|
Dudaklarda tebessüm kaybolsa da, dünyaya gülen gözlerle bakmasak da, insanlara tebessümler saçmasak da umudu yitirmemeliyiz... Umudumuzu bitirmemeliyiz...
İçten ve beklentisiz... Yürekten sunulan bir gülümseme buzları dahi eritir ve kalpleri birleştirir... Sevgiler saçar sıcacık... Çünkü o yürekten kopup gelen tebessüm, kendisi sıcacıktır... Samimidir... İçtendir... Beklentisizdir...
Kolayı arzulamalıyız... Her şeyin beklentisizine... İçtenliğine... Samimi olanına muhtacız... Bunu elde etmek çok zor dediğinizi duyar gibiyim. Zaten bu arzuda olanlar, hiçbir zaman kolaycı olmazlar, kolayı seçmezler değil mi?
Hakikat sırrına ermek... Azimle, kararlılıkla, yılmadan... Ter ise ter dökerek... Gözyaşı ise gözyaşı dökerek... Çile ise çile çekerek kalplerde sevgi ve tebessüm kıpırtılarını yakaladığımız zaman; surat asmak yerine gülümsemeyi, ağlatmak yerine ağlamayı ve anlamayı, kalp kırmak yerine güzel sözler söylemeyi de başarmış olacağız. Ter döktüm, gözyaşı döktüm, çile çektim, yumuşak kalplilik benim neyime diyemeyiz dostlar... Dememeliyiz... Çileyle, sevgiyle yoğrulmayan yürek, hakikat sırrına nasıl erer. Hem 'beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsal' değil mi? Dikensiz gül olur mu hiç? Sancısız doğum olur mu dostlar...
Nedendir bu karamsarlık... Nedendir ey dostlar? Nedendir bu umutsuzluk? Bizleri bizden soğutan, çevreden uzaklaştıran olaylarda neden bir güzellik bulamıyoruz? Her şey bu kadar kötü mü? Hiç mi güzel yanı yok yaşananların? Karamsar fikirlerimizi aydınlatacak olan nurdan meşaleleri yakmakla ne kaybederiz? Yeis zindanlarında yüzmek ne fayda verir bizlere?
Geleceğe ümitle bakmak... Gelin yarınlara tebessümle umutla bakalım... Mutluluğu yakalayanlardan olalım...
Yüzümüzden, gönlümüzden, yüreğimizden gülücükler eksik olmasın. Yüzümüz, gönlümüz, yüreğimiz her daim aydın olsun...
|