|
Haftalardır, kültürel mirasla özdeşleşmiş bir parkın adının değiştirilmesi tartışmaları, gündemdeki yerini koruyor.
Üstelik, tartışmalar o boyuta geldi ki, artık çirkinleşip, sığlık sınırlarının da ötesinde bir anlayış besleniyor.
Öncelikle, gündemin bu kadar kalabalık zamanlarında, ısrarcı olmak ve belli bir hedef karşısında kararlılığı korumak, takdir edilmesi gereken bir şey.
Çağlayan Parkı'nın isminin iade edilmesi konusunda da böyle bir kararlılık var.
Bu konuda oluşturulan sivil hareket, basın gündemini de bu kararlılık konusunda şekillendirmeye devam ediyor.
Ne var ki, yapılan gösteriler, eylemler, toplanan imzalar, Lefkoşa Belediye Başkanı ile UBP ve DP'li meclis üyelerini ikna etmeye yetmiyor.
Oluşan tepki karşısında, "galiba hata yaptık, konu, gündeme alınıp tekrar değerlendirilir" açıklamasını yapan Belediye Başkanı'nın sözleri, hala kulaklarda.
Ancak, konunun yeniden değerlendirilmesi beklenen belediye meclis toplantısında, geçtiğimiz akşam çok çirkin olaylar yaşandı.
Öncelikle, açık yapılan toplantı çıkan kavga nedeniyle kapalı oturuma alındı.
Toplantıdan akıllarda kalan ise, "Lefkoşe demeye alışacaksınız" sözleri.
Daha sonra, kapalı oturumda da gündem maddelerinde yer alan konu, UBP'li belediye meclis üyelerinin talebiyle, DP ve UBP oylarıyla, gündemden çıkarıldı.
Acaba şimdiye kadar gelmiş geçmiş kaç belediye başkanı döneminde, bu kadar seviyesiz bir meclis toplantısı yapıldı?
Acaba kaç dönemde, böyle incir ipine dönüştürülen bir kavga ortamı yaratıldı?
Ya da çeşitli isim değişiklikleri de yapılan geçmişte, bu kadar simgeleşmiş ve tepki toplamış bir olayda bu kadar ısrar edildi mi?
Geçtiğimiz akşam yapılan meclis toplantısını, basın ve halk da takip etti.
Ne var ki, "Lefkoşe demeye alışacaksınız" diyen bir izleyici ile parkın isminin iadesini bekleyen grup arasında yaşanan tokatlaşma ve kavganın seyri, aslında, Çağlayan tartışmalarında yaratılan sığ havanın da bir fotoğrafıdır.
Çağlayan kültürel bir simgedir.
Ve bu topraklarda, geçmişine, tarihine ve kültürüne sahip çıkmak herkesin en doğal hakkı ve borcudur.
Bu borç bir kentin belediye başkanlığına seçilen bir kişinin de temel görevleri arasındadır.
Basına yansıyan haberlerden öğreniyoruz ki, kavgalı meclis toplantısında, Lefkoşa'nın ortasına bir cami yapılması konusu da gündeme gelmiş.
Belça arkasında yapılması planlanan camiye, zaten çok yakın bir mesafede camiler var.
Bir şehrin göbeğine, çoğu zaman cemaat bulamayan boş camiler doldurmak, nüfus sayısı ile ters orantılı işler yapmak, ancak popülist yaklaşım olarak değerlendirilir.
"Lefkoşe demeye alışacaksınız" zihniyetlerini beslemek, bir kültür simgesi halindeki yerin isminin değiştirilmesini normalleştirmek, kimseye bir şey kazandırmaz.
Bu gelinen aşamadan sonra, artık Belediye Başkanı ve partisi DP, ortaya çıkarılan çirkinliği tekrar değerlendirmekle sorumludur.
Demokrat Parti Genel Başkanı, Serdar Denktaş, en azından, Kıbrıs kültürüne, müziğine bir şekilde emek harcamış ve değerlerin korunması gerekliliği üzerinde duruş sergilemiş bir kişidir.
"Lefkoşe demeye alışacaksınız" anlayışlarının beslenip onaylanabileceğini düşünmek istemiyorum.
Çağlayan Parkı'nın isminin iade edilmesi için kısa sürede 2500 imza toplandı.
Eminim bundan sonra da çoğalacak destekleri olacaktır.
Önemli olan, ortaya çıkan bu haklı talebi küçümsemeye ve çarpıtmaya çalışmadan gerekenin yapılmasıdır.
Burada da temel sorumluluk, giderek çirkinleşen bir ortamı besleyen DP ve UBP'nin pozisyonlarındadır.
Her iki parti de yeniden değerlendirme yapma sorumluluğunu yerine getiriler, umarım.
|