|
Pazartesi yeni ders yılı için ilk ziller çalacak.
Binlerce çocuk ve gencimiz okullarında zor bir döneme başlamış olacaklar.
Her alanda olduğu gibi ülkenin geleceğini şekillendirecek olan bu gençler sporda da en büyük kaynak olmak durumundadır.
Büyük paralar harcanarak Yakın Doğu Üniversite ile birlikte o dönemin Spor Bakanlığının yaptırdığı ilkokullara yönelik çalışmanın uygulamasından elde edilen sonuçlar değerlendirilmek durumundadır.
Basit bir anlatımla hangi çocuğun hangi spor dalına daha yatkın olduğu, hangi dalda yeteneğini ortaya çıkarabileceğini belirleyen bu çalışmanın değerlendirmeye alınmaması üzüntü vericidir.
Hem onca emeğe, paraya, zaman yazık, hem de geleceğin sporcularının bilimsel olarak belirlenmesinde önemli bir kaynak olan böyle bir çalışmanın atıl durumda kalmasına yazık.
Okul sporlarının devreye konması en az çocuk ve gençlerimizin alacakları eğitim kadar önemlidir.
Ancak ne yazık ki son dönemlerde üzülerek izliyoruz, bu konuda okullarda yeterli performans sergilenememektedir.
Binlerce öğrenciye sahip köklü okullar okul sporlarının listesinde yer alan dallardan sadece birkaçına onu da iş ola katılma zorunda kalıyor.
Geçmişte okul maçlarının kalitesi, heyecanı, coşkusu, izleyen kalabalıkları dikkate alındığında bu gün yaşanan isteksizlik umut kırıcıdır.
Alt yapı eksiklikleri, çocukların ders yüklerinin fazla olması, beden eğitimi hocalarının genellikle futbol takımlarında antrenörlük yapmalarından dolayı okullarına konsantre olamamaları, başarılı öğrenci sporcuların kulüplerde mücadele etmelerinden dolayı kendilerini okul sporlarında riske atmak istememeleri ve bunun gibi nedenler okul sporlarının son dönemlerde beklenen verimlilikte ve beklenen düzeyde olmasını engelliyor.
Yeni ders yılında Milli Eğitim Bakanlığı ile Spordan sorumlu Başbakanlık müsteşarlığının hem spor salonlarının kullanımı, hem de federasyonların okul sporlarına sağlayacağı olanaklar konusunda biraraya gelerek gerekenleri yapması zorunludur.
Geçmişte de gündemde olan bu çalışma amacına ulaşması durumunda kaynak sıkıntısı çeken sporumuzda önemli bir devinim başlayacak ve belki de takım sayısının azlığından şikayet ederek lig bile yapamayan federasyonlar için önemli bir hareketlilik başlayacaktır.
Beyaz lastik potin, beyaz atlet ve beyaz şort giydirilmiş çocuk ve gençlerin kollarını havaya kaldırarak indirmelerinin beden eğitimi dersi olmadığını anlayalı çok oldu.
Artık bilimsel gerçeklerle kimin hangi dalda başarılı olabileceği, kas yapısının hangi spora uygun olduğu, yeteneğini nerelerde ortaya çıkaracağının saptandığı bir devirde yaşıyoruz.
Buna rağmen okullarda çocukların spor diye avluda taş toplamalarını ve pineklemelerini sürdürmek eğiliminde isek daha alacağımız çok yol var demektir.
Gülermisin?
Yıllar öncesini hatırlıyorum. Türkiye'nin ünlü takımları Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş yanında onlarca takım sezon öncesi kamp çalışmaları için ülkemizi tercih ediyorlardı. Moral katkısı yanında taze para olarak ülkemize getirdiği artı değerler daha çok takımın kamp için gelmelerini sağlamamızı gerektiriyordu. Sonrasında ne oldu? Stad zeminlerini bozdukları için tartışmaya başladık, ambargoyu delme adı altında bizim takımlarla ille de maç oynamaları gerektiği ısrarında olduk, kaldıkları otellerdeki antrenman sahası eksikliğinden dolayı gittikleri sahadan kaldıkları otele dönünceye kadar otobüslerle terli terli saatlerce yollarda dolaştırdık ve sonrasında tek tek ülkemizden vazgeçmelerini başardık. Şimdi bakıyorum da bizim takımlarımız Türkiye'deki çeşitli şehirlerde sezon öncesi kamplarını yapıyorlar. Çark ilginç bir şeklide tersine dönüyor. Tabii dünya ölçeklerinde lüks otellerin yapıldığı ülkemizde amaç sadece kumarhane turizmi olunca iş bu noktaya geliyor. Bu kadar olanak ve teşvikler alınarak yapılan oteller spor turizmine yönelik bir düşünce üretmezse ortaya da bu tablo çıkar
Ağlarmısın?
Yabancı futbolcu konusu yeni transfer tüzüğünün yumuşak karnı olmayı sürdürüyor. 26 Eylüle kadar kadrolarında bulunduracakları 3'er yabancı futbolcunun ismini federasyona verecek olan kulüpler arayışlarını sürdürüyor. Takımlar geçen sezon kadrosunda olan ve bu yıl düşünmediği isimleri de satış listesine koydu. Bunlardan birisi de Gençlik Gücü futbolcusu Friday. Kulübü ile anlaşamadığı için başka kulüplerin kendisine transfer teklifi yaptığı haberlerini yayan ancak bunun fiyat artırmak için olduğunu savunan GG yöneticileri tarafından 27 bin sterlin yani yaklaşık 71 bin YTL. karşılığında satış listesine konan Friday İstanbul'a giderek amatör ligde mücadele eden Küçükpazar takımına 10 bin YTL. Peşin, 1400 YTL. Aylık toplamda 24 bin YTL karşılığında transfer işlemlerini bitirdi. Traji komik ve ders alınıp düzeltilmesi gereken bir son. GG pazarlıklarla düşebileceği 71 bin YTL. beklerken Friday tümü kendi cebine girecek ve GG'ye tek kuruş koklatmayacağı 24 bin YTL.'ye kapağı İstanbul'a attı. Başka ülkeler kaçıp gitmelerine alıştık da bizi tanıyan tek ülke olan Türkiye de mi ayni çerçevede olacak?
Bak sen
Gönyeli'ye transfer olamayan kalecimiz Hasan bizden 15 bin sterlin peşin, 2.500 sterlin aylık istedi, yani futbol oynamam dedi (M.Aktuğ-Lapta Bşk.)
Mağusa'da hazırlık maçı için bulabildiğimiz tek takım Dumlupınar ile maçımız Harika sahasının bozuk zemini nedeniyle yarım kaldı (İ.Karayel-Yalova Ant.)
Yaz boyunca gençliğimizin hizmetine sunulmak üzere düzenlediğimiz 8 plaj voleybol turnuvasında 350 maç oynandı (E.Kaya-Vol.Fed.Bşk.)
Takımın oyununu üzerlerine kurduğumuz 4 futbolcudan Ertaç, Hamis, M.Güldoğuş takımdan ayrılınca sıkıntı yaşadık (A.Dedekorkut-TOL Ant.)
Ülke basketbolu üniversite ağırlıklıdır, Gönyeli olarak bunu kırmak için takım kurduk ve başarılı olacağımıza inanıyorum (İ.Mıstıkoğlu-Gön.Yön.)
Çok merak ediyorum
Sezonu kapatan plaj voleybolunda rakipleri olmadığı için her hafta kolay birincilikler kazanan bazı bayan voleybolcular şimdi ne yapacak?
Her türlü olanağın sağlandığı Türkiye'deki kamp ortamlarından ülkemize dönen takımlarımız gerçeklerle yüzleşmeye başladı mı?
Peyak ambarlarından bozma salonda cimnastikçiler ve vücut geliştirmecilerin mücadelesinde kaçıncı raunda gelindi?
Zafer Burnundan Suriye'nin Lazkiye kentine yüzerek ulaşmaya çalışacak Suriyeli yüzücü spor ambargosunu da delecek mi?
KARMAŞA
Ülkede 30 tane federasyon var.
250 bin nüfusu olan bir ülkenin gençlerinden spor yapan kesiminin sayısı düşülünce bu kadar federasyonun ne kadar fuzuli olduğu ortaya çıkar.
Benzer özellikler taşıyan ve ayni kesimlere hitap eden federasyonların nerede ise sporcu paylaşımında kavga yaşamaları bile gündeme geliyor.
Spor Dairesi Genel Yönetim Kurulunda görev aldığım dönemde Üniversiteler Spor Federasyonunun kuruluşunda bu yetki karmaşasının önlenmesi konusunda ciddi çalışmalar yapılmıştı.
Çünkü üniversiteli sporcuların hemen hemen hepsinin başka federasyonlarda lisansları vardı, başka federasyonların takımlarında görev yapıyorlardı ve o federasyonların liglerindeki takımların mücadeleleri sürüyordu.
Üniversiteler Spor Federasyonu faaliyetlerini bu gerçekler gözönüne alınarak yapmak durumunda kalmıştı.
Şimdi bakıyorum da Triatlon Federasyonu ile Bisiklet Federasyonu benzer sıkıntılar yaşıyor.
Bilindiği gibi triatlon sporcuları hem yüzme, hem koşu, hem de bisiklet sporlarını peşpeşe yaparak yarışırlar.
Şimdi bu sporcular Yüzme, Bisiklet, Atletizm Federasyonları ile kendi Triatlon Federasyonları arasındaki yetki karmaşasının ortasında kaldılar.
Çözüm üretecekler başlarını kuma gömerlerse sorun daha devam edecek.
|