Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Haftalık yıldız falınız
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
TRİO
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



Sendikal "ayıp ve samimiyetsizlik"

Necdet Ergün

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   25 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Son toplu görüşmelerde, sendikalar yine toplumun geri kalanına ayıp etti ve samimiyetsiz davrandı. Ama buna geçmeden evvel, Kuzey Kıbrıs gerçeklerine göre sendikalarla ilgili iki ironik tespiti objektif olarak ortaya koyalım.

TESPİTLER

1-KKTC devleti, sendikalar ve örgütlü gruplar tarafından ele geçirilmiştir (Dünya Bankası uzmanlarının tespiti) ve bu grupların yarattığı stok ve akım bütçesel maliyetler taşınabilir değildir. Ötesinde hem sendikalar, hem de bazı örgütlü gruplar aslında birçok alanda yapısal reformların önündeki en büyük takozlardır. Bu yüzden hem sendikalara, hem de sendikalara teslim olan hükümetlere tepki gösteriyoruz.

2- Ama kabul edelim ki, Kuzey Kıbrıs'ta kamu sendikaları toplumun omurgasıdırlar. Ve bu omurganın çökmesini istemiyoruz. Çünkü, çözümsüzlük halinde içten ve dıştan gelecek baskılara karşı bizi ayakta tutacak "en güçlü" varlıklarımız sendikalardır.

Hatta, sırf bu yüzden -en azından çözüme kadar- sendikaları maliyetli olsa dahi taşımak zorunda olduğumuzu biliyoruz. Bunun diyetini de çözüme kadar ödemek zorunda olduğumuzun farkındayız.

ÇÖZÜM-AB için FİYAT FAHİŞ

Çünkü, çözüm ve AB üyeliği hedefimize yönelik, bugüne kadar içten ve dıştan gelebilecek en ufak bir tehditte, bu toplumda sendikalar dışında kimsenin ayakta kalabildiğini henüz göremedik. Elbette, sivil ve özel tarafta kalanlar da vardı. Ama bu toplumda sendikalar dışında herkesin baskı ve tehditte, çil yavrusu gibi dağıldığı da bir gerçektir.

O yüzden, bilhassa çözüm ve AB üyeliği mücadelesinde sendikaların haklarını teslim etmemiz gerekir. Elbette, sahip oldukları "yasal konfor" bu dayanmanın temelidir, o yüzden çözüme kadar sahip oldukları yasal konforlarının ortadan kaldırılmasına (bütçeden otomatik kesinti gibi) çok sıcak bakmam.

Neticede, bizi üzen, bunun bedelini insafsızca ödemek zorunda bırakılmamızdır. Kısaca, sendikalardan çözüm ve AB üyeliği karşılığında aslında pahalı bir hizmet satın aldığımızı söyleyebilirim.

NİYE AYIP?

Çünkü, bu ülkede, son 4-5 yılda yaşanan refah ve satın alma gücü artışı, bundan önceki hiç bir 10 yıllık dönemde bile bu kadar fazla olmadı. Elbette, bu dönemde zamlar da oldu, bazı vergiler de arttı. Ama göreli satın alma gücü ve refah artışı, önceki dönemlere göre kıyas bile kaldırmaz.

Neticede, diyeceğim odur ki; sendikaların son protokol görüşmelerinde ortaya koyduğu ve talep ettikleri fahiş maaş artışları (eshel-mobil harici) ve endirekt bütçeye mali mükellefiyet yükleyen talepleri, kamu çalışanlarının hem son 4-5 yıldaki kazanımlarına, hem de bugünkü ekonomik konjonktüre baktığımızda tek kelimeyle

"AYIPTIR"

Hele şu sıralar, özel sektörde çalışan binlerce insan, düşen ekonomik büyüme ve kısmi durgunluk ortamında; değil ücret ve maaş artışını, işini kaybetme riskini yaşarken; toplumun risk nedir bilmeyen ayrıcalıklı, konforlu ve güvenli bir grubu olan devlet çalışanlarının, toplumun ortak kasasından "fahiş maaş artış talebinde" bulunmasını hayretle ve esefle karşılıyor. Ki, kaldı ki, kamuda çalışan önemli bir kesimin ikinci işi var, yani kamuda çalışmak bazılarının asli işi bile değil aslında. . .

Gözlemlerime göre, son yıllardaki büyümeden en fazla göreli pay ve gelir artışı alanlar; üst gelir grubundakiler (ilk sırada) ve genelde kamu çalışanlarını oluşturan orta gruptakilerdir(ikinci sırada). Buna karşın, gözlemlerime göre büyümeden en az gelir ve refah artışını ise genelde "özel sektörde ücretli çalışanlar" almıştır. Özellikle kalifiye olmayanlar.

NİYE SAMİMİYETSİZDİRLER?

Tıpkı şimdikinde olduğu gibi, çoğu zaman protokol görüşmelerinde sendikaların tavırları samimiyetsizdir. Çünkü, her vakit öneri paketlerinin içine, kendi üyelerinin esas taleplerini gizleyen, kamufle eden ve genelde toplumdaki bir çok kesimin ortak amacı olan hoşumuza giden talepleri de koyarlar. Bunları önerilerinin içine serpiştirirler.

Ve işin en kötüsü, aslında taleplerinin gerçekleşmesi için ortaya elle tutulur, hiç bir rasyonel, ekonomik aklı ve olabilirliği olan öneri de koymazlar.

Bütçenin durumu ortada iken, parayı nerden bulursan bul tavrı hoş değil. Muhtemelen hiç biri 2008 bütçesine bakmamıştır bile. Halbuki, bu yıl değil açık olan 155 milyon YTL'yi karşılaması, inanın devletin öngörülen cari harcamaları(personel ve transfer), yavaşlayan ekonomik büyüme ortamında karşılaması bile mucizedir.

Neticede, sendikalar, tıpkı şımarık çocuk gibi sürekli istiyor ama zerre kadar, bu mali isteklerinin nasıl karşılanacağı ile ilgilenmiyorlar. En komiği de, bazı sendikacıların, eylemlerinin nedeninin para olmadığını söylemesidir!

Yahu, derdi para olmayanın bu kadar fahiş talebi nasıl olur veya niye eylem yapsın ki? Bu ayıplar ve samimiyetsizlikler, sendikaları her geçen gün toplum nezdinde yıpratıyor. Hatta, çözüm ve AB üyeliği mücadelesini bile zarar veriyor.

Zamlara ve bazı vergisel artışlara sendikaların tepkisine gelince... Allah için olsun, hangi aklı başında hükümet bu sevimsiz işleri yapmak ister? Sebebi, son 4-5 yılda size verdiklerinden, yaptığı yanlışlardan, yapamadıklarından ve global fiyatlardan dolayıdır.

   776 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ekim 2008, Çarşamba   GLOBAL KRİZİN BİZE BULAŞMA KANALLARI ve ETKİLERİ
06 Ekim 2008, Pazartesi   ALAÇATI DERSLERİ
24 Eylül 2008, Çarşamba   KUZEY'in MÜLTECİ BROKERLERİ ve EKONOMİSİ
22 Eylül 2008, Pazartesi   Global kriz ve evlere şenlik pür halimiz!
17 Eylül 2008, Çarşamba   KILAVUZU KARGA OLANIN...!
15 Eylül 2008, Pazartesi   ŞİMDİ GERÇEK MÜTEAHHİTLERİN ZAMANI
10 Eylül 2008, Çarşamba   Kamu arazilerinin (Sanayi Bölgeleri) satışı
08 Eylül 2008, Pazartesi   BELÇA'yı özelleştirin, yoksa "PEYAK" olacak
03 Eylül 2008, Çarşamba   Belça'da "KTÖS-DEV İŞ" tartışması ve öğretileri
01 Eylül 2008, Pazartesi   TAŞOCAKLARI'ndaki "Bermuda Şeytan Üçgeni"



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital