|
Su gibi aktın yine yüreğime bu akşam
Hafif bir sancı duydum resmini seyrederken
Canım yandı, ağladım, özledim seni annem
Yoksun artık sensizim, öksüzüm artık annem...
Masum bakışlarınla sabrı öğrettin bana
Suskun dudaklarında hep tevekkül vardı da
Hiç şikâyet etmedin tek başına kaldın da
Şükrettin Allahın'a beş vakit namazında...
Su gibi aktın yine yüreğime bu akşam
Canım nasıl yanıyor anlatamam ki annem
Sensizliğe alışsam, mümkün müdür unutmak
Kabrinde rahat uyu, yolun yolum olacak...
Ağustos, 2007.
* * *
Bu gün yine her bir yan bomboş...
Sen yoksun...
"Hoş geldin kızım" deyişin eksik kulaklarımda...
Sakin gülüşün, hal-hatır soruşun, hatta kahve ikramın daha dün gibi...
* * *
Kapıya kadar uğurlardın giderken...
Bir şey ister misin diye sorardım da, "seni" derdin.
"İşin olmadığı zamanlarda bir uğra, seni özlüyorum" derdin...
Derdin de, sevgiyle okşardı her bir yanımı gözlerin...
* * *
Aradan aylar geçti sen gideli...
Kapıdan girer girmez seni aradı gözlerim...
Her an oda kapın aralanacak, güler yüzünle koridordan görünecek gibisin...
* * *
Oysa;
Artık yoksun...
Her bir yan bomboş...
Odalarda kokun kaldı,
Bir de yüreğimde ana hasreti...
Bazı kızlar yalnız yaşar
Kendilerine ait bir evleri olsun, orada kendi dünyaları nefes alıp versin isterler. Seçilmiş bir yalnızlıktır bu.
Gezegeni dev bir orman gibi düşünecek olursak küçük bir kovuk, bir okyanus gibi düşünecek olursak tertemiz bir ada, lunaprk diyecek olursak tek kişilik ve sağlam bir çarpışan arabadır aradıkları.
Ülkemizde kızlar evlerini ararken erkeklerin bilmediği yollardan geçer. Onların dikkatini bile çekmeyen yılanlardan ve zehirli böceklerden kaçınmaları gerekir.
İçinde kitaplarını okuyacakları, müziklerini dinleyecekleri o yuvanın pencerelerinden görünenler kadar, o pencerelere bakanları da hesaba katmaları lazımdır. Perdelerini çekinmeden açabilecekleri, güneşe korkusuzca bakabilecekleri balkonlara ihtiyaç duyarlar.
Ev sahibiyle anlaşıp peşinat ve depozit ödemekle bitmez iş. Ev sahibinin aklındaki "tek başına yaşayan kız" imajı ve komşuların tipleri de önemlidir.
Yalnız yaşayan bir kız gece çantasında anahtar ararken (ah, hiçbir zaman çabucak bulunmaz o anahtarlar) kapıyı aralayıp pis pis bakacak bir komşu bile tecavüz duygusu yararabilir insanda.
Ama insanımıza haksızlık etmeyelim. Bazen de bunun tam tersi olur.
Halden anlayan, insanlığı tam komşulara denk gelir kızımız ve bir anda herkesin gözdesine, apartmanın prensesine dönüşür.
Artık zırt pırt dolma sarıp getirenler mi istersiniz, birkaç gün sesi çıkmayınca merak edip yoklayanlar mı, biraz hasta olunca tarhana kaynatıp yetiştirenler mi...
Milletimizin bütün temiz yönleri kış uykusundan uyanır ve apartmandaki kızın rahatı için seferber olur. Ama dikkat edilmezse bunun da suyu çıkabilir. Çat kapı kahve falı bakmaya gelen komşu teyzelerden, beraber dizi seyretmeye hevesli ablalardan başını alamaz olur kızımız. Hatta onlar yüzünden kendisini ilk apartman toplantısında ön cephenin ne renge boyanacağını tartışırken bile bulabilir.
İşin kötüsü, kızları tek başına oturan anne babalar böyle komşulara bayılır ve onlarla derhal işbirliği yapar. Özene bezene büyüttükleri kızlarına konu komşunun sahip çıkması içlerini ferahlatır, yüreklerini soğutur, burun deliklerini titretir.
Oysa ne kuşkuyla bakılmak ne de sahip çıkılmaktır bizimkinin aradığı.
O sadece her metrekaresinde kendisini göreceği bir ayna ister.
Bir kış akşamı işten ya da okuldan döndüğünde küçücük dünyasını dolduran koltuklarına, baba evinden getirilmiş tabaklarını ya da taksitle aldığı kırk sekiz ekran televizyona bakıp ruhunu tanımak ister.
İster ki küçücük evi onun ruhunu yansıtsın. Bakınca kendisine dair yeni şeyler öğrenebilsin.
Tek başına yaşayan kızler bazen yalnızlığa meraklı olur. Habersiz damlayan misafirlere sinirlenirler mesela. Kanepede battaniyenin altına girmiş, meyve tabağını başucuna koymuş, başlayacak filmi beklerken kapı zilini duymak, onlarda karate öğrenme arzusu uyandırabilir.
Hem her zaman dedikodu yapacak, aşktan ya da felsefeden bahsedecek hali yoktur insanın. Yalnız yaşayan kızlar aşkın bazen tek kişilik bir şey olduğunu; onun tatlı bir yalnızlık içinde de yaşanabileceğini bilir ve zevk alırlar bundan.
Tabii, yalnız yaşamanın bedelleri vardır. Bu bedeler kızımıza bütün kirayı tek başına vermesiyle başlar (genellikle maaşın üçte biridir). Sonra gelmeyen ustalarla, densiz bakkal çıraklarıyla itişip kakışmayı da öğrenmek gerekir.
Ama tek başına yaşayan kızlar bunu erkeklerden çok daha hızlı kavrar. Erkeklerin durmadan savaş halinde olduğu evlerle onlar gül gibi geninir hep. İşin güzeli, ev de bunu anlar ve karşılık verir. Şahsen, kızların ampullerinin daha ender patladığına, sifonlarının daha az bozulduğuna şahit olmuşumdur.
Kadınların doğuştan Feng shui'si vardır sanki.
Virginia Woolf, 1929'da yayımlanan ve Kendine Ait Bir Oda adlı efsanevi kitabında, kadının toplum içindeki yerinde üzülerek bahseder:
"Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte hiç görülmez. Kurnazca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder; gerçek yaşamda ailesinin prmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir öğlanın kölesidir."
Ama meraklı mahalleli de atlatılır sonunda; iyi niyetli komşu teyzelerle yaşananın çaresi de bulunur. Kış sabahlarında kızlar, sevgileriyle ısıttıkları evlerinde oturup çaylarını karıştırırlar. Çok iyi bilirler ki yalnızdırlar, ama tek başlarına değildirler.
Yalnız yaşamalarını sağlayan cesaret, onları tüm insanlığa bağlar. Dört duvar içinde de olsak geniş meydanlarda da, bütün mücadele bir sözü hatırlamak içindir çünkü.
Eski şiirlerden fırlayıp gelen bir sözü.
"Ey özgürlük!"
Tuna Kiremitçi
"A.Ş.K. neyin kısaltması"
s.49-50-51
Mitoloji...
Demeter

İnsan eli ile işlenmiş yerlerin, ekilmiş tarlaların, toprağın ve ürünlerinin, bilhassa buğdayın Tanrıçasıymış Demeter. Zeus ile olan evliliğinden kızı Persephone (Kore) doğmuş. Bu güzel kız bir ilkbahar günü, güzel Okeanos kızlerıyla çayırda geziyormuş. O sırada ölüler ülkesinin Tanrısı Hades'i karşısında görmüş. Hades, kızın bir anlık şaşkınlığından yararlanıp, onu belinden kavrayarak arabasına atmış ve güzel peri kızını ülkesine götürmüş.
Güzel Persephone, ne olduğunu anladığında, "anne!" diye yükselen çığlıkları Olympos'u inletmiş. Kızının kaçırıldığını öğrenen Demeter, Olympos'tan yeryüzüne inmekle kalmamış; görevlerini de yerine getiremeyince, verimli topraklar ürün vermemeye ve insanlar aç kalmaya başlamış.
Demeter, doğudan batıya her yerde aramış kızını, ama bulamamış. Sonunda kızı Persephone'yi, Hades'in kaçırdığını öğrenmiş ve Baştanrı Zeus'a, kızını vermesi için yalvarmış. Zeus, zavallı anneye acımış ve Persephone'nin, yılın yarısını Hades'in yanında Yeraltı Ecesi olarak, öteki yarısını da annesiyle birlikte yeryüzünde geçirmesine karar vermiş. Bu duruma sevinen anne Demeter, yeniden Olympos'a çıkmış ve tabiata can vermiş.
güzel gözlüm neredesin özledim seni
yıllar geçti o yollardan dönmedin geri
sevdin mi sevmedin mi söylemedin ki
güzel gözlüm neredesin özledim seni...
s.s
|