|
Kıbrıs konusunda olup bitenleri her zaman olduğu gibi önce Rum basınından öğreniyoruz.
Her şey yolunda, her şey iyi gidiyor derken, gidişatın hiç de öyle olmadığı ortaya çıkmaya başladı..
"Bahar havası" bitiyor mu? diye düşünmeden edemiyoruz.
Teknik komite ve çalışma gruplarında zorluklar varmış.
Bence hayret edilmemesi gereken bir sonuç!
Bunca zamandır yaratılan olumlu havaya karşın, çalışma grupları ve teknik komitelerin herhangi bir konuda ilerleme kaydettiklerine inanan oldu mu bilemiyorum ama, ben o konuda kendimi zorlamama karşın hiç iyimser olamadım.
Önceki akşam, Rum ana muhalefet partisi lideri Nikos Anastasiadis'le akşam yemeğinde bir araya gelen Cumhurbaşkanı Talat'a gazeteciler, "Tam teşekküllü müzakerelere başlamak için teknik komitelerle çalışma grupları sonuç üretebilecekler mi?" diye sorduğunda cumhurbaşkanının verdiği "Her şey yolunda gidiyor" yanıtına da kuşkuyla baktım.
Ve yanılmadım. Meğerse işler yolunda gitmiyormuş!
***
Rum yönetimi sözcüsü Stefanos Stefanu, "teknik komite ve çalışma gruplarındaki görüşmelerde zorluklar olduğunu ve şu ana kadar üretilmesi gereken çalışmanın üretilmediğini "söyledi.
Yalan söylemiş ya da Rum basını yalan yazmış olabilir mi?
Haber Rum radyosu (PIK) kaynaklı.
Stefanu, bu açıklamayı, dün sabah Rum Haber Ajansı'nı (KİPE) ziyaretinin ardından yaptı.
Rum sözcüye göre, Talat ile Hristofyas'ın "23 Mayıs'ta gerçekleştirecekleri görüşmenin hedeflerinden biri de, komitelerde suni değil gerçek çalışma üretilmesinin görüşülmesidir... Teknik komite ve çalışma gruplarında yeterli çalışma üretilmezse, doğrudan müzakereler mümkün olmayacak. Güvenlik Konseyi'nin tutumu da budur."
***
Peki ne olacak?
Belli ki Talat'la Hristofyas duruma müdahale edecek.
23 Mayısta yapacakları görüşmenin ana gündem maddesini zaten, 21 Mart Mutabakatı çerçevesinde yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi oluşturuyor.
Şimdi en önemli konu, Rum yönetiminin resmi sözcüsünce bizzat dile getirildiğine göre gerçek olduğundan kuşku duyulamayacak, teknik komite ve çalışma gruplarındaki zorlukların nasıl aşılacağıdır.
Karşılaşılan zorluklar, tarafların kırmızı çizgileri kapsamındaysa liderler de bir şey yapamayacak demektir.
O zaman Rum sözcünün söylediği gibi, teknik komite ve çalışma gruplarında yeterli çalışma üretilmezse, doğrudan müzakereler başlamayacak mı?
Güvenlik Konseyi'nin tutumu gerçekten bu yönde mi?
Bunu düşünmek bile istemiyoruz!
Çünkü bir anda Papadopulos dönemine dönmüş oluruz
***
Merak edilen bir başka konu, yeni müzakere sürecine bel bağlayan Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa Birliği'nin olası bir çıkmazı önlemek için ne gibi girişimlerde bulunacağıdır.
Daha komiteler aşamasında ortaya çıkan ve doğrudan görüşmelerin başlamasını tehlikeye sokan zorluklardan taraflardan herhangi birinin sorumlu tutulması beklenemez.
Umut ve temennimiz, Stefanu'nun sözünü ettiği zorlukların, tarafların kırmızı çizgilerinin dışında olması ve BM'nin hakemliğiyle hızla aşılmasıdır.
Aksi halde iplerin kopması kaçınılmazdır!
|