|
Bayramda yakınlarınız, aile dostlarınız ya da tanıdıklarınızla falan bir araya gelmişsinizdir herhalde...
Söyleşilerinizde söz dönüp dolaşıp ülke sorunlarına geldi mi bilemiyorum ama ben üç günlük bayram süresince nerede ve kimlerle buluşmuşsam, insanların, bir süreden beri mıh gibi yüreğine oturan acımasız zamlardan dolayı hükümete veryansın etmekten kendini alamadığına tanık oldum.
Ve gördüm ki dar ve sabit gelirli vatandaş, cebindeki paraya ikide bir el uzanmasıyla içine düştüğü maddi sıkıntıdan çok, yetkililerin toplumun tüm kesimlerinin ayyuka çıkan tepkisine kayıtsız kalmasından, inanılmaz bir pişkinlikle ülkede her şeyi süt liman göstermesinden rahatsız oluyor.
'Rahatsız oluyor' ne demek?... Bu sözcük hafif kalır... Milletin refleksi kızgınlık ve öfkeye dönüşmüş...
Bazı vatandaşların, abartmadığını kanıtlamak için cebinden çıkarıp, karşısındakilere gösterme gereği duyduğu çarpıcı ve yakıcı elektrik faturaları, arabasının ruhsatı için ödediği kat kat, keyfi biçimde artırılmış ve çoğu kişinin maaşını götüren araç ruhsatları insanların bayram neşesine de gölge düşürmüş.
Dünyanın en pahalı elektriğini kullanması yetmezmiş gibi vatandaştan 'maktu ücret' ve 'yatırım katkı payı' adı altında kullanmadığı elektrik için de ısrarla para talep edilmesi ve tepkilere kulak tıkanması, hükümetin vatandaşı kıl eden başka bir "ben yaptım oldu" marifeti!.
***
Adam eşiyle birlikte yıllardan beri Londra'da yaşıyor...
Arada bir Kıbrıs'a gelip Mağusa'da Salamis yolu uzerindeki evlerinde kalıyorlar... Çocukları sürekli burada; kendisi de artık buraya yerleşmeyi düşünüyor.
Ama ciddi ciddi düşünüyor adam; endişe ediyor. Her gelişinde ülkeyi biraz daha pahalı buluyor. "Ben böyle pahalılık görmedim" diyor ve hemen ekliyor:
"Kapının önünde duran yaşlı cipim için yol ruhsatı çıkarmaya gittim. Benden tam bin sterlin aldılar. İnanamadım. Geçen sene Londra'da yol ruhsatını 180 sterline çıkarmıştım. Şimdi hade olsun 200 pound. Evde oturduğumuz yok, fazla elektrik kullanmıyoruz; dünya kadar da elektrik parası istiyorlar".
Onu çok iyi tanırım. Soğukkanlı, ağırbaşlı bir insandır. Kolayına sinirlenmez. Ayrıca dürüsttür, yalan konuşmaz... Ama baktım ki ülkemizdeki vurgun düzenini hazmedemiyor, sinirlerine hakim olamıyor adam.
Sürekli burada yaşamadığı halde pahalılıktan, yetkililerin ülkedeki pahalılığı daha da körüklemesinden yakınıyor. Başbakan Soyer ve öteki hükümet yetkililerine adamakıllı kızgın.
***
Yukarıda yazdıklarım, bayramda bir araya geldiğim insanlarla söyleşilerimizde vatandaşın, zaman zaman öfkesini gizleyemeden dillendirdiği yakınmalarından sadece bir örnek... Çoğaltmaya gerek yok.
Yadsınamayacak bir gerçek var. Toplumun her kesimi, hükümetin, kendi aşırı savurganlığından kaynaklanan bütçe açıklarını kapatmaya yönelik, halkın katlanma gücünü büyük ölçüde aşan zam
politikasından ve bu politikayı yürütürken öfke patlamasına dönüşen toplumsal tepkiyi umursamamasından şikayetçi.
İnsanlarımızı bu yola iten ve herkesin söz birliği ettiği başka bir nokta daha var...
Her fırsatta ekonominin gelişmesinden, halkın refah düzeyinin yükseltilmesinden söz eden yöneticilerimiz galiba bu ülke vatandaşlarının evlerinde elektrikli eşyaya sahip olmasını, fazla elektrik tüketmesini, borçla da olsa yeni bir otomobil almasını ya da varolanı daha iyisiyle değiştirmesini lüks olarak kabul ediyor ve "lüks "içinde yaşamasını istemiyor... Elektriğe astronomik rakamlarda zam yapılması, araç kayıt, ruhsat ve harçlarının ikiye hatta üçe katlanması bunun tartışma kabul etmez açık kanıtı.
Dünyanın en pahalı elektriğini kullanan vatandaşa, evin tek gereksinimi aydınlatmaymış gibi, yetkililerin ağızlarına sakız etmişcesine "düşük enerjili tasarruf ampulü" kullanma tavsiyesinde bulunması başka nasıl izah edebilir.
Acaba sayın başbakanımız, bakanlarımız, milletvekillerimiz de evlerinde o ampullerden mi kullanıyor?... Klima, çamaşır ya da bulaşık makinesi kullanılmasına izin vermiyorlar mı?...Özel arabalarını daha iyisiyle değiştirme gereği duymuyorlar mı?...
Bir de kalkıp vatandaşa, belirli bir yaşa ulaşmış arabalarını hurdaya çıkarılmak üzere hükümete teslim etmeleri halinde gümrük indiriminde bulunulacağını söylemişlerdi.
Vatandaşı, eski arabasını hurdaya verip yenisini aldığına bin pişman ettiler.
***
Bugün ekimin dördü. Dün bu satırları evde yazdığım sırada, hükümet, indirim yapılarak eylül sonlarına doğru kamuoyuna duyurulacağını ve ekimden itibaren yürürlüğe konulacağını söylediği yeni elektrik tarifelerini hala açıklamamıştı. Elektrik Kurumu görevlileri de ay sonu sayaçları okumadı.
Akşam saatlerinde gazeteye geldiğimde okuduğum, konuyla ilgili habere şaşmadım.
Maliye Bakanı Sayın Uzun, elektrikte indirimin kasım faturalarına yansıyacağını bildirdi.
Ağustosta dediler, eylüle ertelediler... Eylül geldi ekimde dediler... Ekim bitti kasıma bıraktılar.
Böyle hükümetçilik, böylesine ciddiyetsizlik olur mu?.. İndirim açıklamaları gazetelerde "Elektrikte yeni tarife" diye iri puntolu başlıklarla verilmişti.
Açıkça yalan söylüyorlar, halkla dalga geçiyorlar. Kaç kuruşsa yapacakları ve "dağın doğura doğura bir fare doğuracağı" sözde indirimi kasım gelince de aralığa, aralıkta da yılbaşı sonrasına bıraktıklarını görürseniz hiç şaşmayın.
İyisi mi, ezgiyle verecekleri bu üç beş kuruşu, toplumca, "zahmet etmeyin, biz almayalım. Hazineye küçük bir katkımız olsun" diye nazikçe reddetmek!.
|