|
Bu hafta yine sizlerden gelen mesaj ve sorulara yer ayırdım.
Genç annelerimizden Bahar Hanımın bana gönderdiği mesaj pek çok annenin halihazırda hissettiği duygular...
İşte annelik hissini yaşaması imkansız olan erkeklerin bile okudukları zaman şaşıracakları, duygulanacakları satırlar:
Ben anne olmasaydım eğer...
Karnımda yaşayan başka bir canlının kalp atışlarını hissedemeyecektim.
Hamileliğim esnasında 80'li kilolara kadar çıkıp kendi çapımda ilk defa bir alanda rekorumu kıramayacaktım.
Topuksuz ayakkabılarla da şık olunabileceğini bilmeyecektim.
O küçücük ellerle renkli kartonlardan yapılmış bir kâğıt parçasının bu kadar değerli olabileceğini öğrenemeyecektim.
Birinin canı yandığında ötekinin bu acıyı hissedebilmesinin sadece ikiz kardeşlerde olduğunu sanacaktım.
Sabahın köründe gözü kapalı mutfağa kadar gidip, süt ısıtıp yine gözü kapalı dönme yeteneğini kazanamayacaktım.
Üzümün çekirdeklerini tek tek çıkarmak için insanüstü bir uğraşa asla girmeyecektim.
Bir insanın gaz çıkarması beni bu kadar mutlu edemeyecekti.
Babanla belki daha az kavga edecek ama sevginin evlat denilen başka bir boyutuna giremeyecektik.
Sevginin böylesine karşılıksız olanını hiç tadamayacaktım.
Telaşsız sevişmenin hayalini kuramayacaktım.
Annemi bu kadar çok sevdiğimi anlamayacaktım.
Annesinden zorla ayırdılar diye "Uçan Fil Dumbo!" çizgi filminde böğürerek ağlamayacaktım.
Geceleri kesintisiz uyuyacak, hafta sonunda sabahları istediğim saatte kalkacaktım ama uyandığımda yanağıma konmuş minik ellerin sıcaklığı ısıtmayacaktı yüreğimi.
Çantamda sürekli bisküvi, ıslak mendil, bir adet oyuncak, düşer bir yerin kanar diye ayıcıklı yara bandı taşımayacaktım.
Acıyı geçiren öpücüğün gücüne inanmayacaktım.
38,5 derece ateş beni de yakıp kavurmayacaktı .
Bir çocuk doğduğu anda, bir anne doğarmış... Bu lafın doğruluğuna inanmayacaktım!
Sen olmasaydın eğer ben asla "anne" olmayacaktım.
Bebek televizyonları gerçekten zihin geliştiriyor mu?
İçinde bulunduğumuz yaz aylarında çalışan anneler bebekleri-çocukları ile daha uzun süre vakit geçirme imkanı buluyorlar.
İşte böyle bir dönemde bana e-posta yoluyla ulaşan Ebru Hanım, öğretmen bir anne olarak, mesajında 9 aylık bebeğinin günde kaç saat süre ile bebek televizyonu seyretmesi gerektiğini sormaktaydı.
Bebek televizyonu adı altında veya çocuklara yönelik yapılan yayınlar aslında sanıldığı kadar zeka geliştirici eğitim araçları değil! Bu konuda çok sayıda çalışması bulunan Amerikan Pediatri Akademisi gibi pek çok akademik kurum 2 yaşın altındaki çocuklara televizyon seyrettirilmesini önermiyor!
Özellikle bebeklerin ses ve ışığa karşı ilgi ve tepkilerinden dolayı aileleri memnun etmesine rağmen, televizyon bebeklerin zihinsel gelişimini olumsuz yönde etkiliyor. İki yaşından büyük çocukların ise sadece seçilmiş, çocuklara uygun eğitici programlar seyretmesi öneriliyor. Günde 4 saatten fazla televizyon izleyen büyük çocuklarda hareketsizlik ve abur cubur atıştırma nedeniyle obezite oranlarının ciddi şekilde arttığı biliniyor. Televizyonda özellikle gece kuşağında yayınlanan şiddet ve cinsellik içeren yayınlar ise çocuklarımızın yeni oluşmaya başlayan kişilikleri ve psikolojileri üzerinde tamiri güç olumsuz izler bırakabiliyor.
|