devlet tarafından herhangi bir doktordan sözleşmeli hizmet satın alındığı takdirde esnek bir uygulama yapılmalı.

Ama hem devlet garantisi hem de devletin piyasa yaratıcı ilişkisi kullanılarak böyle bir ikili çalışma ortamı çarpıklık yaratır. Sabah devlette öğleden sonra klinikte hizmet veren bir doktorluğun etik olacağını zannetmiyorum. Etik olmayan bir uygulama zaten meşru da olamaz.

Son tahlilde kamuda çalışan doktora devletin kapasitesi ölçüsünde ve döner sermaye bağlamında doktorun performansına dayalı kesinlikle iyi bir ücret verilmelidir ama hiç bir kamu çalışanına doktor dahil şimdilerde gayri yasal olduğu gibi özelde de çalışma fırsatı yasal olarak verilmemelidir. Bu ahlaki olmadığı gibi meşru da değildir.

   819 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"
27 Ağustos 2008, Çarşamba   ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Delikleri kapatın, yeter! Gerisini piyasa çözer
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER


Yorum Sayısı:   2
  Hasan         - Lefke 17 Ekim 2007, Çarşamba 19:24 
Hala daha SAĞLIK REFORMUnun tam anlaşıldığı kanısında değilim.Kanımca hükümetin bunu kamuoyuna iyice anlatması gerekiyor.Bana göre Sağlık reformunda temel olgu, hükümetin işleyişin dışında kalmasıdır.Çıkacak yasalardan GSS YASASI ile oluşturulacak kurum vatandaşların tedavi giderlerini,
DÖNER SERMAYE yasası ile hastanelerin bir işletme mantığı ile çalışmasını,dolayısı ile devlet hastanelerinin özerkleşmesini,özel hastanelerden hizmet alınmasını,anlamaktayız.(Bunun bir de AİLE HEKİMLİĞİ yasası vardır.)Doktorların ve diğer sağlık çalışanlarının sendikalı olduğu,odalarının birliklerinin olduğu bir yerde bana göre 'SAĞLIK PERSONELİ YASASI'diye bir yasanın gereksiz olduğu kanatindeyim.Hükümet memur- işçi ayrımını ortadan kaldırmaya çalışırken böyle bir yasayı anlamak mümkün değil.
Hekimlerin çalışma sürelerine gelince.Tam gün=Full Time çalışma ile hekimlerin orda veya burda çalışması, önlenemez.Mutlaka bir yerde açık bulunur.Kaldı ki bunu kısıtlamaya gerek de, yoktur.Zaten reformun amacı da bu değildir.Amaç hasta vatandaşları ortalama bir tedavi ile memnun etmektir.Hekimin farklı yerlerde çalışması hasta memnuniyetine ve bununla bağlantılı olarak kuruma zarar veriyorsa,kurumun hasta kaynağı olan GSS ile anlaşması zora girecek ve işletme, kendini devam ettirememe noktasına gelecektir.İşletmeyi (İster özerk,isterse özel olsun)yönetenler, GSS ile başları derde girmemesi için, hekimlerin çalışmaları ile ilgili düzenlemeyi kendiliğinden yapacaklardır.
Sonuç olarak PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR.
  Doktor         - Doktor 17 Ekim 2007, Çarşamba 19:07 
Kendini bilmezce yazmışsın. Yapılmaya calışılan reform gelişmiş hastane yönetimi olan ülkelerde yıllardır uygulana sistem.Ama belli ki senin hazmedemediğin nokta doktorlarin fazla kazanması ve kazanacak olması.Ayrıca "insanoğlunun(doktorların) doğasında var olan liberal genlerden yani "kar motivasyonu ve özel mülkiyet" dürtüsünden dolayıdır" sözünü de tekrar düşün çok büyük seviyesizlik!


DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital