|

Beste SAKALLI
Ait olacaksın. Bir memlekete, derdini nakış gibi işleyen bir şaire, meydanları dolu geçen tarihe, haklı bir kavgaya ve mühür gibi yüreğini damgalayan en az bir sevdaya ait olacaksın. Gerçekleşmesi imkânsız bir hayalin hayaline dalacaksın, geçilmesi zor yollarda her düştüğünde kalkmak için sebep bulacaksın, kanatacaksın bir gülün en dikenli yaprağına parmağını, ve kefil olacaksın acıların yürek acısına, korkmayacaksın. Gökyüzünün en kurşuni yamacında, bir aşkın şiiri kusturduğu sokakta, hayattan nasibini ala ala, yaşayacaksın.
Yaşayacaksın; o kadar yaşayacaksın ki birgün Azrail'in kanatları ensene süründüğünde yaşamak hakkında delil olarak kullanılacak kadar yaşayacaksın. Yaşayacaksın ve yaşamanın açıklanabilir bir nedeni olacak. Vesile olacaksın mutluluğun süslediği birşeylere, birilerine güzel günler getiren sen olacaksın.
Arasında gezineceksin insanların. Seni acıtacaklar, evet. Yağmalama girişiminde bulunacaklar düşüncelerini ve duygularını, doğru. Üzecekler ve de kıracaklar da bazen. Ama sen seveceksin, yeniden isimlendirecek kadar sevmeyi, seveceksin. Şaşırtacaksın sevmeyi bile. Seveceksin, hatta o kadar seveceksin ki kalbinde kırılmadık yer kalmayacak. Toparlanma ve eskisi gibi sevebilme ihtimali ortadan kalkacak. Uzun zamandan sonra karşılaştığında tanımayacak kadar kendi kalbini, seveceksin. Öyle inatla ve düşünmeden.
Kavuşacaksın bugün, ertesi gün ayrılacak. Hergün bakacaksın yeni bir imtihan başlayacak. Bir dost girerken kapıdan, en güvendiğin çıkacak arka taraftan. O beğenmediğin yalnızlık, bir kedi gibi tüyünü döke döke gezinecek odadan odaya. Sırıta sırıta, ben sana demiştim diye diye gezinecek. Yükleneceksin, biraz ağrı biraz keder derken, birara gençlikle küseceksin.Ama sen yine de eskimeyi erteleyeceksin. Uyuyacaksın, kulakların rüyalarından başka herşeye tıkalı. Uyanacaksın duymaların çiçekli şarkılara dayalı.
Sabahları güneşten önce dikilip bir güneş dikeceksin bahçenin en güneşsiz dikilen, kışla arası en iyi gölgesine. Herşeyin mucize olduğuna inanacaksın. Bir yaprak kımıldayışından, bir gül goncasının kan kırmızı dudağından, tarzına hayran olduğun baharlardan, ve ezici aydınlıktan pay çıkartacaksın yaşamaya.
Gün gelecek, bilmeyeceksin nerede olduğunu, mekânlar ve insanlar yabancı olacaklar sana. Şüphe edeceksin tanıdığını düşündüğün herkesi tanıdığından. Tek bir umudun elinden geleni bekleyeceksin. Yılmayacaksın yine de, hayatı inadına içine sindireceksin. Ait olacaksın. Adını verdiğinde sana çıkan bir isme, bir kişiliğe, ve insanlıktan anladığın ne varsa koşulsuzca ait olacaksın ona, o kadar. Gerisini bırakacaksın. Ne varsa payına düşen yaşamaktan anladığın, tek onu alacaksın, ve diğer herşey için unutma hakkını kullanacaksın.
**********

BANA BU UYKUSUZ ŞEHRİ NİYE BIRAKTIN
Bana bu uykusuz şehri niye bıraktın
Bir yanı hep sana benzeyen bu insanları
Sana çıkmayacak sokakları
Bu gürültüyü, kalabalığı, ayrılığı
Kokunla kolkola gezinen bu utanmaz rüzgârı
Bana bu uykusuz şehri niye bıraktın
Ne varsa senin aldın kendinle götürdün
Hazanı güzeldir buraların dedim dinletemedim
Kal bir şiir söyleyeyim dedim, beklemedin
Yürüdün ayak izini kazıdın kaldırımlarıma
Saldın öpüşlerini kuytularımın her yanına
Sonra da aldın kendini, gittin
Bir yalan şimdi yüzünün hayali
Bende kalan koca şehir, sanki bir düşman kuvveti
Görsen tanımazsın o sevdiğin gözleri
Bütün gece uyutmuyor ki şehrin seni hatırlatan sesleri
Bana bu uykusuz şehri söyle niye bıraktın
Beste SAKALLI
***********
ALBÜM YAPRAĞI
CAMİİ CEDİT

Yeni Cami anlamına gelen Camii Cedit, Leymosun'da Ankara Sokağı'nın son bulduğu batı noktasında ve Garilli Deresi'nin yanına inşâ edilmiştir. Leymosun kentinin varolan üç camisinden biridir. Caminin uzun ve ilginç bir tarihi vardır. Cami, Köprülü olarak bilinen Hacı İbrahim Ağa tarafından inşa edilmiş ve Hicri 17 Zilkade 1241 (Milâdi 1825) tarihinde yapılan bir vakfiyeyle Evkaf İdaresi'ne kaydı yaptırılmıştı. Girne'de yaşayan Özay Akif'in caminin yapısı ile ilgili anlatısı:
"Bugünkü Camii Cedit'in bulunduğu Garilli Deresi'nin kenarında, Osmanlı Sancağı göndere çekilmiş ve bu sancak altında Akka'ya gidecek askerlerin kayıtları yapılmaya başlanmıştı. Hacı İbrahim Ağa, Akka Savaşı'ndan sağ selim bir gazi olarak avdet etmesi(dönmesi) halinde Osmanlı sancağının dikilmiş olduğu yere, Leymosun halkı için bir cami inşa etmeyi Allah adına adamıştı. Hacı İbrahim Ağa'nın Akka'dan dönüş tarihi kesin olarak bilinmemekteydi ve döndükten sonra camiyi yapmıştı. 1994 yılında Leymosun'da meydana gelen sel baskınında (Seylap), cami ve minaresi büyük hasar görmüş ve minare İngiliz donanmasına mensup H.M.S(Her Majesty Ship) Aretusa adlı gemi personeli tarafından patlayıcı yerleştirilerek yıkılmıştı. Minare ve cami sonradan tekrar bugünkü şekliyle baştan yapılmıştı. Leymosun'da ayrıca Cami-i Kebir (Büyük Cami) ve Arnavut Cami olmak üzere üç cami bulunmaktadır."(Fotoğraf ve bilgiler Altay Sayıl)
(Bu arada geçen hafta yayımladığımız fotoğrafla ilgili duyarlı vatandaşlar bize ulaştı ve fotoğrafın Gönendereli İsmail Mulla Hüseyin'e ait olduğunu aktardılar.Çok teşekkürler tekrardan.:)
*************
Posta Kutusu
NE OLUR...
çok uzaklardasın,mesafelerce
gül kokusu gibi hayalin gelir.
getirmedi seni bana her gece
özlem dolu,bunca yazdığım şiir.
hasretin içimde büyür dağ gibi
ruhumu derinden sarar ağ gibi
bilmiyorum nedir bunun sebebi
bir kere gelseydin bana ne olur.
yüreğini açsan bana gönülden
geçse bile günler sensiz ömrümden
korkmazdım seninle böyle ölümden
bir kere beni sevseydin ne olur
bir kere bana gelseydin ne olur.
Ali T.
**************
Davetiye: Serap Tezcan 'Pembe Düşlerim', şiir kitabı tanıtım kokteyli, 9 Mayıs 2007, İsmet Vehit Güney Sanat Merkezi 15:00-18:00.
**************
|