Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
64 bin 552 alışveriş
2 bin ağaç elektrik kurbanı
HSBC kriz içinde atılım yaptı
Türkiye ikinci yarıda: 2-1
Bağcıl'ın 4. yabancısı Enio Da Silva
Haftalık yıldız falınız
Futbolda alt yapı antrenörleri belirlendi
TRİO
Sabri Ugan spor yazarları ile buluştu
Küba Büyükelçiliği konusunda Güney'deki tartışma sürüyor

YORUMLANANLAR
Avukatlara getirilen yasak hukuka aykırı [2]
Çiftçi ve hayvancıya DESTEK PAKETİ [2]
UBP anahtarı UBP'lilerde olmalı [3]
Büyük sınav [1]
Gazimağusa'da 26 köyde elektrik kesintisi yapılacak [1]
Mahkemelerden rekor cezalar [1]
Küfür etti diye öldürüyordu [1]
Bulutoğluları: Artık ipler koptu [3]
4 ay hırsızlıktan arandı adaya girerken yakalandı [1]
14 yaşındaki kızla cinsel ilişki [4]



KIBRIS CENNETTEN BİR PARÇA MIDIR? NEDEN OLMASIN?

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   13 Mart 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çevre konusu son yıllarda KKTC'nin önem arzeden konularının başında gelmektedir.Bu konuda sadece ülkemizde değil, dünyada da yaşamsal alanda en önemli konudur.

İnsan olarak uymamız gereken birçok kurallar vardır. Bu kurallar insanı insan yapan özelliklerdir ve bu da bir noktada, doğa ile insan alışverişidir.

Çevre bizim malımız değildir. Biz burada sadece kiracıyız. Çevremiz bize emanet olarak verilmiştir. İşin ilginç tarafı ise biz çevreyi en sevdiklerimize, çocuklarımıza devretmek üzere geçici olarak kullanıyoruz bugün... Bundan dolayı ona gözümüz gibi bakmak zorundayız.

Teknoloji baş döndürücü bir süratle gelişmekte. Bu da bizim işimizi hem kolaylaştırmakta, bir ölçüde de zorlaştırmaktadır; ancak, günlük yaşantımızda teknolojiyi akıllıca ve titiz bir şekilde kullanabilirsek, kazanan yine bizler -dünyanın kiracıları- olacağız...

"Arslan yattığı yerden bellidir" diye bir atasözü vardır. Yalnız evimiz değil, işyerimiz, gezip dolaştığımız, kullandığımız yollar, çarşı pazarlar, dağımız, ormanımız, akarsularımız, denizlerimiz, nefes aldığımız hava da aynı oranda temiz olmalı ve onları özenle, büyük bir titizlikle koruyup tümüne sahip çıkmalıyız.

Çevre konusu aslında gerek yaşamsal, gerekse görsel açıdan büyük önem arzetmesine rağmen nedendir bilinmez, kelimenin tam anlamıyla ihmal edilmiş konuların en üst sıralarında yerini almaktadır. Ve bu konu devlet ve hükümet yetkililerinden önce de sivil toplum örgütleri ve duyarlı vatandaşlarca gündeme getirilmektedir.

Gerek ülkemizin turizm faaliyetleri ve gerekse imajı açısından en önemli konudur bence çevre konusu... Oysa Türkiye'de bile ilk olarak 1982 anayasasının 56. maddesinde yer almış ve 1983'de Çevre Kanunu hazırlanarak yürülüğe girmiştir.

Bizde bu konuda bir kanun var mı acaba? Bilmiyorum... Varsa bilenler bilmeyenlere anlatsın!..

************

MÜNİR NURETTİN SELÇUK'LA ANILARA YOLCULUK

Münir Nurettin Selçuk (1900-1981)

"Bilmem kaç yıl aradım seni bulana kadar

Ayıkladım içimi tek sana kalana kadar

Seninle bir bütünüm seninle varım şimdi

Bir sana tapacağım toprak olana kadar..." (Hicaz - Güfte: Ü.Yaşar Oğuzcan /

Beste: Münir Nurettin)

"Gittin de bıraktın beni aylarca kederde

Mehtap oluyordun bana aysız gecelerde

Derman olur ancak dönüşün bizdeki derde

Mehtap oluyordun bana aysız gecelerde..." (Hicaz - Güfte: Faruk Nafiz Çamlıbel /

Beste: Münir Nurettin)

"Aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın

Bir alem-i hayale dalan ab uyanmasın

Ağuş-i nev-baharda habidedir cihan

Sürsün sabah-ı haşre kadar hab uyanmasın" (Uşşak - Güfte: Yahya Kemal Beyatlı/

Beste: Münir Nurettin.

1900 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Münir Nurettin Selçuk, 1917 yılında ailesinin ısrarı ile öğrenim için gittiği Macaristan'dan musiki aşkı ile geri döndü.

Dar'ül Feyz-i Musiki Cemiyeti'ne devam etti ve Zekaizade Ahmet Irsoy'dan ve Bestenigar Ziya Bey'den musiki dersleri aldı.

Münir Nurettin Selçuk bestekârlığa 1920 yılında Tevfik Fikret'in "bu bir teranedir" şiirine yaptığı bir besteyle adım attı. İkinci olarak "Sensiz ey şuh, gözlerim avare kalbim ağlıyor" güfteli şarkısını besteledi. Bu iki eserden sonra 20 yıl süreyle beste yapmadı.

1923 yılında askerliği sırasında Mızıka-ı Hümayun'da sonradan da Riyaset-i Cumhur Musiki heyetinde çalışan Münir Nurettin, eski okuyuşla yeni anlayışı birleştirerek alışılagelenden çok farklı bir üslupla, 1928'de "Sahibinin Sesi" firmasında ilk plaklarını yaparak dikkatleri üzerine çekti ve aynı yıl Paris'e giderek ses tekniği konusunda eğitim gördü. Aynı zamanda özgün bir ses tekniği eğitimi görmüş ilk Türk Musikisi ses sanatçısı olan Münir Nurettin, 19. yüzyıl İtalyan opera şarkıcılığının izlerini taşıyan icra üslubu "Bel Canto"dan etkilendi.

Musiki tarihimize tek başına konser verme geleneğini getiren sanatçı, ilk solo konserini Paris dönüşü, 1930 yılında, şimdiki Dormen tiyatrosunda vererek büyük ilgi ve hayranlık uyandırdı. Konserlerde frak giyen ve ayakta şarkı söyleyen, aynı zamanda koro eşliğinde solo okuma geleneğini de başarıyla ilk kez uygulayan sanatçı o olmuştur.

Daha pek genç yaşında çevresinde müthiş bir hayranlık uyandırdı, giyimine gösterdiği özenle, ciddiyetle ve tavizsiz sanat anlayışıyla bir efsane oldu. Batıdan gelen etkileri (opera, tango v.s.) kendi Türk Musikisi okuyuş üslubuna korkmadan dâhil eden Münir Nurettin, kuşaklar boyu örnek alındı.

Asıl beste çalışmalarına 1940-1941'li yıllardan sonra başlayan Münir Nurettin İstanbul'a döndükten sonra 30 yılı aşkın bir süreyle İstanbul Belediye Konservatuarı İcra Heyeti'nde görev yaptı.

Bir çok genç kuşak sanatçısının yetişmesine katkıda bulunan Münir Nurettin Selçuk'un özel olarak ders verdiği kişiler arasında günümüzün en önemli Türk Musikisi ses sanatçısı olan Prof.Dr. Alaeddin Yavaşça'yı sayabiliriz.

Münir Nurettin Selçuk 27 Nisan 1981'de hayata gözlerini yumdu.

"Uçsuz bucaksız engine

Baharın yeşil rengine

İçimin dengi dengine

Gönül vermek istiyorum

Aklar düşsün saçıma

Kuşlar üşüşsün başıma

Bir peri çıksın karşıma

Gönül vermek istiyorum

Bir goncaya bir çiçeğe

Elinden su içeceğe

Güzel ne varsa her şeye

Gönül vermek istiyorum..." (Nihavent)

   1703 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
08 Ekim 2008, Çarşamba   Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."
23 Eylül 2008, Salı   Sen Aysın Ben Dünya
19 Eylül 2008, Cuma   Bildiriler
18 Eylül 2008, Perşembe   Kitap dünyası... Mucize Zeytin ve Yan Ürünleri...
17 Eylül 2008, Çarşamba   Eylül'e serzeniş... Neden?..
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.4210 1.4310
1 STERLİN 2.4073 2.4252
1 EURO 1.9296 1.9432



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

HAZIRLANIYORUZ...

Ali Baturay

EROĞLU DÖNMELİ MİYDİ?

Hasan Hastürer

Unutmadan, sesimiz kısılmadan....

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(43)

Akay Cemal

Biraz da okuyucu konuşsun... Türk emlaki n...

Ahmet Tolgay

KÜRESEL KRİZ GELİP ÇATTI... ÇIKIŞ YOLLARI ...

Bilbay Eminoğlu

İnsanı ağlarken bile güldüren adam: Mağusa...

Omaç BAŞAT

Önce evimizin içini temizleyelim

Hüseyin EKMEKÇİ

Cevap hakkı...

Dilek ÇETEREİSİ

Kuliste içtiler salonda oy verdiler

Aysu Basri

8-5 İNSAN HAKKI DÜZENİ

Emin AKKOR

Gerçek kabullenmeden çözüm üretilemez

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Dr. İsmail KEMAL

Dünyayı sarsan yedi gün

Oğuz Metiner

Ramazan Bayramınız mübarek olsun sevgili o...

Harid Fedai

Lârnaka Limanı





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital