|
Özden Selenge üretmeye, ürettikçe paylaşmaya devam ediyor...
Selenge'nin 23 Mayıs, 2007 Çarşamba günü saat 19:00'da İsmet Vehit GüneySanat Merkezi'nde açılacak olan 19. kişisel sergisinde 30 resim sergilenecek ve 8. kitabı "SAHİDEN" tanıtılacak. Kitabın kapak resmi Özden Selenge'nin ikiz torunları Yağmur ve Eylül tarafından çizilip boyanmış.

"Çocukluk ve ilk gençlik anılarımı yazmak için iyice yaşlanmayı bekleyemezdim. Aklım, elim-kolum, yüreğim sağ sağlamken yazmak istedim. İlk, kitap yazmaya başladığımda daha değişik gailelerim vardı. Şimdilerde yalnızca gelecek kuşaklara, yurdumun yaşanmışlıklarını, geçmişten bugüne, çok çok ötelere taşımaktadır. Bir güzel miras bırakmaktır. Bana esin kaynağı olan güzel yurduma ve güzel insanlarına en birincil borcumdur ve kendime borcumdur." Diye başlıyor sohbetimiz sevgili Özden'le...
SORU: Anılarınızı yazarken neler hissettiniz?
Ö.SELENGE: Doğal ki tüm bunları yazarken, ufalıp, küçülüp, yeniden bir çocuk olmak, yaşantıma, beynime, yüreğime inanılmaz güzellikte, binbir renkli çiçekler açtırmak hoşluğunu da yaşadım. Kimi an, içim de acıdı ama inanın bu acılar bile zevkti benim için. Zamanı kucaklamak ve zamanın kucağına sokulmak... İşte öylesine duygu okyanusunda yüzdük zamanla... Ve zamanla birbirimize bu denli içten, dürüst olmadık yıllardır.

SORU: Yazdıklarınızda samimi itiraflara yer var mı?
Ö.SELENGE: Bu kitabımda büyük sırlar "ifşa etmedim." Geçmişi bembeyaz çarşaflara yayıp, iyice bir güne, güneşe çıkardım.
SORU: Anılarınızı ve dostlarınızın tümüne yakınını alabilmek mümkün oldu mu bu kitaba?
Ö.SELENGE: Doğal ki, yazılacak çok anı, çok insan, çok dost vardı. Tümünü yazmaya kalksam, ömrüm yetmez. Ama kimi güzel dostlarımı, ikinci kitabımda anlatacağım.
SORU: Günlük tutar gibi mi yazdınız? Ya da resim çizer gibi mi anlattınız anlatmak istediklerinizi?
Ö.SELENGE: Anılarımı, öykü, yer yer "mesel" tadında anlatmaya çalıştım, gülümsemeye çağırdım okuyucuyu.
Anılarımı yazarken, zamanın derinliklerinden o güzelim köy evleri, merdivenleri, kemerleri, kiremitli damları, toprak damları, kopup düşmemek için direnen pencereleri, sokak kapıları, ağırbaşlı bilge dağlar, sırtı eğik tepeler, tepeleri nakışlayan çalılar, yanık kahverengi dost toprak ve doğanın vefalı aşığı, benim de vazgeçilmez tutkum kuşlar: "BİZİ ÇİZ, BİZİ BOYA, NAKIŞLA KAĞIDA BEDENLERİMİZİ. UZAN KOPAR TURUNCUYU TURUNÇ DALINDAN... FIRÇANI DALDIR DENİZİN EN YIKANMIŞ, MENEVİŞLİ FMAVILARİNE... GÜNEŞTEN SARIYI ÇAL VE ERGUVAN RENGİNİ, ATEŞİ PEMBEYİ... SARDUNYANIN, GÜLÜN KIRMIZISI, ZAMBAĞIN MORU GÖNÜLLÜ ZATEN... AMAN BEYAZ DA OLSUN, YASEMİN AKI... SİYAH ARKADAŞLASIN BEYAZI... İŞTE GÜMÜŞ, ALTINLA BEZEMLE AYI, YILDIZLARI, GECENİN LACİVERDİNE... YEŞİL ZATEN TÜM RENKLERİN KOYNUNDA... DOST KIL BİZİ KİTABINLA..." diye fısıldadılar kulağıma. Onları resmetmek de boynumun borcuydu. "VE BABAMIN, HER KÖYDE YETİŞTİRDİĞİ YUMUK SELVİLERİ..."
SORU: Hemen hemen her üretende olduğu gibi, sizde de "acaba bu son mu" diye bir telaş, hatta korku olur mu?
Ö.SELENGE: Her kitabımdan, her sergimden sonra "Haa, hadi bakalım Özden Selenge, bundan sonra napacaksın? Tükendin mi, tükettin mi? Yola devam mı? Yoksa..." diye kendimle hesaplaşmaya başlarım. "Bu son mu?" diye umarsızca kendimi sorgularım. Sonra, "elim kolum, bir daha kalem tutamaz, fırça tutamaz, yorgunum; kafamda bir koca dünya yükü var sanki," diye de mazeretler bulmaya çalışırım. Bu çok kısacık bir süreçtir. Ayırımına varmadan, elime geçirdiğim kağıtlara veya önümde, ortada ne varsa, onların üstüne yazıp çizmeye başlarım. Oyalanmak için veya iyileşmek için, yaşama tutunmak için, arkadaş, dost bulmak, onlarla söyleşmek için. Epey birikir bu kağıt ve ya diğer gereçler üzerindeki yazıp çizip boyadıklarım. Zamanlar sonra onları arar bulurum gömdüğüm yerlerden. Sevinirim, bir hazine, büyük bir servet bulmuş gibi, tutkulu olduğum, yitmiş bir aşka yeniden kavuşmuş gibi. "Aman bir zarar gelmesin, kaybolmasın" diyerek onları özenle korurum, her gittiğim yere taşırım-evin içinde- onlarla uyur uyanırım. Yangında veya bir felakette, benim için ONLAR, "İLK KURTARILACAKLARDIR" - onlarsız kalmak, HİÇLİĞİM OLUR - YOLA DEVAM DİĞER YOL ARKADAŞLARIMLA...
* * *
Böylesi içten bir sohbete ne denir ki sevgili dostum YOLUN AÇIK OLSUN demekten başka?..
********************
Muhayyer
Önemli gizli boyutlarıyla yeryüzündeki yaşantımız
Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
Söylediklerimizle değil söylemediklerimizle varız
O gün ki ölümün perdesine yapayalnız yansırız
Ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
Atilla İlhan
********
|