Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
Dostluk çağrısı
Batı grubunda büyük çekişme
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3
Yıldız bayanlarda yarı final heyecanı

YORUMLANANLAR
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]



DOĞRU KAMU POLİTİKALARIYLA KENDİ KENDİNE YETEN BİR EKONOMİ

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   14 Mayıs 2007, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ülke ekonomi yönetiminde kamunun rolü ve uyguladığı politikalar çok önemlidir. Hele o ekonomide, özel sektör iyi gelişememiş ve piyasa koşulları tam olarak olgunlaşmamış ise, kamunun rolü bir o kadar daha artmaktadır. Böyle durumlarda doğal olarak ekonomi kamu güdümlü olma durumundadır.

   Ülkemiz ekonomi yönetiminde kendi paramız olmadığından ve etkin para politikaları geliştiremediğimizden, devlet ekonomi yönetimini büyük ölçüde kamu maliyesi politikaları ile yerine getirmeye çalışılmaktadır. Bu gerçek, ülkemizde kamu maliye politikalarını bir o kadar daha önemli kılar.

   Dünya Bankası Kuzey Kıbrıs ekonomisi için hazırladığı raporunda, ekonominin sürdürülebilir bir yapıya kavuşabilmesi için güçlü bir kamu maliyesine ihtiyacımız olduğunu defalarca belirtmiştir. Aslında bu koşul yalnızca bize özel bir koşul değil, bütün dünya ekonomileri için geçerlidir.

   Dünya Bankası raporunda; çoğu kamu maliye kitaplarında anlatılan, doğru kamu maliye politikasının ne olduğu ve hangi özelliklere sahip olması gerektiği konusuna da değinerek tavsiyelerde bulunmuştur.  

   “Doğru kamu maliye politikası rasyonel anlayışlı, kamu kaynaklarını etkin ve verimli alanlarda kullanma ile başlar. Buna paralel olarak vergi toplanmasında ve harcanmasında şeffaf, hesap verebilir ve adaletli olunması gerekir. Maliye politikalarının esnek olma kapasitesine sahip olması ve ekonomilerde oluşacak dalgalanmaları düzeltecek güçte olmalıdırlar. İç ve dış şoklara karşı güçlü bir mali yapı şarttır” gibi doğru ve etkin kamu maliyesi özelliklerini ortaya koymuştur.

   Bu sıralananlar yanında, bir konu daha vardır ki, aslına bence en önemlilerinden biridir. Bu da “kamu maliyesinin kendi kendine yetebilme” özelliğine sahip olmasıyla ilgilidir.

   Bütçemizin %40’a varan finansmanının dış borçlanma ve yardım kalemleri ile finanse edilmesi, kamu mali yapımızın kendi kendine yeter bir yapıda olmadığını apaçık ortaya koymaktadır. Bu kesinlikle ülkelerin hiç dış borcu olmaması veya dış yardım almamaları anlamına gelmemelidir. Bugün en gelişmiş batı ekonomilerinde bile dış borçlanma vardır ve olmaya da devam edecektir.

   Burada dikkat edilmesi gereken husus, kamunun çok zor şartlarda elde ettiği gerek iç gerekse dış finansman kaynaklarını ne yönde kullandığıyla ilgilidir. Kaynakların doğru tahsisi ileride kendi kendine yeter bir mali yapı oluşturmak için çok önemli ve stratejiktir.

   Eğer Devletin temel işlevlerini yerine getirmek için yerel gelirleri yeterli değil ise, tabi ki borçlanmaya veya dış yardıma ihtiyacı olacaktır.

   Fakat alınan dış kredi ve yardımlar cari açıkların finansmanına kullanılması, o ekonominin yapısal olarak güçlenmesine katkı koymaz. Bu tür ekonomiler yardıma dayalı büyüyen ekonomiler olmaya devam ederler ve kırılgan olurlar.

   Sağlanan dış krediler ve dış yardımlar, daha fazla sorunlu olan sektörlerin rehabilitasyonuna aktarılmalıdır. Bunun yanında altyapı gereksinimlerinin giderilmesi, gelir yaratacak sektörlerin gelişimi için kullanılmalıdır. Ancak bu anlayış ile ekonominin dış kaynaklara bağımlılığı azalır, mali yapısı güçlenir ve dolayısıyla, kendine yeter bir mali yapı yakalama yönünde yol alır.

   Dünya Bankası raporunda, kamu kaynaklarının doğru ve adaletli dağıtılmadığı yönünde çok ilginç bir tespitte bulunmuştur. 1985-2003 yılları arasında ülke ekonomimizde kişi başına düşen GSMH ortalama % 2.2 büyürken, kamu çalışan maaşları ortalama reel olarak %3.3 artmıştır. Bu da kamunun ülkede yaratılan geliri adaletli bir şekilde dağıtmadığı ve taraflı davranarak kamu çalışanlara daha fazla aktarmayı tercih ettiğini göstermektedir.

   Bu tespiti milli gelir çerçevesinde değerlendirecek olursak, kamu çalışanları maaşlarının GSMH içerisindeki payı 2001-2002 yıllarında %12.8 civarında iken bu oran 2006 yılı itibarıyla %16’ya yükselmiştir. Yani ekonomimiz son yıllarda yüksek oranlı büyümesine rağmen kamu çalışanlarının ekonomideki maliyeti de arttırılmıştır.   

   Aslında, son 5 yıldır yaşadığımız yüksek oranlı büyümeyi bir fırsat bilip, ekonomi içerisinde her zaman için büyük bir sorun olarak görülen kamu çalışanları masraf büyüklüğünü, doğru ücret politikaları ile bir ölçüde hafifletebilirdik. Genişleyen, yüksek oranlı büyüyen ekonomide bu sorunu düzeltmek daha kolay ve daha düşük sosyal maliyetler olarak başarılabilirdi.

   Tasarruf edilecek kaynakları da ileride gelir sağlayacak, ekonomiye kambur olmayacak, rehabilitasyon gerektirecek alanlara, özel sektörün gelişimine aktarabilirdik.  

   İşin esas vahim yanı, ekonomideki bu yüksek oranlı büyümede, vergi gelir artışlarının yalnızca dolaylı vergiler kalemlerinde gerçekleşmesidir. Yani, ithalat, KDV ve diğer dolaylı vergi gelirlerinde artış olmuştur ve bunlar talebin azalmasıyla çok etkilenen vergi gelirlerdir. Ekonomimiz yüksek oranlı büyümeden düşük oranlı (5%’in altında) bir büyüme trendine girerse, tüketimde ve dolayısıyla ithalatta azalma olacaktır. Nitekim bu gerçeği, sene başı itibarıyla hissetmeye başladık. Yani dolaylı vergi gelirlerin %10, %15 gibi yüksek oranlı büyüdüğümüz dönemlere göre nispeten azalmaya başlaması demektir! Peki maliye azalan bu dolaylı vergiler sonucunda, ekonomi yüksek oranlı büyürken bütçe üzerinde oluşturduğu ek sorumlulukları nasıl yerine getirecektir? Sonuçta maaşlar arttırılmıştır. Tüketim ve diğer dolaylı vergiler azaldı diye herhalde maaşlarda azaltılamayacaktır! Zorunlu olarak kamu yerine getirmesi gereken diğer altyapı, kamu reformu, KİT’lerin rehabilitasyonu gibi işlevlerinden kısarak, bu yükümlülüğünü yerine getirmesi gerekecektir.

   Keşke Sayın Başbakanımızın geçen gün bir sohbet toplantısında “ bütçedeki mali yükümlülükleri yerine getirdikten sonra geriye kalan 100milyon YTL esnafa, yola, hastaneye, gençlere yeter mi? Yetmez” yorumunda bulunmasaydı. Bu bütçedeki cari yükümlülükleri gereğinden fazla arttırmanın sonucu değil midir?

   Kıbrıs Türk halkı siyasi tarihi boyunca her zaman için kendi kendini yönetmek istemiş ve bu yönde mücadele etmiştir. Bu mücadelenin başarılı kılınması için mutlak surette kendine yeten bir mali yapıyı oluşturma hedefini de ortaya kaymalıdır. Bu noktada kamunun kaynak kullanımındaki tercihi, sürdürülebilir ve kendine yeter bir mali yapı oluşturabilmesi için çok önemlidir. Bunun için etkin ve yerinde kamu politikasına ihtiyaç vardır.

 

   2257 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
03 Ocak 2009, Cumartesi   KKTC MERKEZ BANKASINDAN OLUMLU ADIM
27 Aralık 2008, Cumartesi   HÜKÜMETİN PAKETİ TALEP ODAKLI OLMALI
19 Aralık 2008, Cuma   ÖNCE PARA SONRA POLİTİKA
12 Aralık 2008, Cuma   2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI? (2)
28 Kasım 2008, Cuma   2009 BÜTÇESİYLE KRİZ AŞILIR MI?
21 Kasım 2008, Cuma   GÜVEN VE TALEP
14 Kasım 2008, Cuma   DESTEK ARZA MI TALEBE Mİ?
07 Kasım 2008, Cuma   BAĞIMSIZ İSTATİSTİK BİRİMİ
31 Ekim 2008, Cuma   "BUGÜNLERDE HERKES SOSYALİST"
24 Ekim 2008, Cuma   BAĞIMLILIK NEREYE KADAR?



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital