Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
Yenikent basketbol ile coştu
Her taraf toz duman
Refüje çarpıp takla attı
Lavrov: Rusya'nın Kıbrıs sorunundaki tavrında değişiklik yok
Biyologlar Derneği: Kanlıdere kurutuluyor
Bariyerler durduramadı
Yeşilırmak'ta doğa tahribatı
Okul ve cami dışında din dersi verilmesi için çalışma yapılıyor
Kötü kokular içinde, farelerle yaşamak istemiyoruz
Tankerle su taşınmasına komşu öfkesi

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Ana hasreti...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   21 Ağustos 2007, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Su gibi aktın yine yüreğime bu akşam

Hafif bir sancı duydum resmini seyrederken

Canım yandı, ağladım, özledim seni annem

Yoksun artık sensizim, öksüzüm artık annem...

Masum bakışlarınla sabrı öğrettin bana

Suskun dudaklarında hep tevekkül vardı da

Hiç şikâyet etmedin tek başına kaldın da

Şükrettin Allahın'a beş vakit namazında...

Su gibi aktın yine yüreğime bu akşam

Canım nasıl yanıyor anlatamam ki annem

Sensizliğe alışsam, mümkün müdür unutmak

Kabrinde rahat uyu, yolun yolum olacak...

Ağustos, 2007.

* * *

Bu gün yine her bir yan bomboş...

Sen yoksun...

"Hoş geldin kızım" deyişin eksik kulaklarımda...

Sakin gülüşün, hal-hatır soruşun, hatta kahve ikramın daha dün gibi...

* * *

Kapıya kadar uğurlardın giderken...

Bir şey ister misin diye sorardım da, "seni" derdin.

"İşin olmadığı zamanlarda bir uğra, seni özlüyorum" derdin...

Derdin de, sevgiyle okşardı her bir yanımı gözlerin...

* * *

Aradan aylar geçti sen gideli...

Kapıdan girer girmez seni aradı gözlerim...

Her an oda kapın aralanacak, güler yüzünle koridordan görünecek gibisin...

* * *

Oysa;

Artık yoksun...

Her bir yan bomboş...

Odalarda kokun kaldı,

Bir de yüreğimde ana hasreti...

Bazı kızlar yalnız yaşar

Kendilerine ait bir evleri olsun, orada kendi dünyaları nefes alıp versin isterler. Seçilmiş bir yalnızlıktır bu.

Gezegeni dev bir orman gibi düşünecek olursak küçük bir kovuk, bir okyanus gibi düşünecek olursak tertemiz bir ada, lunaprk diyecek olursak tek kişilik ve sağlam bir çarpışan arabadır aradıkları.

Ülkemizde kızlar evlerini ararken erkeklerin bilmediği yollardan geçer. Onların dikkatini bile çekmeyen yılanlardan ve zehirli böceklerden kaçınmaları gerekir.

İçinde kitaplarını okuyacakları, müziklerini dinleyecekleri o yuvanın pencerelerinden görünenler kadar, o pencerelere bakanları da hesaba katmaları lazımdır. Perdelerini çekinmeden açabilecekleri, güneşe korkusuzca bakabilecekleri balkonlara ihtiyaç duyarlar.

Ev sahibiyle anlaşıp peşinat ve depozit ödemekle bitmez iş. Ev sahibinin aklındaki "tek başına yaşayan kız" imajı ve komşuların tipleri de önemlidir.

Yalnız yaşayan bir kız gece çantasında anahtar ararken (ah, hiçbir zaman çabucak bulunmaz o anahtarlar) kapıyı aralayıp pis pis bakacak bir komşu bile tecavüz duygusu yararabilir insanda.

Ama insanımıza haksızlık etmeyelim. Bazen de bunun tam tersi olur.

Halden anlayan, insanlığı tam komşulara denk gelir kızımız ve bir anda herkesin gözdesine, apartmanın prensesine dönüşür.

Artık zırt pırt dolma sarıp getirenler mi istersiniz, birkaç gün sesi çıkmayınca merak edip yoklayanlar mı, biraz hasta olunca tarhana kaynatıp yetiştirenler mi...

Milletimizin bütün temiz yönleri kış uykusundan uyanır ve apartmandaki kızın rahatı için seferber olur. Ama dikkat edilmezse bunun da suyu çıkabilir. Çat kapı kahve falı bakmaya gelen komşu teyzelerden, beraber dizi seyretmeye hevesli ablalardan başını alamaz olur kızımız. Hatta onlar yüzünden kendisini ilk apartman toplantısında ön cephenin ne renge boyanacağını tartışırken bile bulabilir.

İşin kötüsü, kızları tek başına oturan anne babalar böyle komşulara bayılır ve onlarla derhal işbirliği yapar. Özene bezene büyüttükleri kızlarına konu komşunun sahip çıkması içlerini ferahlatır, yüreklerini soğutur, burun deliklerini titretir.

Oysa ne kuşkuyla bakılmak ne de sahip çıkılmaktır bizimkinin aradığı.

O sadece her metrekaresinde kendisini göreceği bir ayna ister.

Bir kış akşamı işten ya da okuldan döndüğünde küçücük dünyasını dolduran koltuklarına, baba evinden getirilmiş tabaklarını ya da taksitle aldığı kırk sekiz ekran televizyona bakıp ruhunu tanımak ister.

İster ki küçücük evi onun ruhunu yansıtsın. Bakınca kendisine dair yeni şeyler öğrenebilsin.

Tek başına yaşayan kızler bazen yalnızlığa meraklı olur. Habersiz damlayan misafirlere sinirlenirler mesela. Kanepede battaniyenin altına girmiş, meyve tabağını başucuna koymuş, başlayacak filmi beklerken kapı zilini duymak, onlarda karate öğrenme arzusu uyandırabilir.

Hem her zaman dedikodu yapacak, aşktan ya da felsefeden bahsedecek hali yoktur insanın. Yalnız yaşayan kızlar aşkın bazen tek kişilik bir şey olduğunu; onun tatlı bir yalnızlık içinde de yaşanabileceğini bilir ve zevk alırlar bundan.

Tabii, yalnız yaşamanın bedelleri vardır. Bu bedeler kızımıza bütün kirayı tek başına vermesiyle başlar (genellikle maaşın üçte biridir). Sonra gelmeyen ustalarla, densiz bakkal çıraklarıyla itişip kakışmayı da öğrenmek gerekir.

Ama tek başına yaşayan kızlar bunu erkeklerden çok daha hızlı kavrar. Erkeklerin durmadan savaş halinde olduğu evlerle onlar gül gibi geninir hep. İşin güzeli, ev de bunu anlar ve karşılık verir. Şahsen, kızların ampullerinin daha ender patladığına, sifonlarının daha az bozulduğuna şahit olmuşumdur.

Kadınların doğuştan Feng shui'si vardır sanki.

Virginia Woolf, 1929'da yayımlanan ve Kendine Ait Bir Oda adlı efsanevi kitabında, kadının toplum içindeki yerinde üzülerek bahseder:

"Düşsel planda kadın son derece önemlidir; gerçek yaşamda ise tümüyle önemsiz. Şiiri bir baştan öbür başa kaplar; tarihte hiç görülmez. Kurnazca yazında kralların ve fatihlerin yaşamlarına hükmeder; gerçek yaşamda ailesinin prmağına bir yüzük geçirdiği herhangi bir öğlanın kölesidir."

Ama meraklı mahalleli de atlatılır sonunda; iyi niyetli komşu teyzelerle yaşananın çaresi de bulunur. Kış sabahlarında kızlar, sevgileriyle ısıttıkları evlerinde oturup çaylarını karıştırırlar. Çok iyi bilirler ki yalnızdırlar, ama tek başlarına değildirler.

Yalnız yaşamalarını sağlayan cesaret, onları tüm insanlığa bağlar. Dört duvar içinde de olsak geniş meydanlarda da, bütün mücadele bir sözü hatırlamak içindir çünkü.

Eski şiirlerden fırlayıp gelen bir sözü.

"Ey özgürlük!"

Tuna Kiremitçi

"A.Ş.K. neyin kısaltması"

s.49-50-51

Mitoloji...

Demeter

İnsan eli ile işlenmiş yerlerin, ekilmiş tarlaların, toprağın ve ürünlerinin, bilhassa buğdayın Tanrıçasıymış Demeter. Zeus ile olan evliliğinden kızı Persephone (Kore) doğmuş. Bu güzel kız bir ilkbahar günü, güzel Okeanos kızlerıyla çayırda geziyormuş. O sırada ölüler ülkesinin Tanrısı Hades'i karşısında görmüş. Hades, kızın bir anlık şaşkınlığından yararlanıp, onu belinden kavrayarak arabasına atmış ve güzel peri kızını ülkesine götürmüş.

Güzel Persephone, ne olduğunu anladığında, "anne!" diye yükselen çığlıkları Olympos'u inletmiş. Kızının kaçırıldığını öğrenen Demeter, Olympos'tan yeryüzüne inmekle kalmamış; görevlerini de yerine getiremeyince, verimli topraklar ürün vermemeye ve insanlar aç kalmaya başlamış.

Demeter, doğudan batıya her yerde aramış kızını, ama bulamamış. Sonunda kızı Persephone'yi, Hades'in kaçırdığını öğrenmiş ve Baştanrı Zeus'a, kızını vermesi için yalvarmış. Zeus, zavallı anneye acımış ve Persephone'nin, yılın yarısını Hades'in yanında Yeraltı Ecesi olarak, öteki yarısını da annesiyle birlikte yeryüzünde geçirmesine karar vermiş. Bu duruma sevinen anne Demeter, yeniden Olympos'a çıkmış ve tabiata can vermiş.

 

güzel gözlüm neredesin özledim seni

yıllar geçti o yollardan dönmedin geri

sevdin mi sevmedin mi söylemedin ki

güzel gözlüm neredesin özledim seni...

s.s

   1927 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
19 Ağustos 2008, Salı   İstanbul ve Karaköy Güllüoğlu baklavaları...
14 Ağustos 2008, Perşembe   Tatil notlarım... Karadeniz’e yolculuk...
24 Temmuz 2008, Perşembe   İçimizden biri: Arif Albayrak
15 Temmuz 2008, Salı   Şiirlerle Büyüsün Çocuklar...
09 Temmuz 2008, Çarşamba   Yalnızlık ve yeşeren düşünceler...
17 Haziran 2008, Salı   Çocuğuma okul arıyorum...
10 Haziran 2008, Salı   Ölüm
29 Mayıs 2008, Perşembe   Öğretmen olmak...
21 Mayıs 2008, Çarşamba   Kendi dünyasında tanrı olmak...
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

FARKLILIK YARATABİLME ADINA...

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Tiyatromuza yaşam verenleri hep ayakta alk...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

Hristofyas'ın tavsiyelerine bu halkın ...

Ahmet Tolgay

Okunması gereken "Kıbrıslı" bir ki...

Bilbay Eminoğlu

Eski insanlarımız

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Futbol diplomasisi

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Veee Renkler...

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital