|
Bilindiği üzere, dünyanın en çok izlenip, futbolcular için en cazip liglerinden bir tanesi KKTC 1. Süper Ligi'dir. Milyar Dolarlara ulaşan kulüp bütçeleriyle, dünyadaki tüm büyük şirketlerin gözbebeği olan ligimize Microsoft bu yıl sponsor olmak istemiş, fakat Kulüpler Birliği ve Futbol Federasyonu'nun yapmış olduğu toplantıda, bu şirketin on aylık kısa dönem için sunduğu on milyar USD'lık sponsorluk teklifi az bulunarak, kulüpler tarafından kabul görmemişti.
Hatırlanacağı üzere sezon başında BP International, Nestle International, Microsoft sahibi Bill Gates, borsa yatırımcısı Warren Buffet, Koç ailesi ve Amerika'nın sayılı petrol zenginleri, bazı kulüplerimize şirketleşme yönünde teklifler götürmüş, fakat bizlere göre yapılan teklifler "ultra gelişmiş" futbol yapımızın yüz yıl gerisinde kaldığından, ret etmiştik.
"Haydi hayırlı tıraşlar" diyerek 4006-4007 sezonuna başladık. Yaklaşık 180 ülkeye canlı olarak hafta sonu yayınlanan maçlardan futbol kulüplerimizin alacakları olan beşer milyar dolar ve devletten alacakları "gökdelenler" üzerine yapılan saha malzeme paralarının verilmemesi, futboldaki boykot kararını getirmişti. Tabi, bir anda dünya piyasalarında deprem etkisi yaratan bu haber, tüm ülkeleri harekete geçirdi. Amerika başkanı dahil olmak üzere, dünyanın ileri gelenleri FIFA'ya, FIFA da UEFA'nın yeni başkanı Platini'ye baskı kurarak KKTC liglerinin oynatılmasını, aksi taktirde haftalık yayın kayıplarının yüz milyar Dolarlara ulaşacağını söylediler.
UEFA başkanı bu olumsuzlukları aşmak için, KKTC Futbol Federasyonu başkanını arayıp, gelişmelerle ilgili bilgi alırken, üzüntülerini belirtip, ülke futbolumuzun cazipliğinden dolayı, dünya devletlerinden büyük baskı gördüğünü, sorunun kısa sürede aşılmasını talep eder.
Yine bilindiği üzere lig statüleri, transfer yönetmenlikleri, liglerin organizasyonu, alt yapılarımız, çim sahalarımız, sponsorluk yolunda attığımız adımlar, kulüplerin mali yapıları yani futbol politikalarımız, tüm dünyada hayretlikle izlenip, "ulusal futbol programınızı nasıl yarattınız, bu mucizeyi bize de anlatır mısınız? Bizlere de bu konuda bilgi aktarabilir misiniz?" diye başta futbolun beşiği sayılan İngiltere olmak üzere Brezilya, Arjantin, Almanya, Fransa ve İtalya gibi sayılı ülkeler müracaatta bulunmuş fakat sır gibi saklanan bu yapıyı, yine o katı ve fanatik tutumumuzdan dolayı hiç bir ülke ile paylaşmak istememiştik.
Tabi, sezon öncesi ülke futbolumuza yapılan taleplere vermiş olduğumuz retçi cevaplar, sponsorluk ve şirketleşme antlaşmalarındaki olumsuz tavırlarımız, Futbol Federasyonu'nu bir hayli zora sokmuştu. Sonuç olarak UEFA başkanına liglerimizdeki boykotun kaldırılması için olumlu görüş bildirmek gerekirdi.
Aksi takdirde, ülke kulüblerimizin sezon öncesi olumsuzluklarına bir de liglerin boykot edilmesi dünyanın gündeme gelmiş olsaydı, hem ekonomik hem de prestij olarak imaj kaybetmemizi getirecekti.
Kültürel yapımızın bir parçası olan kulüblerde "tavla, pilot, atanasi" veya "yeme-işme" formülünü hayata geçirip, kulüplerin bu katı tutumunu değiştirmek gerekirdi. Sonunda "yeme-işmede" karar kılınır. Birinci Lig temsilcilerinden ve Kulüpler Birliği yöneticilerinden oluşan bir gurupla, "yemeli-içmeli" bir ortamda dünyanın değişik ülkelerinden gelip canlı yayın yapan iki bine yakın medya ordusunun heycanla beklediği olumlu haber dışarıya ulaşır ve alınan kararla liglerimizin oynanacağı müjdesi duyrulur. Bu haber dünyada sevinçle karşılanır. Dünya borsaları normale döner, petrol fiyatlarındaki artış geriler ve en önemlisi, alınan bu karar ülke ve dünya futbolunda "milat" olarak tarihe geçer.
Fatih Terim'in bir yayında dediği gibi, futbolda başarılı olamak isterseniz, önce başarının HAYALİNİ kurmanız gerekir.
İyi niyet vizyonumuzu ortaya koyabilirsek hayaller gerçeğe dönüşebilir. Yukarıda yazdığım gibi olmasa bile...
|