Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Haftalık yıldız falınız
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
TRİO
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



GREV, EĞİTİM ve EĞİTİMDE SİYASET

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Mayıs 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KTOEÖS'ün orta dereceli okullarla LAU'de paralel olarak yürüttüğü grev üzerindeki tartışmalar, gündemdeki yerini koruyor.

Ancak, 19 Mayıs kutlamalarının ardından grev de tartışmalar da farklı bir eşik atladı.

Kutlamaların, grev yüzünden, sadece kortej yürüyüşü ile sönük geçmesi beklenirken, bakanlık inisiyatifinde provalarını gerçekleştiren öğrenciler, greve rağmen, kutlamalara katıldı.

KTOEÖS ise, güne olan bağlılığını dile getirmek için, Atatürk Büstüne yürüyüş düzenledi.

Ne var ki, kalabalık bir öğretmen kadrosuyla yapılan yürüyüşe rağmen, bu maçta, sendika hükümete bir sıfır yenik düştü.

Üstelik, Başsavcılığın dün yaptığı, bakanlık tezlerini onaylayan açıklama, sendikanın aleyhine bir gol daha yazdı.

"Yenmek" ve "maç" kelimeleri, karşılıklılık esasında yarışı simgeler.

Günlük dilde, benzetmeler adına kullanılmasını çok sevmesem de bir haftayı aşkın bir süredir devam eden grev ve etrafındaki tartışmaları, ancak bu benzetmeler açıklayabilir diye düşünüyorum.

Ama ne yazık ki, bu maçta üçüncü bir taraf daha vardı!

Öğrenciler.

Ve en fazla mağdur olan da bu iki cepheli kavgada, kimsenin üzerinde durmadığı eğitim haklarını kaybeden öğrenciler oldu.

Eğitim Bakanlığı, her ne kadar, "ders mağduriyeti yaşanmayacak" dese de yıl boyunca ders yapılan gün sayısının, neredeyse yapılmayıp grevde olunan gün sayısına eşdeğer düştüğü bir ortamdır, esas mağduriyet.

Ve taraflar bu mağduriyeti ortadan kaldıramadılar.

Çünkü bu süreçte taraflar, eğitim üzerinden siyaset yaptılar.

LAU'de yaşanan işten çıkarmalar ve ortaya çıkan fotoğraf, hükümet açısından oldukça olumsuz bir tabloydu.

Sendika, hükümetin buradaki dezavantajını, "faşist CTP" söylemi üzerinden sürdürmeye çalıştı. Ancak hem içerdeki bazı farklı sesler ve orta eğitimdeki grevin temel sebebinin, LAU olduğuna dair çeşitli eleştiriler, hem de sendikanın yanlış tavırları, süreci sendika aleyhine yoğunlaşan eleştirilerden alamadı.

Sendikanın argümanları, ikna edici tondan uzaklaştıkça, LAU'deki grev üzerindeki kamuoyu ilgisi de ciddi anlamda törpülendi.

Özellikle 19 Mayıs'ta "sendika grevde değildi, öğretmen kendi iradesi ile törenlere katılmadı" açıklamaları, sendikanın kendi içinde de en fazla tartışılacak konulardan biri olacak, sanırım.

Şimdi hükümet, sendikayı biraz daha köşeye sıkıştırmasının da verdiği güçle, bekleme seçeneğini kullanmaya devam ediyor.

Zaten sendika içinde iş kolu sendikacılığı ve bu yöndeki örgütlenme alanlarına dair çeşitli sıkıntılar olduğu, bilinen birşey.

Geçtiğimiz günlerde KTÖS, sendikayı, iş kolu sendikacılığı adı altında aidat toplama hassasiyetinde, yayılımcılık sağlamakla eleştirmişti. Şimdi bu tartışmalar yanında, maaş kesintileri ve grev ödemeleri de işin içine girince, sendikanın biraz daha zor duruma düşmesi bekleniyor olabilir.

Ancak, şu bir gerçek ki, bütün bu yaşananlar, bize eğitim üzerinden ne kadar kolay siyaset yapıldığını gösteriyor.

"Biz getirdik götürmesini biliriz" diyen sendika ile güç yarışına giren bir hükümet var ortada.

Arada ezilen ise, öğrenciler.

KTOEÖS dün düzenlediği basın toplantısında, grevin bugün de devam edeceğini duyurdu.

Talep ise yine aynı.

Kıdem tahsisatları için 25. maddenin tekrar yerine konması.

Ama tam da grev duyurusunun ardından Başsavcılık, sendikanın karşı olduğu uygulama ile ilgili görüşünü açıkladı ve Bakanlığın uygulamasında çok özetle, usulsüz duruma rastlanmadığını, tahsisatların ödenmesi için gerekli yasal zeminin mevcut olduğunu açıkladı.

Yani aslında hükümetin dediği gibi sendikanın bir bardak suda fırtına kopardığını söylemiş oldu.

Ne var ki, başsavcılık görüşü kendisine iletilen sendika yönetimi, Başsavcılık görüşünde, "yasadaki tanımların muhtelif yorumlara mahal vermeyecek şekilde düzenlenmesinin yasa tekniği açısından daha yararlı olacağı kanaatindeyim" ifadesinin de yer aldığına işaret ederek, Bakan Öztoprak'tan konuyu bugünkü Bakanlar Kurulu toplantısına götürmesini istedi

Eğitim Bakanı'nın ise, "yeterli hazırlığım yok" diyerek, bugünkü Bakanlar Kurulu'na konuyu götürmeyi reddetmesi üzerine, grev bugün de devam etti.

Sendikanın bundan sonra ne yapacağı merak konusu.

Ama tam da bu noktada, yaşanan son tartışmalar üzerine, görüşlerini paylaşmak için elektronik posta gönderen velilerden biri, çok konuşulan 25. madde ile ilgili hükümet ile sendika arasındaki tartışmaları açık bir dille özetliyordu.

Adı bende olan bu elektronik postayı sizlerle de paylaşmak istiyorum;

" ... Üzerinde fırtınaların koparıldığı 25.Maddede yer alan "Kıdemli Öğretmen" tefsirinin kaldırılmasına rağmen bundan etkilenen 11 öğretmene bunun gerektirdiği tahsisat bu güne kadar eksiksiz ödenmiştir. Kaldırılması hukukçuların verdiği görüş doğrultusunda idi ama buna rağmen bu ödeme yapıldığı halde grev devam etmektedir. Bu madde kaldırılırken amaç neydi öyleyse? Yasalar belli amaçlar doğrultusunda yapılır ve bu yasa da yapılırken de hedef kademe ilerlemesi duran öğretmenin önünü açmaktı. 2005 yılında "Kıdemli Öğretmen" tahsisatı bu amaçla yapılmış ama "tahsisat" emekliliğe yansımadığı için, 2006 yılında sendikanın isteğiyle emekliliğe de yansıyacak şekilde bu durum daha da ileriye götürülmüştür. Ayrıca yapılan artış emekliliğe de yansıtıldı ve bu statüye giren öğretmenlerin de ayrıca ders saatleri azaltıldı. Bu yasa ile öğretmen A ve B tipi öğretmen olarak adlandırılıp 20 yılını dolduranlara bu hak verildi.

Bu değişiklik KTOEÖS'nın bilgisi dahilinde 2006 protokuluna konuldu. Kendileri bu protokala imza koymasa da diğer sendikaların imzası ile hayat bulan bu protokolun tüm kazanımlarından KTOEÖS üyeleri de yararlandı. Bu durum 2006'dan itibaren bilinmekteydi!

Şu andaki durum aslında "gasp" değil hakların daha da ileriye götürülmesidir. Emekliliğe de maaş artışının yansıması ve ders sayısının azaltılması 2005'teki durumun geliştirilmesi iken ayni amaçla yapılıp daha ileri haklar verilen 2006'deki yasa uygulanırken 2005'teki tahsisatın kaldırılması hukukçuların verdiği görüş doğrultusunda yapılırken, herşeye rağmen bunun ödenmesi iyi niyet göstergesi değil midir?

Konu artık hukuka yansımıştır. Sendika mahkemeye başvurmuştur. Bu konu çözülene kadar maaşlar ve tahsisatlar ödendiği halde keşke öğrenciler rehin alınmadan, herkes birbirine düşmeden, kırılmadan medeni bir tartışma süreci yaşasaydık diye düşünüyorum..."

Bizim hem eğitim anlayışımızı, hem de bugün gelinen bu ortamda, sendikal anlayışlarımızı kesinlikle tekrar gözden geçirmemiz gerekiyor.

   634 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ
10 Ekim 2008, Cuma   ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?
09 Ekim 2008, Perşembe   AVRUPALILIK KAÇ PARA?
08 Ekim 2008, Çarşamba   DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ
23 Eylül 2008, Salı   TABİBLER BİRLİĞİ ESKİ YÖNETİMİ'NİN DÜŞÜNCELERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital