Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
İşte kızların hali
Tanınma istemek intihar olur
Zeyna yakaladı, 2 ay hapse çarptırıldı
37 ev soyuldu, bir kişi tutuklandı
Azılı dolandırıcı hapsi boyladı
İşlediği suçlar ortaya çıkıyor
Mecliste Kıbrıs mesaisi
Dereboyu'nda eğlence yola taştı
Köpek balıkları için kendini astı
Bağcıl'ın Bulgarları birbirine girdi
Akdeniz'in en güzeli: Bellucci
Bandabulya'yı "keşvet, yaşa, hisset"
"Dirhemini yiyen köpek, kudurur"
Futbol'da naklen yayın için ihaleye çıkılıyor
37 Suriyeli mülteciye 5'er gün hapislik
Hathaway Venedik'te

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Mali teşviklerle "konuttaki arz fazlası" eritilebilir

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Şu sıralar içine girdiğimiz düşük büyüme (henüz negatif veya durgunluk olduğunu bilmiyoruz) sürecinin ve eşzamanlı piyasada başgösteren "finansman ve nakit krizinin" en büyük sorumlusu "konut ve inşaat piyasasıdır ".

Zaten, son 4-5 yılda bizi ekonomide zıplatan da, şu sıralar süründüren de bu sektördür. Demek ki, ekonomide çarkları yeniden sağlıklı ve büyüme yönünde döndürmek için, ilk müdahale (ilk yardım) edeceğimiz sektörün de, "konut ve inşaat piyasası" olması gerektiğini söylersek, herhalde yanlış yapmış olmayız.

Bir süre önce, Kıbrıs Türk Müteahhitler Birliği'nin talebi üzerine bir sektör raporu (ilk aşama) hazırlamıştım. Bu ilk rapor, daha çok bir iktisatçı ve finansçı gözüyle "sektörel durum tespitini, acil ve kısa vadeli önlemler yanında, orta ve uzun vadeli sektörel politikaların oluşturulmasına baz olacak bir başlangıç çalışmasını " kapsıyordu.

Bu çalışmayı yaparken, sektördeki sorunları ve haliyle çözüm önerilerini genel olarak 4 gruba ayırdım. Zaten, bir sektörde sorunları gruplayıp teşhis etmek, işin yarısıdır. Bendeniz herhangi bir sektördeki sorunlara bakarken; her vakit o sektörün içinde ve ilişkisindekilerle olan anomalilere, sapmalara ve bunlara neden olan motivasyonlara bakarım. Neyse, bana göre, sektörün sorunları şunlardır;

1-Finansman sorunları

Elbette, genelde ülkemizin bankacılık ve finansman sorunları, sektörün de sıkıntısıdır. Ama bunun yanında, finansman konusunda sektör için, global pratiklere uygun, yerel ve özel, adrese posta bazı açılımlarında yapılabileceğini düşünüyorum. Mülkiyet rejimi dahil.

2-Sektörü düzenleyen maliye politikaları

Bu alan, kamu uhdesinde (belediyeler dahil) olan sektörle ilgili mali politikalar, düzenlemeler ve uygulamaların yanında; kamunun sektörle ilgili (hatta genel ekonomiyle) özellikle mevcut konjonktürde yapması gereken mali motivasyonları ve yeni yaratıcı açılımları kapsıyor.

3-Sektör sağlamlığı ve tüketici güveni regülasyonları

Sektörün en büyük sorunlarından biri olan sektöre giriş standartlarının ve de faaliyet aşamalarının "düzenleyici ve denetleyici" fonksiyonda, rasyonel ve "beyan usulü" ile düzenlenmesini içeriyor. Bana göre, sektördeki en büyük sorun ve yapılması gereken hamleler buradadır.

4-Piyasa yapıcı regülasyonlar

Sektördeki yerli ve bilhassa yabancı talebe yönelik, piyasa yapıcı angajmanları içeriyor.

Neyse, derdim raporu burada bütünüyle anlatmak değil. Anlatmak istediğim konu, sektörü düzenleyen maliye politikaları (2) konusunda, bugünlerde acil bir şeyler yapılabileceğini göstermektir.

Arz fazlası ve stok eritme amaçlı mali teşvikler

Eğer, bir piyasada arz fazlası veya stok fazlalığı varsa, hükümetler ellerindeki mali araçlarla yerli ve yabancı yatırımcıları, alıcıları belli bir süre cazip tahriklerle dürtebilir. Bu tür mali motivasyonlar, bazen hükümetler tarafından belli bir alana veya sektöre yönelim içinde belli bir süre kullanılır. Elbette, bu mali dürtülerin toplamda fayda-maliyet analizine bakılır.

Mesela, hatırlarsanız, yakın bir zamanda hükümet, elektrik enerjisi üretimindeki yetersizliği nedeniyle, gaza (LPG) dayalı merkezi ısıtmayı teşvik etmek için, bu alanla ilgili tüm ithalat ve sair vergileri, KDV'yi, gümrükleri belli bir süre kaldırmıştı.

Müteahhitler Birliği, KADEM'e belli bölgelerde (Girne, İskele-Karpaz..vs) 2004'den 2007 sonlarına kadar olan toplam konut projelerinin (bitmiş, inşaatı devam eden, proje halinde) envanter çalışmasını yaptırdı.

Örneğin Girne kuzey sahil şeridinde, doğu-batı istikametinde, 2004'den 2007(Eylül)'ye kadar toplam 4,700 konut yapıldığı veya yapılmakta olduğu tespit edildi. Ve bunların da tamamlanmış olanı 1,888 (% 40)adet; geri kalan 2,812 (% 60)adedi ise inşaat veya proje halinde imiş. Tamamlananların da (1,888),bir kısmı 625 adedi boş, yani muhtemelen satılmamış durumdadır.

Madem artık konut piyasasındaki verilere hakimiz, yani, bu sektörü ölçtük ve envanterini çıkardık, artık, yönetim bilimi açısından bu verilere göre politikalar oluşturmak rasyonel ve daha kolaydır.

Diyeceğim odur ki, tıpkı hükümetin elektrik tasarrufu için merkezi ısıtmaya verdiği belli süreli yönlendirici mali teşvikler gibi; konut sektörü içinde,hem konut kredileri açısından hem de sair inşaat ve konutla ilgili kamusal masraflar (tapu, kdv..vs) bakımından, belli bir süre "yerli ve yabancı tüketiciye", muafiyetler ve motivasyonlar sağlanabilir.

Bu hem belli konut türlerine (stoğa göre, apartman, villa) hem de stoğun ve projelerin yoğun olduğu bölgelere yönelik de yapılabilir. Elbette, süresi, etkili olabilmesi içinde belli bir periyodla sınırlandırılmalıdır.

Bu şekilde, bu konjonktürde en büyük ihtiyacımız olan "içerde yastık altı paraları ve yabancı talebini" ekonomiye çekme, piyasaya ve sektöre bir nakit ve talep yaratma fırsatı olabilir.

Bu açılım, muhtemelen ilave talepler yaratacağı için (gelecekteki potansiyel alıcılar ve tasarruflarını geleneksel olarak veya alternatif enstrümanlara göre gayrımenkul yatırımlarında değerlendirenler) devletin pek bir gelir kaybı olmaz; aksine sektörün harekete geçmesi ile direkt ve endirekt yollarla da devletin geliri artabilir. Bu motivasyon, sektör birlikleriyle birlikte adrese posta ve süreli dizayn etmek mümkündür.

Bu motivasyon, muhtemelen şu sıralar düşen veya duraklayan konut fiyatları ve eşzamanlı sağlanacak kamusal muafiyetlerle-teşviklerle birlikte düşünüldüğünde, tüketicilerin (yerli ve yabancı) ev sahibi olma veya yatırım yapma konusunda gelecekteki kararlarını bugüne çekmelerinde etkili olabilir.

Tapu masrafı, alıcının yüklendiği KDV'ler vs vergi ve harçlar, konutun satış fiyatı ve piyasa değeri içinde tüketicileri dürtebilecek ağırlıktadır. Dolayısıyla, bu tür süreli mali motivasyonlar hem potansiyel yeni alıcılar için kullanılabileceği gibi; hem de mevcutlar (devletin bekleyen alacakları) için bu tür yükümlülüklerde süreli iskontolar yapılarak da kullanılabilir.

Ama mevcutlar için (süreli iskonto yöntemi) kullanılmasını doğru ve adaletli bulmuyorum. Bu konjonktürde, gelecekteki veya yastık altı talebi dürtüklemeyi; kamu geliri yaratma açısından mevcutları dürtüklemekten, ekonomik açıdan daha doğru ve makul buluyorum. Sanırım, en azından bir hiç bir şey yapmadan beklemekten daha iyidir.

   807 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"
27 Ağustos 2008, Çarşamba   ASGARİ ÜCRET'te ZOR AMA YANLIŞ TERCİH
25 Ağustos 2008, Pazartesi   Delikleri kapatın, yeter! Gerisini piyasa çözer
20 Ağustos 2008, Çarşamba   YENİ "ENERJİ POLİTİKASINA" İHTİYACIMIZ VAR
18 Ağustos 2008, Pazartesi   BATAK KREDİLER
13 Ağustos 2008, Çarşamba   ZAMLARIN, NE KADARI İÇERDEN, NE KADARI DIŞARDAN?
11 Ağustos 2008, Pazartesi   Ödeyeni enayi yapmayalım (mali aflar)
06 Ağustos 2008, Çarşamba   EKONOMİYE "AKP ve MÜZAKERE" DOPİNGİ
04 Ağustos 2008, Pazartesi   BU DÜZENLEME İLE HASTANEYE DÖN(E)MEZLER



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

OKUYUCU GÖRÜŞLERİ

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Unutulduk!!!

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Paylaşıma var mısın, yok musun?..

Ahmet Tolgay

Trodos: Dünü ve bugünü...

Bilbay Eminoğlu

Bakalım buna ne diyecekler?

Hüseyin EKMEKÇİ

Sonay Adem ne demek istedi?

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

İRADE ve ÖDEV

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Nagasaki'den Kıbrıs'a, Weller'...

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital