Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Üvey baba zulmü
Cinayet zanlısı intihara teşebbüs etti
Soyer: Umutluyuz / Ertuğruloğlu: Çözüm olmaz
Gönyeli'nin feryadı
Pars ve Miroğlu anılıyor
Hande Yener plakçısı Erol Köse ile yollarını ayırdı
Rum öğretmenler genelgeden memnun
Romeo ve Anna Kiss çifteleyecek
Yanlış Maraş raporu gönderildi iddiası
Bolt şans tanımadı
"Mete Adanır Stadı, Girne takımlarını kurtaracak"
Tenis'te yarı finalistler belli oldu
" Sivas 93" sahnelendi
Yenikent basketbol ile coştu
Play-offlarda haftanın programı
Maçlar farklı geçiyor

YORUMLANANLAR
Panayotis Necati'ye 2 gün [1]
Ekmeğe zam: Ekmek bugünden itibaren 1 YTL'ye satılacak [1]
Kazaya davetiye çıkaran yol [2]
İzinsiz inşaatların yapımı durduruluyor [7]
Yedidalga'da viraj tehdidi [3]
Kıvanç Buhara, ÖRP'ye katıldı [3]
Bayrağını al, Kıbrıs'a gel [6]
Çayönü'nde 30-40 yıllık 393adet servi ağacını kestiler [6]
Kalp hastalıkları kanserle yarışıyor [2]
Oynamadan da kazanılır: 1-0 [2]
Serdar Akgül, kızı için böbreğini satacak [5]
Rumlar Güzelyurt için yürüdü [7]
Süt atıkları çevreyi mahvediyor... Noro suyu fidanları kuruttu [3]
Sponsor olun 5 yıl reklamınızı yapalım [8]
Cihangir'in kuzeyi çöplüğe dönüştü [4]
Cihangir tam gaz: 2-1 [3]

KALKINMAYI BAŞARMAK GÜZELDİR (1)

Mustafa BESİM

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   20 Temmuz 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ekonomik büyüme, milli gelir düzeyindeki ve birey başına düşen milli gelirdeki artışı anlatır. Ekonomik kalkınma ise, çok daha yapısal bir sonuçtur. Kalkınma ekonomik, toplumsal, çevresel, özellikle bireysel gelişmeye ilişkin kapsamlı bir göstergedir.

Bir başka deyişle, ekonomik büyüme ülke ekonomisi gelişiminin niceliksek boyutu, kalkınma ise gelişimin niteliksel boyutu ile ilişkilidir. İşte bunun içindir ki, kalkınma, bizim gibi gelişmekte olan ülkeler için çok daha önemlidir.

Ekonomimiz büyüdü diye illa ki kalkındık ve yaşam kalitemizde gelişim sağlandı demek değildir. Ekonomik büyümemizi, eğitim düzeyinin yükselme, kültürel etkinliklerin ve buna katılan bireylerin artışı, kültür ve tabiat varlıklarının korunması gibi niteliksel göstergeleri katarak değerlendirmeliyiz.

Gelişmedeki anlayış sırf parasal değil insan yaşamı koşullarının iyileştirilmesiyle ilgili olmalıdır. Bunun için uzun dönemde çıkarları dikkate alan, birey odaklı, çevre dengeleri ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirlik boyutu olan, bir kalkınma anlayışı oluşturulmalıdır. Bu da öncelikle büyümeyi kalkınmanın bir alt bileşeni olarak, kalkınmayı da yaşam kalitesi kavramı ışığında çok boyutlu olarak ele almakla başlar.

Tabi ki ekonomik büyüme de önemlidir ve gereklidir. Zira ekonomik büyüme olmazsa kalkınma mümkün olmaz. Fakat yukarıda da açıklamaya çalıştığım gibi büyümeye kalite katan unsur kalkınmadır. Ancak bireylerin yaşam standartlarının gelişmesi ve refahlarının artması sayesinde kalkınmış oluruz.

KKTC ekonomisi son 5-6 yılda gerçek anlamda kayda değer ölçüde büyümüş ve kişi başına düşen gelir 6 bin Amerikan dolarından 12 bin Amerikan dolarına yükselmiştir. Ekonomimiz büyüyor ama ekonomik, sosyal, çevresel ve bireysel kalkınmada arzulananı bir türlü yakalayamıyoruz. Bu da bireylerin yaşam kalitesini artırmanın sırf ceplerine daha fazla para girmesiyle olmayacağını göstermektedir.

Dünya Bankasının kalkınma ölçütleri arasında, kişi başına düşen hastane yatağı sayısından tutun da, ülkedeki eğitim düzeyine, çevresel zenginliklerin korunması ve geliştirilmesi gibi pek çok göstergeler yer almaktadır.

Aslında bizlerinde bu kalkınma göstergelerini iyi değerlendirerek sadece büyüme rakamlarını ön planda tutarak, ekonomik gelişim sağlamışız gibi göstermemiz yanlış olacaktır. Sonuçta hedef refahın artması, bireylerin yaşam standartlarının yükseltilmesi ise, bunları açıklayan göstergeler üzerinde yoğunlaşmamız gerekmektedir. Bu göstergelerin bazıları fazla araştırma gerektirse de, belli göstergeleri etrafımıza bakarak da görebilir, kalkınıp kalkınmadığımızı değerlendirebiliriz.

Örneğin, bu yaz sıcağında serinlemek için gittiğimiz sahilleri, piknik yaptığımız alanları gezerek, hava almaya çıktığımız parklara ve yürüyüş yaptığımız kaldırımlara bakarak belli sonuçlara varabiliriz. Bunun yanında dağ-tepe demeden yol ve konut yapımında kullanmak üzere yonttuğumuz güzelim dağlara bakıp çevresel sorumluluk notumuzun ne olduğunu belirleyebiliriz.

Bireyin gelişimi için en temel ihtiyaçlardan olan ve anayasal hak olarak tanınan eğitime (öğrenim) baktığımızda; Dünya Bankasının hazırladığı rapora göre 8 yıllık mecburi eğitim döneminde bir Kıbrıslı Türk öğrencinin aldığı toplam eğitim süresinin, AB ülkelerindeki öğrencilere göre toplamda 2,5 öğretim yılı daha az olduğunu, görmekteyiz. Bu eğitim zaman açığı milli gelirimiz 10 bin dolarları aşmasına rağmen azalma yönünde bir gelişme göstermemiştir. Çocuklarımızın okullarda aldığı eğitim süresinde bir gelişme olmamıştır.

Son beş yılda ekonomimiz neredeyse %50 büyüme göstermiştir. Ama bu ekonomik gelişim bizlerin daha fazla araba, klima ve diğer ürünleri satın almamıza imkân sağladıysa da, okullardaki eğitim süresi açığını kapatmadı, enerjiye olan talep artışını karşılayamadı, çevre bilincini geliştirmedi, çöpünü arabanın penceresinden atmamayı öğretmedi, toplumsal yaşamın unsurlarına karşı sorumlu ve saygılı olmayı günlük yaşamımızın bir parçası haline getirmedi.

Keşke kişi başına düşen gelirimiz niceliksel olarak bu kadar artma yerine niteliksel olarak yarısı kadar artmış olsa da, kalkınmış olsaydık.

Hiç kuşkusuz ekonomik kalkınmanın temelinde planlama kavramı yatar. Makroekonomik planlamanın zamanı geldi de geçti bile. Gelin çok geç kalmadan ekonomik vizyon, bunun için stratejiler, bütçe ve takvim belirleyelim. Bunun çıkış yolu budur. Hoş, bizler de 1960'ların Türkiye'sinde ortaya atılan "Plan değil pilav istiyoruz" demagojisi güdersek, işimiz çorba olur.

Gelecek yazımda pilavın değil makroekonomik planlamanın tarifini yapmaya çalışacağım.

   1418 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
05 Eylül 2008, Cuma   Ekonomik taçlandırma ortaklığı kalıcı kılar
29 Ağustos 2008, Cuma   KKTC ÜNİVERSİTELERİ İMAJI
24 Ağustos 2008, Pazar   ENFLASYONA DEĞİL PAHALILIĞA BAK!
16 Ağustos 2008, Cumartesi   EKONOMİDE HAYAL DÜNYASI
08 Ağustos 2008, Cuma   Kıbrıs görüşmelerinde ekonomik prensipler
11 Nisan 2008, Cuma   LOKMACI: KALİTELİ HİZMET VE UYGUN FİYAT
04 Nisan 2008, Cuma   YAGA ile ekonomik vizyon
28 Mart 2008, Cuma   MERKEZ BANKASI GÜVEN VERİYOR
21 Mart 2008, Cuma   KÜRESEL FİNANSAL KRİZ DERİNLEŞİRKEN
14 Mart 2008, Cuma   Teşhis yok reçete yok



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.2122 1.2207
1 STERLİN 2.1588 2.1749
1 EURO 1.7582 1.7706



YAZARLAR : .

Başaran Düzgün

KIBRIS TV VE YENİ DÖNEM

Ali Baturay

HÜKÜMET, EŞEL-MOBİLLE OYNAYARAK KENDİ KUYU...

Hasan Hastürer

Narenciyenin kıymetini bilmedik, bilemedik...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(39)...

Akay Cemal

"Bir plastik sandalyeyi bile çok gördü...

Ahmet Tolgay

LAFORİZMALAR

Bilbay Eminoğlu

Hükümete bir anımsatma: Petrol fiyatları t...

Hüseyin EKMEKÇİ

Doktorun değeri...

Dilek ÇETEREİSİ

"2 tel saçım da çıktı"

Aysu Basri

DİN DERSLERİ

Dr. Umut Altunç

Ateşli Çocuğa Nasıl Yaklaşmalı?

Uzm. Mine Çağlar

Akciğer kanseri

Türem Delikurt

Tüp Bebek Yöntemi: 30 yıllık bir geçmiş ve...

Dr. İsmail KEMAL

Müzakereler başlarken

Emin AKKOR

Zayıf halka bulunup, çekiliyor

Oğuz Metiner

Ramazan'a girerken

Psikolog Ayla Kahraman

OKUL

Naile SOYEL (GIDA MÜHENDİSİ)

Aflatoksinden korkmalı mıyız?

Mehmet RATİP

Robert Walser'i okumamanın ızdırabı

Dr. Orhan Aydeniz

Dünya Barış Günü

Harid Fedai

(Geçen haftanın devamı)





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital