|
İzolasyonlar altında ezilen bir toplum olarak her zaman içimiz buruk. Hep söylüyoruz, vurguluyoruz. "Ne zaman bitecek tanrım bu azap."
Ama bu bizim elimizde olmadığı gibi hükümet yetkilerinin de elinde değil. Hükümet, her alanda mücadele verilmesine rağmen henüz bir çözüme ulaşamadı. Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat ile Rum Yönetimi Lideri Hristofyas arasında başlayan görüşmelerden iyi haberler beklerken, spor alanında da sporcularımızın motivasyonunu hep ön planda tutmak gerekiyor.
Geçtiğimiz akşam Futbol Federasyonu, 2007- 2008 Futbol Sezonu'nun başarılı takım ve sporcularına yazın sıcağından kışın soğuğuna, yağmurundan fırtınasına kadar sahada akıttıkları terin karşılığı olan ödülleri verdi.
Ama doğrusunu söylemek gerekirse bir sezonun başarılılarını bu şekilde ödüllendirmemeli.
Belki bazıları için "Maksat muhabbet olsun" deyip Antrenörler Derneği'nin çimlerinde oturup, futbol takımı yönetici ve futbolcularına dağıtılan veya ikram edilen bir tabağın içerisinde "Allah ne verdiyse" deyip verilen ve yenen dönerler. Plastik bardaklarda içilen içki veya meyve suları. Arkasından kürsüye çağrılan kulüp temsilcilerine verilen kupalar... İşte bir sezonun emeği bu kadar ucuz olmamalı...
*** *** ***
Futbol Federasyonu, geçmiş sezonlara göre maddi açıdan pek sıkıntı yaşamıyor. Ödül gecesini görkemli hale dönüştürebilirlerdi. Gerek yanı başımızdaki Güney'de veya Türkiye'deki "Ödül geceleri" ne kadar anlamlı ve heyecanlı olursa o kadar ödülün anlamı olur.
Lefkoşa'daki AKM veya YDÜ'nün salonlarında sinevizyon gösterileri ile nereden nereye gelindiği anlatılıp konukların geceye ilgileri sağlanabilinirdi. Böylelikle ödülün de anlamı ortaya çıkardı.
Futbol Federasyonu son dönemlerde yaptığı ve Antrenörler Derneği'nin bahçesinde verdiği bu ödül gecelerinden vazgeçip adam gibi "ödül gecesi" düzenlemelidir.
Ha bu arada; Ödüllerin hangi dernek, kurum veya siyasetçiler tarafından verileceği yeniden gözden geçirilmelidir. Yoksa her dernek Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği gibi iyi niyetli olmayabilir...
*** *** ***
Sezonun bitmesinden sonra haziran ayı içerisinde önce kulüplerde, ardından Futbol Federasyonu'nda ve daha sonra da Hakemler Derneği'nde başkanlık seçimi var. Her kesimin de hedefi aynı; Ülke futboluna katkı koymak. Bu kadar sporun içerisinde ezilen bir toplumun başkan bulup zaman zaman da başkanlık için yarış yapması ne kadar güzel.
Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar ambargolara maruz kalan bir toplumun, amatör olarak hemen her branşta çalışmalarını sürdürüp hazır olmaları ve kendi gençliğini sahiplenmesi ülkemiz adına güzel. Bir de izolasyonlar üzerimizden kalksa...
Şimdilerde herkes ayrı ayrı mekanlarda kulis yaparken, anlaşılan Futbol Federasyonu'nda adaylığını açıklayan Niyazi Okutan ve henüz resmen adaylığını açıklamayan Ömer Adal arasında çetin bir yarış olacak gibi görünüyor. Üç yıl önce bayrağı alan Okutan ve ekibi ile yeniden Adal'ın yarışacak olması daha da ilginç olacak. Haydi hayırlısı...
|