Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Önce dövüldü, sonra tecavüze uğradı
Evrim kazası: Platypus
Okulları grev vurdu
Çin'i deprem vurdu: Binlerce ölü
Ambargoları reddediyoruz

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

Zaman...

Sevilay SADIKOĞLU

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   15 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Pek çok insanın, diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak öne geçtiğini gözlemledim (Henry Ford)

Zamanın değerini biliyor musunuz? Her gün, her birimize kullanmamız için 86400 saniye verilir. Hayatımızda neler yaşayacağımız, bu zamanı nasıl kullandığımıza bağlı olarak gelişecek. Zamanı gelecekte kullanmak üzere saklayamayız. Zamanı durduramayız, her an akmaya devam ediyor. Bugün asla tekrar geri gelemeyecek. Telafisi yok.

Bugün sahip olduğunuz bilgi ve tecrübeyle, 20 yaşında olsaydınız, hayata yeniden başlamış olsaydınız, neler yapardınız, neleri yapmazdınız?..

Peki yıllar sonra, geri dönüp hayatınıza baktığınızda, ne görmek istersiniz? Pişmanlık mı, yoksa başardığınız işlerin, insanlarla kurduğunuz doyurucu ilişkilerin anıları ve minnettarlığı mı? Hayatınızın keşke'lerle mi, yoksa iyiki'lerle mi dolu olmasını istiyorsunuz? Hayatınıza yön verip bir şeyleri değiştirmezseniz, şimdiki düşünce yapınızla ve hayatınızın gittiği yönde ilerlemeye devam ederseniz, yıllar sonra vardığınız yer neresi olacak? O durumda neler düşüneceksiniz, neler hissedeceksiniz?

Hayatınızın değiştirmek istediğiniz bir iki alanını düşünün. Ne yapmak istiyorsunuz, neler olmasını istiyorsunuz, hayatınızın hangi yönde değişmesini istiyorsunuz? Şimdi, bir zaman yolculuğuna çıkalım, 10 yıl ileriye gidelim. O değişmesini istediklerinizle ilgili hiçbir şey yapmamışsınız. Şu an nasılsanız, aynı durumdasınız. Sadece biraz yaşlandınız. Neler hissederdiniz? İstediklerinizi yapmadığınız için hayal kırıklığı mı, pişmanlık, kızgınlık mı? Kendinizden utanır mıydınız? Kendinize olan saygınıza ne olurdu? Ya kendinize olan güveninize? Bunları hissederken, 10 yıl geriye gidebilme şansınız olsaydı? Bunun için neler vermezdiniz? Bu şans size tekrar verilseydi iyi bir şekilde değerlendirir miydiniz? Bir iyilik perisinin sizi 10 yıl geriye götürdüğünü düşünün, yani bugün bulunduğunuz yere ve zamana. Şimdi ikinci bir şansınız var. Neler yapacaksınız, neleri değiştireceksiniz?

Öncellikleriniz, günlük olarak neler yaptığınızı yönlendirir. Birinci adım olarak, sizin için neyin önemli olduğunu bilmelisiniz. Çünkü ne istediğinizi bilmiyorsanız, etrafınızda olup biten, dikkatinizi dağıtacak ve vaktinizi tüketecek o kadar çok şey var ki, sizin için önemli olanlara ayıracak zaman bulamazsınız. Yoksa bir gün, kendinizi farklı bir yerde bulup, 'gerçekten yapmak istediğim buydu' derken bulabilirsiniz.

Zamanınızı harcamayın, değerlendirin. Hepimiz hayatın kısalığından söz ederiz, ama boşa geçen zamanımızı nasıl değerlendireceğimizi bilemeyiz.(Seneca)

Kişisel olarak ne kadar etkili olduğunuz, zamanınızı ne kadar iyi bir şekilde değerlendirdiğinize bağlıdır. Zamanınızı değerlendirmek, kendinizi organize etmek ve knedinizi yönetmektir. Günün yirmi dört saati sonunda en fazla faydayı sağlamak ve getiriye sahip olmaktır. 'peki etrafımda bu kadar çok yapılacak şey varken neye odaklanmalıyım?' diye düşünebilirsiniz. Zamanınızı en iyi şekilde değerlendirmek için dikkat etmeniz gereken bazı prensipler var. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim.

Hedefler saptayıp, gerçekleştirmek için detaylı planlar yapmalısınız. Bütün enerjinizi, zihninizi ve yeteneklerinizi odaklayacağınız net hedeflerinizin olması gerekir. Sizi hedeflerinize götürecek o detaylı planları aşama aşama gerçekleştirmelisiniz.

İşlerinizi öncelik sırasına dizin. Eğer isterseniz, hayatınıza her zaman daha fazlasını sığdırabilirsiniz, ama belli bir öncelik sırasına göre hareket ederseniz. Bunu bir örnekle belirginleştirelim. Büyük bir sürahiyi yumruk büyüklüğünde taşlarla doldurup sürahinin daha fazla alamayacağını düşünebilirsiniz. Ama taşlardan kalan boşluğu çakıllarla doldurabiliriz. Sonrasında da kum yerleştirebilirsiniz. Tam sonuna geldiğinizi düşünürken sürahi hala büyük bir miktarda su alabilir. Ne kadar daha alabileceği sizi şaşırtır. Peki kavanozu önce kum ile doldurmaya başlayıp çakıl ile devam etseydik, büyük taşların tamamı için yeterince yer kalır mıydı?

Genelde kendimizi önemli ya da öncelikli işlere odaklamayız. Çünkü önemli işler zordur ve önemli olmayan işler kolaydır. Başarısızlığın en temel sebeplerinden bir tanesi, önemli işlere konsantre olmamaktır. Siz de çalışırken, o en çok sonucu getirecek işleri bulun ve bütün konsantrasyonunuzu oraya verin.

Önemli olan zamanınızın dolu olması değil, en verimli şekilde kullanılmasıdır. Zamanınızı en iyi kullanabileceğiniz şekilde değerlendirmiyorsanız, göreceli olarak, vaktinizi boş yere harcıyorsunuz, hayatınızı boş yere harcıyorsunuz.

Acille uğraşırken önemli olanı ihmal etmeyin.En büyük önemi taşıyan işler, asla en az önemi taşıyan işlerin merhametine bırakılmış olmamalıdır (Goethe)

Genellikle işlerimizi öncelik sırasına göre değil, kolay olanlara ya da o an en çok baskıda hissettiklerimize göre yaparız. Acil olan genellikle önemli değildir ve önemli olan genellikle acil değildir. Önemli sonuçlar getirecek işler çok ender olarak acildir, ama yapılması gerekenlerdir.

Belki kariyerinizde ilerlemeniz için yabancı dilinizi geliştirmeniz gerekiyordur. Üç yıl geçti, hala bir girişimde bulunmadınız. Neden? Acil olmadığı için mi?

Acil bir işi halledip bir diğerine atlarız. Bunlar kendimizi iyi hissettirir, gururumuzu okşar. Yetenekli olduğumuzu ve işe yaradığımızı hissederiz. Ama krizlerle, sadece oluştuğunda ilgilenmek, ciddi bir sağlık sorununa karşı bir aspirin ya da bir ağrı kesici almak gibidir. Sadece bir süre için bir rahatlama verir, ama daha sonra kendini tekrar hissettirir.

Krizler acildir ve hemen halledilmesi gereken işler vardır. Ama bunların tekrarlanmaması için nelerin yapılması, ne tür önlemlerin alınması gerekiyor? Bu sorunun cevabını aramazsanız, bir krizden diğerine koşarsınız. Problemin kaynağını bulup tekrarlanmasını önlemek acil değil ama önemlidir.

"Kafesin İçerisindeki Hayat"

Cengiz Erşahin

Sayfa-193-194-195-196

***************

KADERE SİTEM

Akşam oldu;

Yine bir yürek sancısıdır başladı...
İlkbaharlar tez geçer buralarda, yaz geldi gelecek...
Daha dün gibi son yaz yaşananlar;
Yanar kavrulurum her aklıma geldikçe...

Yaz gelmese olmaz mı?..
Hep sonbahar olsa mevsimler,
Aylardan Eylül...

Her Eylül sana gelsem
Ömür boyu sende kalsam
Yapraklar sarı, kahve, kırmızı olsa hep olmaz mı?..

Aslında en güzel renk yeşil, ağaçlar çiçek çiçek
En güzel mevsim ilkbahar
En sevdiğim ay Nisandı bir zamanlar...
Ve en güzel renk, en güzel mevsim, en sevdiğim ay ihanet etti bana...
En sevdiğimi aldı götürdü benden...
Küstüm herşeye yıllardır;
Oysa, kimse farkına bile varmadı, mahzunluğumu anlamadılar...
Matemin yüreğimde kalakaldı...

Sabah oldu...
Hala sönmedi sokak lambaları şeherin.
Ufukların pembe yangını başladı başlayacak...
Sevdamız kadar sıcak güneş doğdu doğacak...

Nasıl bir yürek yangını bu böyle?..
Nasıl bir alınyazısı?..
Yaz gelmese olmaz mı?..

   873 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
23 Nisan 2008, Çarşamba   Sen Kaderimsin...
10 Nisan 2008, Perşembe   Bir kültür elçimizi daha kaybettik...
08 Nisan 2008, Salı   Çocuk Bahçesi
02 Nisan 2008, Çarşamba   İzlenmeye değer bir sergi
01 Nisan 2008, Salı   YDÜ'NÜN WOYZECK OYUNU İZLEYİCİLERİ BÜYÜLEDİ
25 Mart 2008, Salı   Dejavu (psikoloji)
18 Mart 2008, Salı   öyle bir şeysin...
13 Mart 2008, Perşembe   Kedi ağlıyordu
04 Mart 2008, Salı   Yurtta sulh, cihanda sulh
27 Şubat 2008, Çarşamba   Kanatsız Melek



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1,2550 1,2700
1 STERLİN 2,4500 2,4780
1 EURO 1,9380 1,9580



YAZARLAR : .

Süleyman Ergüçlü

Biraz daha az konuşsak

Başaran Düzgün

BİR RUM İLE EVLENİR MİSİNİZ?

Ali Baturay

NEDEN SUÇLU CENNETİ OLDU BU ÜLKE?

Akay Cemal

Anlaşılmaz tuhaf işler...

Hasan Hastürer

Lokmacı Kapısı evlat, Ledra Palas üvey evl...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar...(6)

Ahmet Tolgay

HER ANNE BİR ŞİİRDİR... (*)

Bilbay Eminoğlu

Pahalılık yok!

Dilek ÇETEREİSİ

Tilki rüyasında "fericik" görürmüş...

Necdet Ergün

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası

Uzm. Mine Çağlar

"Mesane kanseri" ve risk faktörler...

Dr. Umut Altunç

Elektrik hatlarındaki “gerilim”...

Aysu Basri

YA EĞİTİM HAKKI?

Sevilay SADIKOĞLU

Sen Kaderimsin...

Mustafa BESİM

LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT

Dr. İsmail KEMAL

Barroso'ya hatırlatmalar

Emin AKKOR

1 Mayıs'mış neyime; işçi, çalıştı, iş ...

Türem Delikurt

Bir babanın anlatımıyla...

Oğuz Metiner

ANA BORCU

Ali Özçil

Sevdiğimiz meyve çilek

Bedia BALSES

"Etnik ve Sentetiği" Sorgulayan bi...

Beste SAKALLI

HAYAT ANNELERİ

Psikolog Ayla Kahraman

BOŞANMA

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

G e l e n e k s e l H E L L İ M Ü r e t...

Osman Ertuğ

İki şehrin hikâyesi

Bener HAKERİ

Sanatta devamlılık yok

Ata ATUN

RUMLARIN YENİ TEZGAHI

Mehmet RATİP

Büyük Öteki: Köylü ve Cindy seviştikten so...

Dr. Orhan Aydeniz

Toprağa Gömdüğümüz Servet

Harid Fedai

İç Haberler

Cumhur DELİCEIRMAK

Yok Cemelin Devesi





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital