Kitap Dünyası
Bilginin ışığından
Sevginin sıcaklığından
Çarpan kalbin hızından
Aydınlığa atılan her adımdan
Daha güzel ne var öğretmenim!..
Özgürlüğün şarkılarından
Yeşilin çoğalmasından
Akdeniz’in masmavi dalgalarından
Sevdaların onurlu kavgasından
Daha güzel ne var öğretmenim!..
İlim, irfanla kurarız yarınları,
Biz Atatürk çocukları,
Koruruz ilke ve inkılapları,
Çalışır yüceltiriz vatan topraklarını.
Şirin Zaferyıldızı’nın “Şiirlerle Büyüsün Çocuklar” adını verdiği, çocuk şiirlerini içeren ve KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı yayını olan şiir kitabı çıktı.
Büyük bir eksikliği gidereceğine inandığım kitapta 46 eğitici şiir var.
Kitabın önsözünü İlköğretim Dairesi Müdürü Hatice Düzgün yazmış. Düzgün bu önsözle kitabın içeriğini öylesine güzel açıklamış ki, bize yazacak birşey kalmamış. Aynen aktarıyorum:
“Çocuk yüreğini tanımak, anlamak, anlatmak... Onu toz mavi, tertemiz dünyasını tanımlamak için bir öğretmenden daha uygun bir kişi olabilir mi? Hele bu öğretmen şairse bir de... Sözcükler, bir küçüğün elindeki bir top veya topaç gibi, bebek gibi, oyuncak tadındaysa bir de... Sonuç elinizdeki şu kitap kadar olabilir ancak!
Şirin Zaferyıldızı öğretmen-şairlerimizden... Türkçeyi çocuk dilinin sadeliğiyle, içtenliğiyle kullanmış. Beni en çok etkileyen öğelerin en başında satırlar arasında hemen duyumsadığım çocuğa verilen değer olmuştur diyebilirim. Şairliği yanında öğretmen oluşunun etkisini görüyoruz. Çocuğu olanca yalınlığı ile resmetmiş bize... Kendisi çok açıksözlü bu konuda... “Referansım çocuklarımdır” diyor! “Önce onlar okudu, önce onlar eleştirdi” diyor... Herhalde bir kitap çıkmadan önce hedef kitlesi! Tarafından sevildiği, içselleştirildiği pek görülmemiştir. Zaferyıldızı bu açıdan bir ilki de başrmıştır kanımca... Dudaklarınızda bir gülümseme ile tüm kitabı okuyuveriyorsunuz! Geriye; aslında yaşamın ne kadar basit olduğunu, biz yetişkinlerin ise onu ne çok karmaşıklaştırdığımızı duyumsamanın buruk tadı kalıyor.
Şirin öğretmen, eğitim programında yer alan temel başlıklara usul usul dokunuvermiş. Kitaplar dolusu eğitimin verebielceğini bir çırpıda üç-beş sözcükle başarıvermiş. Çocuk dilinin yalınlığı içerisinde yer alan olağanüstü müziğiyle, bir eğitim yılı boyunca öğretmenlerimizin işlediği konuların son cümlesi, son noktası olmuş adeta... İşte tam da bu noktada, Kıbrıs Türk Eğitimi’ne yardımcı bir kitap niteliği taşıyan kitabımızı öğretmenlerimize kazandırmak, çocuklarımıza kazandırmak bir gereklilik olarak karşımıza çıktı! Bu, bizim İlköğretim Dairesi olarak biraz da topluma borcumuzdu!
Uluslararası alanda da ülkemizi temsil etmiş Şirin Zaferyıldızı’nın kitabını, Milli Eğitim Yayınları’ndan biri olarak, Kıbrıs Türk Eğitimi’ne bir yardımcı kitap olarak kazandırmanın mutluluğunu taşıyoruz! Çocuklarımızın toz mavi dünyasındaki doğruları, onların sevecekleri bir kitapla, onlarıa sunmanın gururunu taşıyoruz. Bir kez daha eline sağlık Şirin!..
Hatice Düzgün
İlköğretim Dairesi Müdürü”
Sevgili çocuklar! Önünüzde upuzun bir tatil var. “Ne okuyacağım” diyorsanız, işte size güzel bir kaynak kitap. Okuyun, sonra da kitaplığınızın en güzel yerinde saklayın.
Bir kitap da; içinde günün ışıklarını yakalama telaşı, yüreğinde bitmeyen yaşam sevinci ile hayata merhaba diyen Ayşe Tural’dan...
“Hayat bir şölendir...”
Ayşe Tural’ın, kardeşleri Sabriye ve Bedriye’ye ithaf ettiği “Hayat Bir Şölendir” adlı anı – deneme kitabı çıktı. Bu kitap Tural’ın sekizinci kitabı. Tural diğer kitaplarında da olduğu gibi, bu kitabındaki yazılarıyla da yaşamı kendi pencersinden seyrediyor...
“Yaşamın Anlamı”
Gün neredeyse ortalandı. Ben işlerimi yoluna koydum, tasarladıklarımın çoğu yapıldı.
İşlerimi her zaman belli bir program çerçevesinde gerçekleştiririm. Bu bana, zaman açısından çok şey kazandırır. Bu gün de öyle oldu. Şu anda işlem tamam...
Öğleden sonra dersanem var. Gençlerle olmak onlara bildiklerimi aktarmak o kadar keyifli ki! Elbette yaşamdan dersler vermek, boş örneklerle süsleyerek konuların arasına sıkıştırmak;
Onlarla gülmek, onlarla düşünmek... Kısacası onlara hayat dersi vermek... Dünyanın en güzel işi inanın...
Köşklüçiftlikteyim. Öğle trafiği... Öğrenciler karnelerini aldı, bugün. Trafik yoğunluğu bundan aslında adım adım ilerliyoru. Genellikle böyle anlarda arabayı bir kenara çeker, yanımda ne varsa-gazete, roman- onu okurum. Zaten on dakika sonra yol boşalmış olur; ben de öfkelenmemiş olurum.
Bugün hava güneşli, pırıl pırıl masmavi bir gökyüzü, ocak ayı olmasına rağmen bizi selamlıyor. Tam köşedeyim. Canım bu güzel havada eve gitmek istemiyor. Tam karşımda “Pronto” duruyor. Arabayı kenara bırakıyorum. Şöyle camın önündeki masaların birine oturup geleni geçeni seyrederek, kızarmış tavuk kanadı yiyeceğim; hem de parmaklarımı yalaya yalaya... Ardından mis gibi kahvemi de içersem, günün kalanını da rahatça göğüsleyebilirim.
Kendi kararlarınızı kendinizin vermesi, arasıra aklınıza eseni yapabilmeniz; küçük ama insana inanılmaz haz veren şeylerdendir.
Oktay Akbal’ın sık sık kullandığı gibi “Nefes almak, şöyle bir soluklanmak...” aslında.
Bizi mutlu eden şeyler, küçük ayrıntılardır. Elbette bunların farkına varabilirsek... Tadını bir tatsak vazgeçemeyiz de mesele onu tatmakta, tadını damağımızda hissedebilmekte...
Birincil ödevimizin ruhça ve bedence sağlıklı yaşamak olduğunu unutmayalım. Demek ki o zaman ruhumuza bedenimize de zaman ayırmak gerekiyor...”
Fidan
Ben bir fidanım, kırmayın filizlerimi
Koparmayın yapraklarımı, yazıktır...
Ben bir fidanım, sularsanız yeşeririm
Kök salarım toprağa...
Gün gelir, gölgemde dinlenirsiniz
Susuz bırakmayın beni...
Ben bir fidanım,
Ne ekerseniz, onu biçeceksiniz
İyi bakın bana...
Bir gün öderim emeğinizi
Borçlu kalmam asla!..
s.s.
|