|
Değerli okurlarım, bugünkü konumuzda korunulabilmesi mümkün olabilen, dünyada ve ülkemizde de sıklıkla görülen kanser türlerinin başında gelen "cilt kanseri"nin tanımını yaparak, köken aldığı doku ve görevleri konusundaki bilgileri sizlere aktarmaya çalışacağım.
Yaşadığımız yüzyılda, özellikle bazı zararlı gaz atıkların ozon tabakası üzerindeki olumsuz etkileri sonucu güneşin zararlı dalga boyundaki ışınlarının süzülmesi işlevinde olumsuz etkiler doğurduğu bilinen bir gerçektir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda cilt kanserlerinin her yıl bir önceki yıla kıyasla yüzde 4 oranında arttığı bildirilmektedir. Bu artışla ilgili başlıca nedenlerin başında ise daha önceki konumuzda da bahsettiğimiz gibi atmosferdeki ozon tabakasının incelmesi neticesinde zararlı güneş ışınlarının yeryüzüne daha yoğunluklu olarak ulaşması ve bronzlaşmak amacıyla uzun süreli olarak ultraviyole ışınlarına maruz kalınılması, kanser hastalığı konusundaki bilinçlendirme çalışmaları ve erken tanı yöntemlerinin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması gibi faktörler olduğu bildirilmektedir.
Kanser hastalığı, birçok faktörün birlikte rol aldığı sinsi bir hastalıktır. Organizmada bulunan tek bir hücrenin çeşitli dış faktörlerin etkisiyle mutasyona (gen yapısındaki kalıcı değişiklikler) uğraması sonucu, büyüme kontrolünü ve koruyucu tamir mekanizmalarının fonksiyonlarını kaybetmesi neticesinde, hücrenin aşırı derecede çoğalma özelliğini kazanması ile hastalık meydana gelmektedir. Kanser hastalığı, vücudun kendi enerji kaynaklarını tüketerek organizmaya zarar veren, bütün organları tutabilen ve tüm organlardan köken alabilen tek bir hücrenin hastalığıdır. Bu bilgiler ışığında cilt kanserini, cilt yapısını oluşturan hücrelerin birçok faktörün etkisi ile kontrolsüz bir şekilde çoğalması ve kitleler meydana getirmesi şeklinde tanımlayabiliriz.
Cilt kanserinin köken aldığı cilt yapısı, insan yapısının canlılığını korumadaki en önemli ve büyük organı olup, genel olarak vücut ağırlığının %16'sını oluşturmaktadır. Cilt yapısı, epidermis (üst deri tabakası), dermis (deri tabakası) ve alt deri tabakası (derialtı dokusu) olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır.
Vücudumuzu oluşturan diğer organlar gibi cilt yapısının da üstlendiği çok önemli görevleri bulunmaktadır. Vücudumuzu dış etkenlere karşı koruyan ve bir kalkan gibi görev gören cilt yapısının en önemli görevleri arasında; destek görevi (cilt altındaki dokuların örtülmesi ve destek sağlanması), vücut ısısının korunması (yapısında sahip olduğu damar yapısı ve ter bezleri ile vücut ısısının sabit tutulması), vücut için gerekli D vitamininin yapılması, salgılama işlevi (ter gibi salgılarla vücutta bazı artık maddelerin birikmeden dışarı atılmasının sağlanması), duyu fonksiyonları (basınç, ısı, ağrı gibi duyumların algılanması), pigmentasyon (cildin oluşturduğu pigmentler ile UV ışınlarının olumsuz etkilerine karşı koruması), zararlı maddelerin vücuda girişinin engellenmesi ve bağışıklık sisteminin desteklenmesi (özellikle yabancı mikroorganizmaların vücuda girişinin engellenmesi) gibi önemli görevler yer
almaktadır.
Değerli okurlarım, gelecek haftadan itibaren cilt kanserinin oluşumunda rolleri olduğu ıspatlanmış önemli risk faktörlerinden bahsederek konumuza kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Sağlıklı, mutlu ve huzur dolu bir hafta geçirmeniz dileğiyle.
Sorularınız için elektronik posta adresim: caglar@kktc.net
|