|
Bu satırları ada sınırları dışında katıldığım bir kongredeki izlenimlerime dayanarak yazmaktayım... İstanbul Tıp Fakültesi ve Milli Pediatri Derneği'nin ortaklaşa düzenlediği ve de çocuk sağlığı ve hastalığı konularında en yeni bilgilerin sunulduğu kongrede pek çok güncel konuya dikkat çekiliyor...
Obezite mi? Yetersiz beslenme mi? Hangisi dünya için daha tehlikeli?
"Dünyadaki obez çocuk sayısı son yıllarda aç çocuk sayısını geçti" diyor İstanbul Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof Dr Hülya Günöz... Benim için bu toplantının en çarpıcı mesajlarından birisiydi buydu sanırım... Yıllarca çocuklarda vitamin eksikliği, kilo alamama, iştahsızlık gibi sorunlara yoğulaşan çocuk doktorları artık bu gerçekle yüzleşmek, hastalarını bu konuda uyarmak ve de gerekli önlemleri almak zorunda...
Önceleri genetik yapının ve tesadüfi olayların neden olduğu düşünülen Diabet (şeker) hastalığı, artık artan obezite nedeniyle salgın bir hastalık gibi dünyayı tehdit eder duruma gelmek üzere...
İşte bu toplantıda Türkiye'nin ünlü beslenme uzmanları ve çok değerli profesörlerinden sağlıklı çocuk beslenmesi ile ilgili güncel öneriler:
- Anne sütü... anne sütü... anne sütü... henüz anne sütünün yerini alabilecek bir biberon sütü üretilmiş değil... Mümkün oldukça bebeğinizi 6 ay tek başına anne sütü ile besleyiniz.
- Özellikle anne sütü ağırlıklı beslenen bebeklerde mutlaka D vitamini desteği yapınız. Ek gıdalara erken başlamayınız...
- Süt çocuklarında reklamların da etkisiyle çok sık tüketilmeye başlanan aromalı hazır muhallebilerinin - her ne kadar bazı pediatri kurumları tarafından tavsiye ediliyor olsalar da - çocuk sağlığı ve gelişimi üzerine olumsuz etkileri vardır.
- Bebeklerin damak tadını bu tür şekerli ve aromalı hazır yiyeceklere alıştırmak doğru değildir. Onun yerine, bebeklere önceleri sade yoğurt ve ilerleyen dönemlerde doğal meyve katkılı ev yapımı yoğurtlu yiyecekler verilmesi öneriliyor.
- Fast-food restoranlarında tüketilen gıdalar tüm dünyada özellikle çocuk sağlığı için ciddi tehdit oluşturuyor!
- Bir hamburger menüsü, ilkokul çağındaki bir çocuğunun günlük enerji ihtiyacının %60'ını, tuz (sodyum) ihtiyacının ise yarısını karşılar.
- Bir hamburger menüsünde sekiz tatlı kaşığı yağ vardır.
- Günde bir kez hamburger yiyen çocuk tek yönlü beslenme nedeniyle ve tokluk hissinden dolayı alması gereken doğal vitamin ve karbonhidratları alamaz. Ayrıca aldığı doymuş yağın büyük bölümü vücutta depolanır, zamanla obeziteye yatkınlık gelişir. Yüksek tuz içeriği nedeniyle de ileri yaşlarda damar sertliği ve hipertansiyon gelişebilir.
- Omega-3 ten zengin yiyecekler (hamsi, uskumru, somon, tere otu, semiz otu, keten tohumu) çocukların fiziksel ve zeka gelişimlerini hızlandırırlar. Haftada en az bir kez balık yemeği ya da yukarıda sayılan yiyecekleri çocuklarınıza yediriniz.
- Prebiyotik ve probiyotikler vücudumuzdaki dost bakterileri artıran maddelerdir. Yoğurt, kefir, peynir ve pek çok mayalı yiyecek-içecekler bu maddeleri içerir. Pre-probiyotiklerin tüketilmesi alerjik rahatsızlıkların, ishallerin önlenmesine yardımcı olur ve bağışiklık sistemini güçlendirir.
- Son dönemde artık biberon mamalarına da prebiyotik ve probiyotik katkıları yapılmaktadır. Bu tür mamaların kullanımı çağdaş ülkelerde giderek artmaktadır.
Bir okurumun haklı isyanı...
Kanserden korunabilmek için sağlıklı beslenme önerilerinde bulunduğum yazımın ardından bana ulaşan birkaç değerli yorumdan birisini sizinle paylaşmak istiyorum:
"Cumartesi gün Kıbrıs gazetesinde yayınlanan
yazınızda kanserin ülkemizde sıklıkla görülmeye
başlanan bir hastalık haline geldiğini ve hemen
hemen her aileden bir veya iki kişinin bu
hastalığa yakalandığını yazmakta. Kanseri önlemek için
sigarayı kesip bol bol sebze yemeyi
önermektesiniz. Halbuki bence BU ÜLKEDE sebze, meyve
tüketimi kansere yakalanma açısından sigaradan en az
100 kat daha tehlikelidir.Ve kanser hastalığının bu
ülkede sıklıkla görülmeye başlamasının en büyük
sebebi bu sebze,meyvelerdir. Çünkü sorumsuz, 3-5 kuruş
para kazanmak için halk sağlığını tehlikeye atmaktan
hiç çekinmeyen sebze-meyve üreticimiz
vardır .Ürettikleri sebzelere-meyvelere hiç düşünmeden
yüksek oranlarda ilaç ve hormon
katmaktadırlar. Bir süpermarkete giderseniz,bazı meyve ve
sebzelerde "Kendi ürünümüzdür,hormonsuzdur" yazısına
rastlarsınız.Bunun en basit tanımı "diğer ürünler
hormonludur veya hormonlu olabilir dikkat edin"
anlamı taşımaktadır.... Tiroid
hastalığı ve kanseri diğer akdeniz ülkelerinde az
rastlanan bir hastalıkken (deniz suyundaki ve balık
tüketimindeki iyot zenginliğinden dolayı) bizim
ülkemizde tam tersi bu hastalıkta patlama
yaşanmaktadır.Yani kısaca bu ülkenin sebze-meyve
üreticileri bu ülke halkını zehirlerken başta sağlık
bakanlığı diğer tüm yetkililer ve kamuoyu bu soruna
duyarsız kalmaktadır. Kanser hastalığının üzerine
gitmek istiyorsak öncelikle bu sorunun üzerine
eğilmemiz gerekir.
Yapacak çok fazla yorum yok maalesef... Umarım bu uyarınız ilgili makamlara ulaşır...
Bir yeni aşı daha...
Üçlü, beşli aşı derken şimdilerde yine pek çok yeni aşı çocuklara uygulanmak için sıra beklemekte... Henüz sağlık bakanlığı tarafından ücretleri karşılanmayan, "zatüree aşısı" diye bilinen Pnomokok aşısı halen Avrupa ve Amerika'da rutin olarak tüm yeni doğan bebeklere uygulanmakta... Ülkemizde de benzer şekilde bu aşının kullanımı (özellikle seçilmiş olgularda) giderek artmakta...
Geçen haftaki yazımda "kanser aşısı" olarak lanse edilen HPV aşısının rahim kanserini önlemek amacıyla kız çocuklarına uygulanmaya başlandığını aktarmıştım. Kanada ve Avustralya gibi ülkelerde ücretsiz olarak yapılmaya başlanan bu aşı rutin aşı programlarımıza girecek gibi gözüküyor...
Çok tartışılan bir başka yeni aşı ise "ishal aşısı" olarak bilinen "Rotavirüs aşısı"... Rotavirüs isimli mikrop özellikle ilk yaşlarda görülen ishallerin çok büyük bir kısmının nedeni... Bir virüs hastalığı olması nedeniyle, bu hastalıkta antibiyotiklerin kullanımı gereksiz ve yararsızdır... Bebeklik çağı ishalleri uygun sıvı ve diyet desteği ile tedavi edilebilmektedir... Buna rağmen ağızdan yeterince sıvı alamayan kişilerde buna bağlı olarak ciddi sağlık sorunları oluşabilir... İşte özellikle sıvı kaybına bağlı sağlık sorunlarını önleyebilmek amacıyla bu mikroba karşı yeni aşı uygulamaları tüm dünyanın gündemine girmiş durumda... Bebeklik çağında ağızdan damla olarak uygulanacak olan aşı henüz ülkemizde ulaşmadı fakat pek çok ciddi bilimsel çalışma, toplantı ve medyanın güncel konuları arasına girdi bile!..
Mutlu ve Sağlıklı Günler...
|