Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Haftalık yıldız falınız
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
TRİO
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



AZINLIK HALİ

Aysu Basri

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   12 Haziran 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KTÖS, bir süredir üzerinde çalıştığı bir araştırmanın sonuçlarını paylaştı, kamuoyuyla.

İlkokullarda öğrenim gören öğrencilerin velilerinden yola çıkarak yapılan araştırma, kökeni tamamen Kıbrıslı Türklere dayanan öğrencilerin oranının %34'de kaldığını ortaya koydu.

Geriye kalanı, karma evlilik, veya Türkiye kökenli öğrenciler oluşturuyor.

Geçtiğimiz gün de KTOEÖS'ün KADEM'e yaptırdığı anketin sonuçları vardı gündem haberleri arasında.

Bu araştırma da orta eğitimde öğrenim gören öğrencilerin ancak %48'inin Kıbrıs kökenli olduğunu ortaya koyuyordu.

İki çalışma birlikte okununca ortaya çıkan sonuçlar daha da çarpıcı bir hal alıyor.

KTOEÖS'ün araştırma sonuçları biraz da özel derse harcanan para kapsamında kalsa da KTÖS'ün araştırması, nüfus sorununa tekrar dikkat çekmesi açısından bir gündem tazelemesi yarattı.

Uzun bir süredir bu alandaki görüşlerini kamuoyuyla paylaşan KTÖS, araştırmasının da verdiği somut rakamlar üzerinden, adanın Kuzey'inde, birçok alanda önemli bir sorunu tekrar gündeme getiriyor.

Bu araştırma sonucu ortaya çıkan tartışmalar, ne yazık ki, Kıbrıslı Türkiyeli ayrımı kısır kapsamına yapışma tehlikesi taşısa da konu, bunun çok ötesinde önemli anlamlar içeriyor.

Öncelikle, ne olursa olsun, ortada kökeni psikolojik bir travmaya da dayanan, gözardı edilemeyecek bir sorun vardır.

%34 ile ifade edilen azınlık rakamı, toplumsal bilinç içinde kolay sindirilebilecek birşey değildir.

Her toplumda, her ülkde göçler olur, nüfus akışı yaşanır.

Ancak, bizdeki gibi, bir toplumu azınlık konumunda bırakabilecek, özel bir amaçla nüfus taşınması yapılmaz.

Güney Kıbrıs, bunu, bir suç olarak, uluslararası hukuk karşısında, zaten yeterince kullanıyor.

Ve ne yazık ki, bu bizim gerçekliğimiz.

KADEM Direktörü, Toplumbilimci Muharrem Faiz, açıklanan son nüfus sayımı rakamlarından yola çıkarak, de-jure nüfus ile de facto nüfus arasındaki uçuruma dikkat çekiyor;

"De-jure (hukuki) nüfus 190 bin civarındayken, de-facto (fiili) nüfusun 300 bine yakın olması dünyada görülmüş bir şey değil. Arapların İngiltere'de, Cezayirlinin Fransa'da olması çok normal... Hatta daha adil bir dünya için katkı da yapar bu durum. Ama iki kat nüfus sosyal ekolojiyi bozar. Hastaneler girilemez, otobüsler binilemez olur. Üstelik bu nüfus yaşadığı ülkeye aidiyet duygusuyla bağlı olmadığı için yola, okula, hastaneye bakma ihtiyacı da duymaz, titizlik göstermez." diyor Faiz, basına yaptığı açıklamalarda.

Tam da bizim gerçekliğimizi anlatıyor.

Üstelik bizim gerçekliğimiz, sadece nüfus taşındığı değil, taşınan nüfusun ne kadar sefil bir durumda hayatını idame ettirdiği de aynı zamanda.

Biz, %34 sonucuna tesadüfen, ya da özel bir ihtiyaç neticesinde ulaşmadık.

Farklı siyasi amaçlar için adaya taşınan nüfus hareketinin hızı, sadece demografik yapı üzerinde tahribat yaratmakla kalmadı, aynı zamanda, sosyo kültürel değişimleri de beraberinde getirdi.

Biz, ekonomideki devasa büyüme hızı karşısında zenginleşip, yurtdışından işçi almak zorunda kalan bir ülkenin yaşadığı nüfus hareketini yaşamıyoruz.

Bizdeki nüfus hareketinin başlangıcı, çok özel belli siyasi amaçlara dayandığından, konu artık toplumsal bir travma noktasına taşındı, malesef.

Bugün, imkanı olan ailelerin, özel okulları tercih etmelerinin en önemli nedenlerinden biri de çocuğunun sınıfının karma olmaması.

Ne var ki, olayın psikolojik boyutu bir tarafa, bir türlü disipline edilemeyen nüfus akışı, eğitimden sağlık sistemine kadar her alanda ciddi sorunlara sebep oluyor.

Kendi nüfus yapısını bilmeyen, rakamları herzaman tartışmaktan ve açıklamaktan çekinen bir devlet, sadece yarınını planlamaktan aciz düşmez, bugünü de planlayamaz.

Bizim, kısa ve orta ölçekli gelecek hedeflerimiz yok.

Gelecek yıl, okullarda kaç öğrencinin eğitim alacağını, sağlık sisteminden kaç kişinin yararlanacağını önceden kestiremiyoruz.

Hal böyle olunca da gelip geçen hükümetler, sadece günü kurtarmaya ve acil sorunları çözmeye çalışmakla yetiniyor.

Çoğu zaman bu makyajsal çözümler de kar etmiyor.

Bugün adi suçlardaki artış, ciddi bir sosyal sorundur.

Kaç ülkenin cezaevindeki mahkumlarının çoğunluğunu yabancılar oluşturuyor?

Yaşanan somut gerçeklikler karşısında içine düştüğümüz psikolojik durum, malesef, meseleye dar bir çerçeveden yaklaşmamıza da neden oluyor.

Ama bu durum, gerçekliği de değiştirmiyor.

Giriş çıkışların hala yeterince denetlenemediği gerçeği ortadayken ve ükeye giren işçi sayısı belirlenemezken, bu sorunlar ortadan kalkmaz.

Bugün ne kadar belli denetim ve kısıtlamalar yapılsa da işçi beraberi gelen kişi sayısı üzerinde bir yaptırım uygulanamıyor.

Bir işçi, beraberinde 15 kişiyi adaya getirebiliyor.

Sonuç ise, hiç de alışkın olmadığımız devasa bir sefalet.

Biz, 21. yüzyılda, bir ülke içinde ayrı gettolar yarattık.

Tuvaleti olmayan, tek bir oda içinde, 20 kişi yerde yatan evler var, uzun zamandır bu ülkede.

İlkokula giden çocuklara, nasıl temizleneceklerini, dişlerini nasıl fırçalayacaklarını öğreten programlar uyguluyoruz.

Biz artık üzeri örtülecek gerçeklikleri çok geride bıraktık.

Kıbrıs sorunu, ya da pazarlık masasının çok ötesinde, sağlıklı gelecek planlamaları ve sağlıklı bir toplumsal yapı için bir an önce çalışma yapılması gerekiyor.

Yoksa, nüfusunun denetimi üzerinde söz sahibi olamayan bir yönetim, hiçbir alan ve platformda başarı sağlayamaz ve her geçen gün, zararların katlanmasına katkı sağlamaya devam eder.

"...Kıbrıs Türk Toplumunun varlığını ve kimliğini korumayı,..."

"...toplumun kendi iradesine dayalı kendi kendini yönetme hakkının elde edilip korunması için mücadele etmeyi öngörür..."

Bu sözler 2004'ten beri oy potansiyelini yükselterek yönetimde bulunan bir partinin,CTP-BG'nin, parti tüzüğünden alınan amaçlarından kısacık bir bölüm.

Yönetimde olmanın erki elinde bulundurmayı beraberinde getirmediği gerçeğini her gün farklı şekillerde yaşıyoruz.

Ve yapılan bu son araştırmalar da zaten bildiğimiz iki önemli gerçekle bir kez daha yüzleştiriyor bizi.

Nüfus gerçekliğimiz ve yönetim acizliğimiz!

   575 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
11 Ekim 2008, Cumartesi   8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ
10 Ekim 2008, Cuma   ÖLMEDEN GÖREBİLECEKLER Mİ?
09 Ekim 2008, Perşembe   AVRUPALILIK KAÇ PARA?
08 Ekim 2008, Çarşamba   DOKTOR KEMAL'E AŞK MEKTUBU
07 Ekim 2008, Salı   KADINA SEKSİLİĞİNİ, ERKEĞE GÜCÜNÜ KAYBETTİREN YASA
27 Eylül 2008, Cumartesi   Eylüle veda ederken
26 Eylül 2008, Cuma   Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanı'nın Sorumluluğu
25 Eylül 2008, Perşembe   NE KORUYABİLİYORUZ NE DE KURTULABİLİYORUZ AMA BATIYORUZ
24 Eylül 2008, Çarşamba   TABİBLER BİRLİĞİ YENİ YÖNETİMİNİN DÜŞÜNCELERİ
23 Eylül 2008, Salı   TABİBLER BİRLİĞİ ESKİ YÖNETİMİ'NİN DÜŞÜNCELERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital