Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı
Hem aldatıldılar, hem hapse gittiler
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor
Başkanlık konusunda uzlaşamadılar
Evraklarını yeğenine verdi polise "kaybettim" dedi
Tatbikatlar iptal
Ertuğruloğlu: Herkes mesajı aldı,UBP tek başına iktidara yürüyor
Esnaf tükenme noktasında, acil önlem şart
Öztürk: Ülkede toplanan sütün yüzde 20'sinin fiyatı borsada belirleniyor
Kıbrıs sorununun çözümü, AB'ye katılıma da yardımcı olacaktır

YORUMLANANLAR
Doğal pınarı kendi malı gibi kullanıyor [1]
2'si ağır, 3'ü çocuk 7 yaralı [6]
Tatbikatlar iptal [2]
KTÖS: Bakanlıkla konuyu netleştirene dek yıllık planlar yapılmayacak [2]
"Fanatizm-Ya bizdensin ya öteki" [1]
Avcı: Su sorunu, Anavatan Türkiye'nin desteğiyle çözümlenecek [4]
Bu sezon Kıbrıs TV fırtınası esecek [2]
Güzelyurt kökenli Rumlar, sözde "işgale" karşı yürüyüş düzenledi [5]
Cumhuriyet Meclisi'nin izleyici konumuna sokulması kabul edilemez [1]
Konfederasyon ve iki ayrı bağımsız devlet istemiyoruz [5]



BU REZALET NEREYE KADAR?

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Haziran 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Dünya Çevre Günü romantik etkinliklerle kutlanırken, yaşadıklarımız, Kuzey Kıbrıs'ın çevre bilinci ve çevre koruma anlayışı açısından, ne kadar rezil bir durumda olduğunu ortaya koyuyor.

İlk kez, çevreden sorumlu bir bakanlık yaratılmasına rağmen, yaşadığımız çevre felaketi, her geçen gün daha da büyüyor.

1 Haziran itibariyle başlayan Çevre Günü için etkinlikler düzenlenirken, en ciddi çevre sorunlarından biri olan Dikmen Çöplüğü hala yanıyordu.

İki günde ancak kontrol altına alınan çöplükteki yangından sonra açıklamalara baktığımızda ise, anlayışımız, en çıplak haliyle ortaya çıkıyor.

Lefkoşa Belediye Başkanı Cemal Bulutoğulları, yaptığı açıklamada, bölgede bir yetki karmaşası olduğuna dikkat çekerek, yapmayı planladığı projelerde hükümet engeliyle karşılaştığını söyledi.

Yangın sonrası açıklama yapan Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanı Mustafa Gökmen de yetki karmaşasından dem vurarak, ihaleyi kazanan şirketin iş yapmadığını açıkladı.

Ne olursa olsun, ortada yıllardır kangren olmuş bir sorun dururken ve çıkan yangınlar, halk sağlığını en ciddi noktada tehdit etmeye devam ederken hala yetki karmaşasından bahsedilmesi, kabul edilebilir değildir.

Hele bir bakanın, ihaleyi kazanan şirket karşısında bir acizlikle, son noktada "sözleşmeyi feshetmeye çalışıyoruz" diyememesi gerekiyor.

Bu konuda konuşan uzmanlar, çıkan dumanın başta kanser olmak üzere, birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını söylüyor.

Çünkü yangınla birlikte oldukça geniş bir bölge, zehir solumaya devam ediyor.

Yangın bittikten sonra bile, şu anda soluduğumuz hava, dünden çok daha sağlıklı değil, uzmanlara göre.

Ama yetkililer, topu birbirine atmaya devam ediyor.

Çevre gününe girerken, bin tane ağacın yok olmasına sebep olan yangının külleri vardı, Çamlıbel'de.

Sebep, bölgede yapılan kaynak çalışması sırasında sıçrayan kıvılcımlar.

İnsan eliyle bu kadar hoyratça, bu kadar vurdumduymazca nasıl harcanabilir ki, doğal zenginlikler?

Biz çevre günü etkinliği diye, küresel ısınmaya dikkat çekmek adına, bisiklet gezintisi düzenlerken, küresel ısınmanın önündeki en önemli koruyuculardan biri olan ormanları, hiç uğruna harcıyoruz.

Kimsenin sesi çıkmıyor!

Vurdumduymazlık uğruna kaybettiğimiz ormanlar bir tarafa, kontrol dışı inşaat patlaması yaşanırken, aslında Türkiye için duymaya alıştığımız, orman mafyaları ile ilgili de çeşitli duyumlar aldıklarını söylüyor, çevre örgütü temsilcileri.

Çıkan yangın sonrasında orman özelliğini kaybeden ve kısa sürede unutulan yerler, yeni inşaatlar için kullanılacak endişesi, büyüme sürecinde.

Doğal zenginlikler özel koruma yasaları ile korunmaya çalışılırken, kalkınma adı altında yapılaşmaya verilen izinler, çevre tahribatının boyutlarını büyütmeye devam ediyor.

Karpaz bölgesine götürülen elektrikle, bir taraftan yüksek gerilim hatlarının doğal yangınlara sebep olacağı tehlikesine dikkat çekiliyor, koruma yasalarının tatmin edici boyuttan uzak olması, endişeleri besliyor.

Aylarca yılan hikayesi gibi tartışılan konu, şimdi unutulma aşamasında, ama Altın Kumsal ile Milli Park alanı için endişeler hala canlı.

Bunlar tartışılırken, dünyanın ender güzellikleri arasından anılan bir başka doğal zenginlik olan Alagadi ile ilgili benzer endişeler dile getiriliyor.

Devlet eliyle yapılan yol çalışmaları, anıt niteliğinde olanlar dahil, binlerce zeytin ve harup ağacının yok edilmesine yol açıyor.

Tükenmekte olan ardıç ağaçları, özellikle Karpaz bölgesinde doğranarak, çit niyetine kullanılıyor.

Hükümet ile Lefkoşa Belediyesi, borç sorununu çözemediği için parklar, elektriksiz ve susuz olarak kurumaya terk ediliyor.

Bu liste daha uzayıp gidebilir, ama, bu köşe, maalesef yaşanan çevre felaketinin özetini yapabilmeye yetmiyor.

Biz, ne bireysel, ne de toplumsal olarak, elimizdeki doğal zenginliklere sahip çıkma bilincini maalesef geliştiremedik. Hal böyle olunca da yaşananlar, doğal kabul edilebilir, ya da "romantikler" sınıfında değerlendirilen çevrecilerin tepkileri ile sınırlı kalır.

İşte böyle bir ortamda da ilk defa çevre için bir bakanlık ayrıldığına sevinirken, hükümetteki ÖRP, çıkıp "parti içi dengeler adına" Çevre Bakanı'nı değiştirdiğini açılayabilir.

Çevresel sorunlar karşısında aciz kaldığı için değil, sırada bakanlık bekleyenler olduğu için nöbetleşe oluşturulan bir bayrak yarışı sanki bu.

Oysa doğru icraatlar desteklenip, sürdürülebilir çabaların çoğaltılmaya çalışılması gerekir.

Tabii amaç icraat ise amaç hizmetse.

Amaç politika olduğu ve çevre politikaya terk edildiği sürece, bu alandaki sorunlarımız çoğalmaya devam edecektir.

Rezaleti o kadar normalleştirmişiz ki, artık üzerinde bile konuşmuyoruz.

Dünyada acaba nerede, bakanlıklar nöbet usulü çalışır?

Ama bu ülkede, çevre bakanı, göletler kururken, ormanlar yanarken, ağaçlar katledilirken, küresel ısınma ile eş orantılı büyüyen su sorununa, "kana kana su içmeyin" diyerek çözüm yolu önerebiliyor.

İşte yine bir çevre haftası, yine karşımızda dağ gibi sorunlar ve yine haberlerde icraat yerine göstermelik kutlamalar.

   650 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
14 Ekim 2008, Salı   SAVAŞ SUÇLARI ve ARKASINDAKİ ACILAR
11 Ekim 2008, Cumartesi   8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ
10 Ekim 2008, Cuma   ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?
09 Ekim 2008, Perşembe   AVRUPALILIK KAÇ PARA?
08 Ekim 2008, Çarşamba   DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.3916 1.4014
1 STERLİN 2.3972 2.4150
1 EURO 1.8957 1.9090



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

İSTESEK DE İSTEMESEK DE (*)

Ali Baturay

"BİZE BİR ŞEY OLMAZ ZATEN!"

Hasan Hastürer

Az bilgi çok laf...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Aman şeytan karışmasın!..

Ahmet Tolgay

KADINSIZ SİYASET... (2)

Bilbay Eminoğlu

74'ten bir anı ve düşündürdükleri

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Görevi bırakmaya hazırlanan İnce'nin ö...

Dilek ÇETEREİSİ

Sigaralar bu kez bahçede yandı

Aysu Basri

SAVAŞ SUÇLARI ve ARKASINDAKİ ACILAR

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Kâvânin (Yasama) Meclisi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital