|
Bugün yeni nesil hakkında endişe edilecek bir konu varsa, o da aile yapısının çözülüşüdür. Uzun zamandır işi eve tercih eden babalara, bir süredir anneler de katılmaya başladı. Manen yetim yeni nesil, bu gidişle galiba öksüz de kalacak. Ebeveynler çocuklarını çok rahat kreşe bırakır oldular. Onların korunma ve bakımını sağlıyorlar belki, ya terbiyeleri?
Zorlaşan çevre koşullarına karşı yeni nesil, eskisinden çok daha fazla anne babaya ihtiyaç duyuyor. Karşısındaki dünya bir havuz değil, kocaman bir okyanus halini aldı. O okyanusta boğulmaması için aile ortamının çok daha 'hayata hazırlayıcı' olması gerekiyor. 'kaliteli zaman' geçirip açığı kapatırım mı diyorsunuz. Bu bir teselli olabilir, ama ötesine geçemez. Uzun süreli yokluğunuzdan sonra zamanı olsa olsa çocuğunuzun öfkesini yatıştırmak için harcarsınız. O da 'iş yerinde tükettiğiniz enerjinizle ne kadar mümkün?
Aileler görevlerini bir kenara bırakıp tüm sorumluluğu kreşlere ve okullara devretmemeli. Hatta bugün okulların çocukları üzerinde yaptığı tahribatı da önlemeye çalışmalı. Okul sistemi çocuğu yarış atı gibi görüyor. Aileler buna itiraz etmeli. En azından çanak tutmamalı. Çocuklarının iç dünyalarına eğilerek buradaki dengesizliği gidermeye çalışmalı. Onların duygularını açığa çıkarmalarını sağlamalı. Dili otomatiğe bağlanmış gibi "Ders çalış!" "Ders çalış" diyen bir anne baba, bir acziyet misalinden başka nedir ki?
Akşam eve geldiğinde gözünü televizyondan ayırmayan bir ebeveynin varlığı mı, yokluğu mu daha zararlı. Meşru bir soru. Kire alışmış gözleri belki günün yorgunluğunu unutuyor ama yanındaki çocuğa nere bakılacağını öğretiyor. Günümüzde psikologların kapısı, çocukların dikkat ve konsantrasyon sorunu için aşındırılıyor. Bu sorunun temelinde de televizyonun etkisi büyük. Oyun oynarken bile gözüyle televizyona bakan çocuk, bir anda bir işe konsantre olmayı öğrenemiyor.
Hele kendisine boş zaman üretmek için çocuğu televizyonun karşısına saatlerce bırakıveren ebeveynler! Çok büyük bir hata yapıyorlar. Çocuklarının kalbini ekrandan fışkıran 'atık sularla' dolduruyorlar. Bilinmeli ki kirletmek kolay, temizlemekse zor. Televizyon seyredilmemeli mi? Elbette hayır. Ama hayatın merkezine oturtulmamalı. Oturma odasının merkezine de.
Göz ve kulak, kalp havuzuna su akıtan bir çeşmedir. O havuzu güzel ve doğal görüntülerle doldurmak lâzım. Erken yaştan itibaren çocukları tabiatla tanıştırmak çok önemli. Dallarında cıvıl cıvıl kuşların ötüştüğü ağaçlar, kıvrım kıvrım akan bir nehir, engin bir deniz manzarası ve belki bunların çoğunu bulabileceğiniz, içinde insanın da yer aldığı bir köy ortamı, çocuk kalbinin ekmek gibi su gibi ihtiyaç duyduğu bir gıdadır. Çocuğunuzun kalbini ekrandaki 'ölü resim'lerden önce, sanatkârın yarattığı 'canlı resimler'le doldurmalısınız. Ekranlara yayılan virüsleri, başka bir program temizleyemez çünkü...
|