|
Önceki gün yazacaktım ama araya su konusu girdi; bugüne bıraktım...
Bir "Memur ve Bahar Bayramı"nı daha geride bıraktık
Nice bayramlara!
Galiba ileriki yıllarda, 1 Mayıs İşçi ve Bahar Bayramı'ndan "işçi" sözcüğünü çıkarıp sadece "Bahar Bayramı" diye söz edeceğiz.
Öyle ya, bu ülkede 1 Mayıs'ın nesi işçi bayramı.
Perşembe günü başkentte şöyle bir dolaştım, işçilerin, emekçilerin çoğu işlerinin başındaydı.
Marketlerin, dükkanların, öteki işyerlerinin çoğu açıktı.
İnşaatlarda da iş bırakılmamıştı.
Ne denetleyen vardı ne arayan soran.
Kamu görevlileri ise tatil yaptı.
Ya evde dinlendiler ya da kırlara pikniğe çıktılar.
Devlet ve hükümet yetkilileri, müdürler, müsteşarlar da.
Kimsenin gözü yok tatillerinde; keyiflerine baksınlar.
Kendileri karar vermedi buna.
1 Mayıs İşçi ve Bahar Bayramı resmi tatil.
Memurlar da işçi sayılıyor!
Ama özel sektör çalışanlarına bu hak verilmemiş.
Onlar "üvey evlat"...
Bayram seyran, yılbaşı demeden sürekli çalışmaya mahkum!
***
Sadece, İşçi ve Bahar Bayramı bile, bu ülkede memur kesimi ile özel sektör çalışanları arasındaki ayrımcılığı bütün açıklığıyla gözler önüne sermeye yeter.
"Üvey evlatlar", bırakın resmi tatillerde dinlenmeyi bayram yapmayı, memurların sahip olduğu her şeyden mahrum!
Özlük hakları yok...
Hayat pahalılığı ödeneği, on üçüncü maaş alamıyorlar...
Çoğu asgari ücrete talimli...
Gelecekleri, patronlarının iki dudağı arasında...
İşte gördünüz; çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesiyle pazar günü olsun tatil yapacaklarını umuyorlardı, hükümetin söz konusu düzenlemeyi yap boz tahtasına dönüştürmesiyle o beklentileri de boşa çıktı.
Tabii bunları yazarken, bazı müesseselerimizi ayrı tutuyorum.
Devletin memuruna sunduğu olanakları kısmen de olsa çalışanlarına sağlayan iş yerlerimiz var. Ama ne yazık ki, diğerlerinin yanında devede kulak kalıyor.
Basına yansıyanlar ne derece doğru bilemiyoruz ama, İhtiyat Sandığı birikimlerine de el atılmış özel sektör çalışanlarının.
Hükümet, "sandık"tan yüklü bir para çekmiş.
***
Gazetelerde gördünüz...
Gazimağusa-Karpaz anayolunda işçi bayramında meydana gelen trafik kazasında bir işçi öldü, biri ağır altısı yaralandı.
Genceciktiler, herkes tatil yaparken, onlar ekmek parası için inşaatta çalışmaya gitmişlerdi...
Evlerine dönerken Azrail onları yolda yakaladı.
Onlar gibi gerçek işçiler, gerçek emekçiler 1 Mayıs kutlamalarına katılamadı ama ülkemizdeki kutlamalar bir şeye benzemedi zaten.
İlk kez iki ayrı organizasyonla iki ayrı kutlama yapıldı.. Sabah Atatürk Meydanı'nda, akşam İnönü Meydanı'nda...
Bir tarafta çoğunlukla CTP yanlıları, diğer tarafta muhalefettekiler.
Bir bayram kutlamasında bile birlik olamadık.
İkiye, hatta üçe bölündük.
Bir kısım insanımız da 1 Mayıs kutlaması için güneye geçti.
Elefteriya (Özgürlük) Meydanı'nda Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların katılımıyla ortak bir kutlama yapıldı ama, haziranda Talat'la masaya oturacak olan Rum lideri Hristofyas, mitingdeki konuşmasına siyaseti de karıştırdı.
Türkiye'yi ve Talat'ı, müzakere sürecindeki tutumlarından dolayı eleştirdi.
Türkiye'de ise neler olduğunu televizyonlarda gördünüz herhalde...
30 bin polisin görev yaptığı, olağanüstü önlemler alındığı İstanbul'da göstericilere coplar, plastik mermiler, biber gazı ve kırmızı boyalı basınçlı suyla müdahale edildi.
Çoluk çocuk çok sayıda vatandaş etkilendi, korkulu anlar yaşadı...
Aralarında polislerin de bulunduğu yaralananlar var... Beş yüzü aşkın kişi göz altına alındı. Ajanslar, hoş olmayan olayları, inanılmaz görüntüleri bütün dünyaya geçti.
Ne kadar üzücü.
***
Ülkemizde, işçisiz, emekçisiz bir işçi bayramını daha geride bıraktık.
Gelecek yılın 1 Mayıs'ına kısmet.
Ne var ki, bu ülkede kamu görevlileri ile özel sektör çalışanları arasındaki ayrımcılık ortadan kalkmadıkça bütün
1 Mayıs'lar böyle kutlanacak.
Memurlar tatil yapacak, işçiler çalışacak...
Bayramı memurlar kutlayacak, emekçiler uzaktan bakacak!
|