Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
Dostluk çağrısı
Batı grubunda büyük çekişme
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3
Yıldız bayanlarda yarı final heyecanı

YORUMLANANLAR
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]



İş arayan genç

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Ağustos 2007, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kıssadan hisse...

 

İş arayan genç

 

   Üniversiteden mezun olmuş, ancak birkaç aydan beri, bütün uğraşlarına rağmen uzman olduğu dalla ilgili bir iş bulamamıştı. Sonunda pes etmiş ve kendi dalıyla ilgili olmasa bile, klasına uygun olacak herhangi bir işte bile çalışmaya razı olmuştu.

   Bir gün gazetede bir iş ilanı gördü. Şirkete işçi sorumlusu alacaklardı.

   Şirketin genel müdürüyle görüştü. Görüşme olumlu geçmiş ve başvurusu kabul edilmişti. Mülakata çağrıldığı gün morali bozulmuştu. İşe başvuran insanlar güçlükle sayılabilecek kadar çoktu. Ümidi tamamen yok olmuş gibiydi. Mülakat sırası ona geldiğinde, mülakatçıların alaylı bir şekilde soru sorma üslupları canını sıkmıştı. Onu resmen tele alıyorlardı. Ona yöneltilen sorular saçmaydı. Ellerindeki ansiklopedilere bakarak, akla gelmeyecek sorular soruyorlardı. Hiçbirisine doğru düzgün cevap verememişti. Odadan çıkarken kapıyı sertçe vurarak gitmişti. Arkasından seslenerek, "işe alınmadınız bayım!" dediler. O da, içeriye doğru bağırarak, "biliyorum lanet herifler!" diye yanıt vermişti. Bir yandan haline yanarken, bir yandan da dilini bozduğu için kültürüne yakıştırmıyor ve kendinden utanıyordu. Nereye gideceğini, ne yapacağını bilmiyordu.

   Artık iş aramaktan, işsizlikten ve hatta yaşamaktan yorulmuştu. Kendini işe yaramaz bir yaratık olarak görmeye başlamıştı. Birden içini korkunç bir karamsarlık bürüdü. Sonunda acı ve ıstırap veren bu dünyadan ayrılmayı düşündü. En iyisi denize atlayarak soğuk ve derin sulara gömülmekti. Hiç olmazsa balıklara yem olur ve bir işe yarar diye düşünüyordu.

   Nasıl olsa öksüzdü, arkasında ağlayacak ne anası, babası, ne de bir sevgilisi vardı. Hayat, kalanlar için yine devam edecekti. Belki cesedini bulan polisler birkaç gün soruşturma yapacak ve belediye tarafından gömülecekti, o kadar.

   Bu düşünceler içinde yolda yürürken, tekerlekli sandalyesi ile belden aşağısı felçli, güler yüzlü genç bir kız, arabasının tekerleklerini kaldırıma çıkarması için yardım istedi. Genç kız adama teşekkür ettikten sonra, onun asık suratını fark edince şöyle dedi: "Çok karamsar görünüyorsunuz bayım. Ne olursa olsun hayattan zevk almaya bakın. Şu güneşli güzel güne bakın. Keyif alın, mutlu olun!"

   Ömür boyu, dört tekerleğe mahkum olan bu genç kızın, kendi haline bakmadan başkalarına moral vermesi, her şeye rağmen hayata sımsıkı bağlılığı adamı çok etkilemişti. Çünkü kendisinin iş bulması imkansız değildi. Ama belden aşağısı felçli olan bu kızın bir daha kalkıp yürümesi, bu güzel kırlarda sevgilisiyle koşması imkansızdı.

 

   Hayat zordur. Hemen pes etmeyin, sizden daha kötü durumda olan insanların var olabileceğini düşünün. "Sabrın sonu selamettir" demiş atalarımız...

 

"Anılar-öyküler ve mesajlar"

Osman Bulun-s.73-74.

 

***************

Mitoloji...

 

Kaplumbağalar...

 

   Afrika'da, yerliler arasında anlatılan bir efsanede; Tanrı ilkin kaplumbağaları, sonra insanları, en son da taşları yaratmıştır.

 

   Bunlardan kaplumbağa, Tanrı'dan bir çocuk isterse de, Tanrı bu isteği yerine getirmez. Kaplumbağa, isteğini bir kez daha yineler. O zaman Tanrı: "Çocukla birlikte ölümü de veririm" der. Kaplumbağa da: "Yeter ki siz bana bir çocuk verin. Ben ölüme razıyım." der.

   Tanrı, bu arada insanlara da çocuk isteyip istemediklerini sorar. İnsanlar da çocuk ister.

   Aynı soruyu bir de taşlara sorar; taşlar çocuk istemezler.

 

   Ve böylece, kaplumbağalar ve insanlar çocuk uğruna ölümsüzlüklerini yitirirken, taşlar da ölümsüzlüğe kavuşmuş olurlar...

 

*************

 

ARALIK KAPI

 

siyahlar mutlu

 

hiç bu kadar mutlu olmadı siyah

bu kadar gözyaşı dökmedi mavi

mavi olalı...

 

bu ne hiddet

bu ne kin böyle?..

bu dağ boyu dalgalar, siyahlara dönüşen mavi

aşkıma nefretten mi?..

 

sevdiğim bırakıp gideli beri beni

hiç bu kadar mutlu olmadı siyah

ve hiç bu kadar gözyaşı dökmedi mavi

mavi olalı...

 

ağustos, 2007. 

 

*************

 

Sıcak

 

Görmedim Kıbrıs'ı hiç bu kadar sıcak

Ne var sanki bizi bu kadar yakacak?

Dünyanın sonu mu acaba,

Böyle mi batacak?

Kalmadı bir tek yer

Nefes bile alacak...

 

Har vurup harman savurduk dünyayı

Bir oyuncak gibi oynadık yıllarca

Yeni yeni farkına vardık Tanrım!..

Biz dünyaya ne yaptık?

 

Hazır verdin suyu, havayı bize

Daha çok diye diye

Düştük birbirimize

Gözümüz doysun artık,

Gelelim kendimize

Haydi artık uyanın

Bu sözlerim hepinize...

 

Fatma Alçıner (güfte yazarı ve besteci)

 

********

 

Karanlıklara kurşun sıktım

Kimvurduya gitti gençliğim

Pişman değilim

Suçu kadere yükledim

Beraat ettim...

S.S.

***********

   2470 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
06 Ocak 2009, Salı   Kıbrısname – 1
18 Aralık 2008, Perşembe   Hiç gitmedin ki...
08 Aralık 2008, Pazartesi   Unutmak mümkün değil...
02 Aralık 2008, Salı   "SİZ" Adlı Sergi
27 Kasım 2008, Perşembe   Sonbahar...
17 Kasım 2008, Pazartesi   Biz de Dünyalı mı olduk
05 Kasım 2008, Çarşamba   İşyerinde iltifat/-sızlık
23 Ekim 2008, Perşembe   Satılık Bebek Yatağı
08 Ekim 2008, Çarşamba   Kıssadan hisse... Hasan Ali Yücel
07 Ekim 2008, Salı   "Durgun Anlar..."



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital