|
Yaz mevsiminin en bunaltıcı günlerini yaşıyoruz... Vatandaş biraz serinleyebilmek için çoluk çocuk, deniz kenarlarına, havuzlara akın ediyor... Belki de pek çoğunuz bu satırları yakıcı Kıbrıs güneşinin altında, denizin ve kumun keyfini sürerken okumaktasınız... Adalı olmanın en büyük avantajlarından birisi de hemen yanıbaşımızdaki sahillerimiz... Ancak bu avantajımızı dikkatli kullanmadığımız takdirde deniz ve güneş, özellikle çocuklarımız için, ciddi sağlık sorunları doğurabilir!
Geçen haftalardaki yazılarımızda değindiğimiz gibi özellikle çocuklarımızı denize veya havuza götürürken pek çok konuya dikkat etmemiz gerekiyor. Artık herkesin ezberlediği üzere "saat 10 ile 16 arasında güneşe çıkmamak", "yüksek koruyucu faktörlü güneş kremleri kullanmak", "bol sıvı tüketmek" şart! Bu konuların yanı sıra sizlerden gelen pek çok soru ve mesajdan yola çıkarak bazı güncel konular hakkında kısa bilgiler aktarmaya çalıştım bu haftaki yazımda... İşte yaz mevsimi, deniz, havuzlar, klimalar ve su tüketimi ile ilgili merak ettiğiniz sorulanın cevapları...
Bebeğime yaz aylarında su vermeli miyim?
Hücrelerin yaşayabilmesi, enerji üretebilmeleri için suyun vücuttaki yeri doldurulamaz. Yeni doğan bir bebeğin vücut ağırlığının yüzde 75'i su iken bu oran ilerleyen yaşlarda giderek azalır. Erişkin bir bireyde de vücut kitlesinin yüzde 70'ten fazlası sudur. Yaz aylarında ise terleme yoluyla deriden, solunum yoluyla akciğerlerden ve de idrar ve dışkılama yoluyla böbrek ve bağırsaklarda aşırı derecede su kaybı olur. Kaybedilen suyun yerine konabilmesi için erişkin bir bireyin günde ortalama 2.5-3 litre sıvı tüketmesi gerekir. Aksi takdirde, sıvı kaybı nedeniyle, özellikle yaşlı ve kronik hastalığı olan kişilerde tansiyon, şeker ve hazım sorunları yaşanacaktır.
Bebekler, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi uyarınca ilk altı aylarında -anne sütü yeterli ise- tek başına anne sütü ile beslenmelidirler. Anne sütünün yeterince gelmediği durumlarda ise ek biberon mamaları önerilmektedir. Anne sütü, bilinen en iyi ve en akıllı besin kaynağıdır! Evet akıllı bir besin kaynağıdır çünkü bebeğin günlük ve mevsimsel ihtiyacına göre kendi bileşimini gece-gündüz değiştirmektedir. Gerektiği durumlarda, anne sütü içindeki su, yağ ve karbonhidrat miktarları bebeğin ihtiyacı doğrultusunda değişim göstermektedir.
Anne sütü emzirilen bir bebeğe ek su verilmesi, ayına göre 50 ila 200 ml olan mide hacmini büyük ölçüde doldurur. Bu durumda bebek, beslenebilmek için ihtiyaç duyduğu anne sütünü içemez. Zorlandığı takdirde kusar. Bu durum bebeğinizin kanındaki tuz, şeker ve diğer minerallerin oranını ciddi şekilde etkiler. Su takviyesi yapılmaya çalışılırken bebek diğer sağlık sorunları ile karşı karşıya kalır. İşte bu nedenlerden dolayı küçük bebeklere anne sütü haricinde su takviyesi yapılması önerilmez!
Anne sütünün ya da kullanılan ek biberon sütünün içeriğinde büyük oranda su bulunmaktadır. Çocuğunuzun sıvı ihtiyacını karşılamanın en sağlıklı yolu, annelerin sütlerinin kalitesini düşürmemek için düzenli şekilde beslenmeleri ve de bol sıvı tüketmeleridir. Düzenli beslenildiği takdirde ihtiyaç duyulan sıvı ve mineraller anne sütü ile birlikte bebeğe geçecektir. Bu dönemde bebeklerin daha sık beslenmesi gerekir. Özellikle ilk dört ayında -gerekli durumlarda rezene çayı gibi bitki çayları dışında-ek sıvı verilmesi önerilmezken, sonraki dönemlerde hava sıcaklığının ve nemin çok yüksek olduğu durumlarda ancak doktorunuzun önerisi üzerine az miktarda sıvı takviyesi yapılabilir.
Aşırı derecede su içmek hangi hastalıkların belirtisi olabilir?
İlk 4-6 ayından sonra ek gıdalar başlanan bebeklere su vermek gerekir. Bebeğiniz bu dönemde katı gıdalarla ve tahıllarla karşılaştığından daha çok su içme ihtiyacı duyacaktır. Yaz aylarında ise bu ihtiyaç aşırı terlemelerden dolayı daha da artabilir. Bu durum çoğu zaman normal kabul edilmektedir. Evinizin ısı koşullarını ve de bebeğinizin giysilerini mevsim koşullarına göre yeniden gözden geçirmeniz faydalı olacaktır. Özellikle, bebeklerin sebze çorbalarına çok kısıtlı miktarda tuz konması, katı yağlardan uzak durulması bu sıkıntıyı nisbeten azaltacaktır. Büyük çocukların ise kola, cips, çikolata ve fast-food'lardan uzak durmaları gereklidir.
Tüm bunların haricinde büyük çocuklarda günde 4-5 litreden fazla su içmek, aşırı derecede idrara çıkmak, kilo sorunları yaşamak diyabet gibi bazı hastalıkların habercisi olabilir.
Bebeğime yemek-et sularından vermek ne kadar doğru?
Yemek-et sularının ilk 6 ayda bebeklere ek gıda veya sıvı takviyesi amacıyla verilmesi doğru değildir. Et veya yemek sularının hiçbir besleyici değeri yoktur!
Çocuğumu bez ile mi mayo ile mi denize sokmalıyım?
Tuvalet eğitimi henüz yeterli aşamada olmayan çocukların (ilk 2 yaş) havuza sokulmaları doğru değildir. Bu şekilde kişisel ve de toplumsal hijyen konusunda sorunlar yaşanabilir. Bu yaştaki çocukların denize sokulmaları daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
Özellikle ilk 2 yaşındaki kız çocuklarının bezleriyle deniz veya havuzlara girmesi ve de bezlerinin uzun süre ıslak bir şekilde üzerlerinde kalması sonucunda başta idrar yolu enfeksiyonları olmak üzere pek çok hastalık gelişmektedir. Bu hastalıkları önleyebilmek için özel bez-mayo'ların kullanılması önerilir (resimde görüldüğü gibi). Mayo ile girilmiş olsa bile küçük çocukların sudan çıktıktan sonra kurulanarak hemen altlarının değiştirilmesi önerilir.
Kendime kullandığım 20 faktör krem bebeğimi korur mu?
Güneş kremi alırken dikkat edilmesi gereken nokta bu kremlerin hem UVA hem de UVB ışınlarına karşı koruyucu özellikte olmalarıdır. Bebeklerin cildi güneş ışınlarının zararlı etkilerine ve de sıvı kaybına erişkinden kat kat daha hassastır! Bu nedenle daha fazla koruma sağlaması amacıyla, özellikle ilk 2 yaşındaki çocuklar için 40 ve üzeri faktör değerindeki ürünler seçilmelidir.
Bebeğimin odasında sürekli olarak klima çalıştırmamın bir zararı var mı?
Klima artık adamız için vazgeçilmez bir ev aksesuarı! Ne yazık ki, teknolojisi gereği, alışageldiğimiz yüksek nemli havayı filtre edip nemden arındırdığı için uzun süreli kullanımlarda burun tıkanıklığı, boğaz kuruluğu gibi sorunlara yol açabilmektedir. Bu tür sorunların önüne geçebilmek için klimalarınızı dış ortamdan 6-8 derece düşük seviyede çalışacak şekilde ayarlayınız. Klimanın karşısına gelecek şekilde durmayınız. Klimanızı aralıklı olarak çalıştırınız. Aralarda mutlaka odanızı havalandırınız. Çocuğunuzun solunum sorunları veya öksürüğü olduğu takdirde doktorunuza başvurunuz.
Klimalar, bakımı iyi yapılmadığı takdirde ateş, kusma, ishal, kas ve baş ağrıları ile kendisini gösteren "Lejyoner" hastalığına da yol açmaktadır. Bu nedenle bakteri ve polen filtreli klimaları tercih ediniz. Bakımlarını aksatmadan, düzenli olarak yaptırınız.
Serin, mutlu ve sağlıklı günler...
|