|
Bir virüs furyasıdır gidiyor. Kimisi havadan, kimisi sulardan, kimisi ise yağmur yağamadığından diyor! Bunlar yetmezmiş gibi bir de "Norovirüs" çıktı başımıza! Ateşlensek virüs, öksürsek virüs, moralimiz bozuk olsa yine virüse suç bulacağız yakında. Peki, virüsler gerçekten bu kadar yaygın mı? Yaşadığımız sağlık sorunlarının ne kadarı "virütik"? Bu virüslerden kurtulmanın bir yolu yok mu? İşte bu güncel konu hakkında merak ettiğiniz bazı önemli soruların cevapları:
Virüs ile bakteri birbirlerinden çok farklı canlılar !
Evet, doğru okudunuz... Onlar da tıpkı bizim gibi yaşam döngülerini devam ettirmek isteyen canlılar... İnsanoğlunun yaşam kaynağı, havası, suyu gıdası yeryüzü iken onların yaşam kaynağı da insanoğlunun hücreleri ve organları!..
Bir virüs ile bakteriyi ileri teknoloji mikroskopta kıyaslayacak olursanız bir bakterinin onbinlerce virüsün hacmine eşit olduğunu görürsünüz. Merak edenler için: (http://www.cellsalive.com/howbig.htm ). Oysa ki, bu küçücük virüsler de en az bakteriler kadar yaygın salgınlar ve ölümcül hastalıklar yapabiliyor.
Virüsler sinsi ve derinden!
Virüslerin özelliği insan hücrelerini parazit olarak kullanıp, hücrelerimizin içine sızarak, kendi zehirli maddelerini salgılatmaları ve çoğalmalarıdır. Bu da insanda ateş, halsizlik, öksürük, burun akıntısı, kusma, ishal gibi pek çok belirtiye neden olmaktadır. Virüsler genellikle hafif enfeksiyonlar yaparken özellikle küçük bebeklerde ağır bronşite neden olabilir, bağışıklık sistemi zayıf olan yaşlılarda veya AIDS gibi rahatsızlıklarda ölümcül sonuçlara yol açabilirler! Soğuk algınlığı (nezle) herhalde dünya üzerinde en sık görülen salgın enfeksiyon hastalığıdır. Etkeni bir virüs olan bu hastalık yine bir virütik hastalık olan grip (influenza)'nın aksine kendiliğinden kısa sürede iyileşmektedir. Grip ise her yıl milyonlarca kişiyi etkilemekte ve binlerce kişinin ölümüne yol açmaktadır.
Bakteriler hızlı ve agresif !
Bakteriler, belirli organ ve dokulara yerleşerek sürekli bölünme yoluyla sayıca artmaktadır. İdrar yolu enfeksiyonları, kemik enfeksiyonları, kan enfeksiyonları genellikle bakterilerin neden olduğu önemli rahatsızlıklardır. Beta mikrobu gibi sinsi taşıyıcılık yapan bakteriler olmasına rağmen genellikle bu mikroplar hızlı başlangıçlı, ağır ve gürültülü enfeksiyonlara neden olur. Örneğin yüksek ateş, boğaz ağrısı, idrar yapamama, koyu balgam ve cilt enfeksiyonları gibi. Pek çoğunun antibiyotiklerle başarıyla tedavisi mümkündür. Oysa ki etkili bir ilaç tedavisi geliştirilen virüs sayısı bir elin parmaklarını geçmez.
Hangisi virüs, hangisi bakteri?
Pek çoğumuz virüsler ile bakterileri karıştırıp dururuz. En basitinden halkımız arasında -nedense- "Beta Mikrobu" olarak anılan Streptokok cinsi bir boğaz bakterisi, "Beta Virüsü" olarak adlandırıla gelmiştir. Bunun nedeni belki de sinsi enfeksiyonlar yaparak uykuya dalıp -hepatit virüsü gibi- taşıyıcılığa yol açmasından dolayıdır. Sanılanın aksine kulak (otit), burun (rinit), boğaz (farenjit), ses telleri (larenjit) ve sinüs (sinüzit) enfeksiyonlarının yaklaşık dörtte üçü virüsler tarafından oluşturulmaktadır. Bir yaşına kadar bebeklerde görülen bronşit benzeri hastalığın (bronşiolit) ve akciğer enfeksiyonlarının etkeni de yine büyük oranda virüslerdir!
Norovirüs diye bir mikrop...
Bundan tam 40 yıl önce ABD'nin Ohio eyaletine bağlı Norwalk bölgesindeki bir ilkokulda ortaya çıkan ishal-kusma salgını sonucunda çocukların dışkılarında daha önce tanımlanmamış bir virüs saptanmış. İşte o dönemden bu yana bu sinsi ve tehlikeli virüs, bulunduğu yerin ismi Norwalk veya Norovirüs olarak adlandırılıyor.
İngiltere'de bir haftada 100 bin kişide Norovirüs salgını!
Geçtiğimiz hafta sağlık haberleri konusundaki hassasiyeti ile tanınan İngiliz Medyası bomba etkisi yaratan bir haber yayınladı. Buna göre ülkede bir haftada yaklaşık 100bin kişinin Norovirüs mikrobunun neden olduğu akut gastroenterit (ishal-kusma) hastalığına yakalandığı tahmin ediliyordu. Manchester hastanesinin büyük bir bölümü bu salgın hastalık tehdidi nedeniyle kapatılırken ülke çapındaki diğer 59 büyük hastanenin de bazı bölümlerini kapattığı veya ciddi önlemler aldığı bildirilmekte idi. Kapalı ortamlarda, kışla, okul ve hastanelerde salgınlar yapan Norovirüs geçen yıl da dünyanın en büyük yüzer-otellerinden (cruise) Carnival Liberty isimli gemide 700 kişinin birden rahatsızlanmasına neden olmuş bu şekilde medyaya yansımıştı. Hilton otellerinde bile konferanslar sonrasında Norovirüs salgınları bildirilmiş, bundan önceki ciddi salgın ise 2002 yılında patlak vermişti.
Norovirüs'ün kaynağı ve hedefi sindirim sistemi !
Tıp dilinde insanlara "fekal-oral" yolla bulaştığı söyleniyor Norovirüs'lerin. Bunun anlamı ise hasta kişinin dışkısındaki mikrobun bir şekilde şebeke sularına karışarak veya iyi yıkanmayan eller ile tutulan yiyecek ve eşyalar aracılıyla bulaşarak başka insanlara ağız yoluyla girmesidir. Ağız oluyla alınan mikropların dışında son dönemlerde bu virüslerin havada da bulunduğu ve hasta kişilerin bulunduğu ortamların havasını soluyan kişilerin bu yolla hastalığa yakalanabilecekleri bildiriliyor. Virüs ile temastan ortalama 1-3 gün sonra karın ağrıları, ateş, kusma ve ishal başlıyor. Kişide yaygın kas ağrıları, baş ağrısı görülebiliyor. Özellikle yaşlılar ve çocuklar sıvı kaybı nedeniyle hastanelerde tedavi görmek zorunda kalıyorlar. Deniz mahsulleri, istiridye ve salatalar ise hastalığın yayılımının en yüksek olduğu gıda ürünleri olarak biliniyor.
Tanınması zor, tedavisi sıvı !
Bu hastalık etkeninin diğer bakterilerde olduğu gibi kültür yöntemleriyle tanınması olanaksız. Bunun yerine çok az merkezde bulunan özel Eliza ve PCR testleri ile gösterilebiliyor. Bu testleri Avrupa'da bile yapan merkez sayısı çok az sayıda maalesef. Diğer hastalık etkenlerinin dışlanması ve klinik seyri ile virüs hastalığı düşünülen vakalarda tedavi yaklaşımı değişmemektedir. Virüsler (büyük bir bölümü) kendi kendilerini sınırlayan hastalıklar yaptığından ve neden olduğu enfeksiyonlarda antibiyotik tedavileri işe yaramadığından bu durumlarda hastalara destek tedavisi veriliyor. Söz gelimi ishal ve kusma nedeniyle evde bakımı yapılan hastalara sıvı desteği, bağışıklık sistemini güçlendirici önlemler, probiyotik ve diyet tedavisi verilirken hastaneye yatırılan kişilere ise serum tedavisi uygulanmaktadır! Hastalığın önlenebilmesi için ise kişisel hijyene dikkat edilmesi, gıdaların iyi temizlenmesi ve mutlaka ellerin dikkatli ve düzenli bir şekilde yıkanması gerekmektedir...
Virüssüz bir dünya, mutlu ve sağlıklı günler...
|