Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Her taraf toz duman
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
Refüje çarpıp takla attı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Bariyerler durduramadı
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi
Lavrov: Rusya'nın Kıbrıs sorunundaki tavrında değişiklik yok
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Elektrik, yüzde 40 ucuzlamalı
Yamaç paraşütünde dünya klasmanındayız

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

AŞK VARDIR

Bedia BALSES

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

“Bana bir varmış”, de...

“Bir varmış, bir yokmuş” deme

İçime dokunuyor...

 

Birisi, ömrünüzün herhangi bir zamanında karşınıza geçip ancak filmlerde, romanlarda rastlanabilecek bir sevda yaşayacağınızı söylese... Birisi gelip, dünyayı karşınıza alabileceğiniz, para denen, ün denen, kariyer denen, çevre denen eğreti oluşumları elinizin tersiyle itebilecek “O”na rastlayacağınızı anlatsa; ve yine o birisi, rüya gibi, gerçek gibi, şiir gibi yaşayacağınız sevdanın hastalık hatta ölümle bir gün gelip de bitebileceğini dillendirse, siz ne yapardınız? Hastalığa, ölüme, herkesin görebildiği, herkesin gerçeklerine aldırmayarak “fildişinden bir kuleydim yıktım kendimi” diyebilecek bir “biz” olmaya koşar mıydınız? Gerçek denilen yalanın ezberini bozar mıydınız? Hediye süsü verilmiş ayrılıklarlar, “ikbal”dan çıkan plastik sevgililerle kokuşmuşken her yer, hücreleri kemiren hastalığa rağmen her türlü sonu göze alır mıydınız? Ve bir yıl, üç yıl, beş yıl sonunda, onca sevgi dolu öpüşün, sarılışın, günün, gecenin, şiiirin, şarkının, güneşin, deryanın yoldaşlığı sürerken, ölümün kapı ardında durduğu unutulmuşken, ölümün soğuk nefesi aşkınıza düşerse hangi gerçekle ortada kalırdınız?

---

 

Onlarınki bir öykü olsaydı büyük, acılı hatta trajik bir aşk öyküsü olurdu. Var ile yokun, varken yok olanın, yokken var kalanın,  yani eskitilen ve yozlaştırılan aşkın gerçeği yazılırdı... Onlarınki ancak arabesk filmlerin sonlarında rastlanabilecek bir veda sahnesiydi. Onlar, sizin, benim, herkesin değil, kendi gerçeklerinin peşinde aşklarının gerçeğindeydiler. Koskocaman bir ömre sığdırılabilecek anların izinden gittiler. Ortalığı cayır cayır yakan bir Temmuz  öğleninde sıradan bir acı kayıp ilanı gibi zaman ve mekan kavramından süzülüp gitti “onlardan birisi”. Diğerine veda sahnesini yaşamak düştü. Bir de, “biz sana demiştik” diyen cümlelerle savaşmak. Kafamda bir filmin sahnesinde aklıma kazınan soru cümlesi yandı.  Melekler Şehri (City of Angels) filminde aşık olduğu Maggie (Meg Ryan) için ölümsüzlüğü bırakarak ölümlü bir hayatı seçen ve çok kısa bir süre sonra sevdiğini kaybeden Seth’e (Nicolas Cage) filmin son sahnesinde arkadaşının sorduğu soru takıldı aklıma:

 

Böyle olacağını bilsen yapar mıydın?

“onun saçını bir kez okşamayı, dudağından bir kez öpmeyi, bir kez olsun elini tutmayı onsuz bir sonsuzluğa tercih ederdim”... diye yanıtlamıştı Seth filmin sonunda.  Tıpkı onlar gibi aşklarını savunmuştu, sevgisiz bir dünyanın adaletsiz yolunda... Onlara ve gerçek olmayacak gerçeklerin peşinde koşarak, her şeye, herkese ve hatta ölüme rağmen aşkı seçenlere selam olsun...

 

*****

 

İnsan yaşamak istediği şey için ölür.

 

H.MILLER

 

*****

Sonsuzluk

 

Düşerken sonsuzluğa korkularım

UYUMA!

Akıp, gitmesin elimizden

Güvercin uçuşları

Bu gece

Yenelim sevgisiz yatışları

Gözlerin, yüreğime akan samanyolu olsun

Haydi

Kalk

Gidelim…

 

Bedia Balses

 

*********

Gitmek

 

Sessizce akıyordu kanı

Uyuyan incirin

 

“Seni düşündüm

sağanak başladı” demiştin

 

gül ağaçları kapanmış

Gölgeler çoktan yitmişti

 

Sertleşen dikenlerden kaçıp

Ölü bulutları sürüklüyordu

Güz rüzgarı

 

Kadir Aydemir

*****

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

 

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili

O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.

Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.

Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar

Bu yolculukta artık para, tarifeler

Beklentiler, randevular, taksitler, iş,

Anneler ve korkular yoktur

Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.

İnsan başka bir ışığa teslim olur,

Daha derinden anlamaya başlar, bilgeleşir

Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur

Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur

Hem dışındadır dünyanın, hem de tam ortasında.

***

 Her şey onunladır, ona emanettir sanki,

Ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,

Kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla

Hiçbir kitabın yazamadığı hakikatlere daha yakınızdır,

İnan...

Kim demiştir hatırlamıyorum,

Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır diye…

(***)

Cezmi Ersöz

 

 

********

Zamana Asılı Mektuplar

 

Beyazdın. O kadar beyazdı ki gülüşünün saflığından titrerdim. O kadar çok merdiven gerekirdi ki yüzüne, sana her ulaşmaya kalkışımda gözlerinde dinlenirdim. Uzaktaydın. Zamanların değil, ütopyaların ötesinde yaşardın yalnızlığını. Sana şiirler yazmaya korkardım. Bildiğim tüm kelimeleri çöpe atasım gelirdi sana bakarken. Sen hep zamanların ötesine koşardın. O kadar saydamdı ki sevişin, seni cümlelerin arasına hapsetmekten kaçardım. 

Şimdi -di’li geçmiş zamanlarda ne aradığımı sorma, geçmiş zaman odalarında doğum hazırlıkları yapmaktayım sana. O kadar çok şimdiki zamandan uzağım ki, bir dolu gelecek ve bir tutam ağrılı, acılı beyaz renk yükledim zamana...

 

Bedia Balses

 

***********

 

Başucu  Kitaplarından

 

Kızın siyah gözlerini, gülümseme ile susma arasında karar veremeyen dudaklarını görünce, dünyanın konuştuğu ve yeryüzünün bütün yaratıklarının yürekleriyle anladıkları dilin, en temel ve en yüce bölümünü anladı delikanlı. Ve Aşk’tı bunun adı, insanlardan da, çölden de daha eskiydi. Tıpkı kuyunun yanında bu iki bakışın buluşması benzeri, iki bakışın buluştuğu her yerde, her zaman aynı güçle ortaya çıkardı. Dudaklar sonunda gülümsemeye karar verdiler ve bir işaretti bu, bütün ömrü boyunca bilmeden beklediği, kitaplarda, koyunların yanında , kristallarde ve çölün sessizliğinde aramış olduğu işaretti.(…) Ve bu iki insan karşılaşınca ve gözleri buluşunca bütün geçmiş ve bütün gelecek artık önemini yitirir, yalnızca o an ve gökkubbe altında her şeyin aynı El tarafından yazıldığı gerçeği vardır.

 

Simyacı (Paulo Coelho)

Türkçesi: Özdemir İnce, Can Yayınları

 

*********

 

Aşk Şarkısı (4)

 

Bir dal verdi bana sevgili

Üzerinde sarı

yapraklarda

Yıl dediğin geçer gider

Aşk ise hep yeni başlar

 

Bertolt Brech

 

*******

 

Kıyısız Bir Ayrılık Şiiri

***

kıyısız bir ayrılık yazıyorum

bütün  mesafeler korkunç

bütün düşler el kapısı

-aramızda son bir sözün söylenmemesi

türkçe özürlü bir sığlık yalnızca

***

Emin Akdamar

*****

   1492 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Larnaka'da Şimdi Sonbahar mıdır?
29 Ağustos 2008, Cuma   YİNE BU YIL ADA SENSİZ
22 Ağustos 2008, Cuma   Muammer Ketencoğlu ve Zeybek Topluluğu Yeniboğaziçi Festivali'nde esti
15 Ağustos 2008, Cuma   Elinde Camdan Ebem Kuşakları Dilinde Kristal Kelimeler
08 Ağustos 2008, Cuma   YANGIN
01 Ağustos 2008, Cuma   ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLMESİN
28 Temmuz 2008, Pazartesi   ‘O’ DAR KORİDORDA
18 Temmuz 2008, Cuma   Döşünden Yaralı Dağlar
13 Temmuz 2008, Pazar   GECENİN “ÖTEKİ” ŞİİRİ
04 Temmuz 2008, Cuma   KIBRIS TÜRK MÜZİK İŞÇİLERİ



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital