|
1 Ocak 2008 ile birlikte Güney Kıbrıs ve Malta, diğer 13 Avrupa Birliği üyesinin de bulunduğu Euro bölgesine dâhil olacaklar ve Euro'yu kanuni paraları olarak kullanmaya başlayacaklar.
2004 Mayısında AB üyesi olan Güney Kıbrıs ve Malta, 3-4 yıl gibi kısa bir sürede fiyat istikrarını, güçlü kamu maliyesini, istikrarlı para birimini ve düşük oranlı faize sahip olma kriterlerini ki bunlar Maastricht (Convergence) kriterleri olarak anılır, yerine getirerek büyük bir başarı gösterdiler ve Euro'yu yasal paraları olarak kullanmaya hak kazandılar.
Bu da bazılarımızın Rum parası, bazılarımızın da Kıbrıs Lirası diye isimlendirdiği paranın 1 Ocak 2008'den itibaren tedavülden kalkması anlamına gelmektedir. 1960 ortak Cumhuriyetiyle birlikte ulusal para olarak piyasaya sürülen ve üzerinde Türkçe, Rumca ve İngilizce yazan Kıbrıs lirası artık (bize sorulmadan!) tarihe karışacaktır.
Avrupa Merkez Bankası'na göre, Güney Kıbrıs 1 Eylül 2007'den itibaren raflardaki ürün fiyatlarını hem Kıbrıs Lirası hem de Euro cinsinden göstermeye başlamıştır ve bu uygulama zorunlu olarak 30 Eylül 2008'e kadar devam edecektir.
Yeni yılla birlikte bütün Kıbrıs lirası cinsindeki banka hesapları otomatik olarak, hiçbir bedel alınmadan Euro'ya çevrilecek ve bu tarihten itibaren yapılacak bütün elektronik ödemeler, Euro ile yapılacaktır. Kıbrıs Lirası ve Euro'nun eş zamanlı olarak piyasada kullanımı 1 Ocak - 31 Ocak 2008 tarihleri arasında olacak. Yani Kıbrıs lirasıyla alışveriş ve diğer işlemler 31 Ocak 2008 tarihinde sona erecektir.
Avrupa Birliği Merkez Bankası kaynaklarına göre, 31 Ocak 2008'den sonra ellerinde Kıbrıs Lirası kalanların Güney'deki ticari banka ve kooperatiflere başvurarak Kıbrıs liralarını sabitlenen kurdan (1 ? = 0.5852 KL) Euro'ya 30 Haziran 2008'e kadar değiştirebileceklerdir. Bu tarihten sonra Güney Kıbrıs Merkez Bankası'na başvurmaları halinde ise madeni paralarını 2009 sonuna, kâğıt paralarını ise 2017'ye kadar Euro'ya değiştirebileceklerdir.
Euro bölgesine dâhil olacak olan Güney Kıbrıs, en önemli makroekonomik araçlarından biri olan para politikası egemenliğini tamamen Avrupa Merkez Bankası'na devretmiş olacaktır. Banknotların basımı ve arzı tamamen Avrupa Merkez Bankası tarafından yürütülürken, madeni paralar yerel merkez bankaları sorumluluğunda olacak. Bu da Güney Kıbrıs'a daha önce Kıbrıs Lirasında kullandığı sembolleri, Euro madeni paralar üzerinde de kullanmasını sağlayacaktır.
Avrupa Birliği Merkez Bankası yayınlarına göre Güney Kıbrıs'ta piyasaya sürülecek madeni paralarda Kıbrıs'ın meşhur muflonu, Girne Kalesi'nde bulunan batık gemi ve hac şeklinde milattan önce 3000 yılına dayanan idol (mini put) karakterleri kullanılacaktır.
Yine madeni paraların ayni yüzünde Rumca ve Türkçe "Kıbrıs" yazılacaktır.
Kâğıt paralar bütün Euro kullanan ülkelerde olduğu gibi olacak ve üzerlerinde Latince ile birlikte Yunanca, "EURO" yazacaktır. Avrupa Merkez Bankası tedavüle sürdüğü banknotların üzerindeki sembol ve karakterlerle AB anlayışını sergilemeye çalışmıştır. Banknotlardaki kapı ve pencere resimleri ile AB açıklığını ve işbirliği ruhunu sembolize etmeye çalışırken, arkasında bulunan köprü çizimleri ve resimleriyle de Avrupa ülkelerinin kendi aralarında ve dünya ile olan yakın işbirliğini ve etkin iletişimini anlatmaya çalışmaktadır. Bunları bir Kıbrıslı Türk olarak düşündüğümde, bu anlayışın bizler için pek de uygulanmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Geçen hafta Avrupa Merkez Bankası'nda düzenlenen bir seminerler dizisine katılma fırsatım oldu. Bu toplantıların birinde Avrupa Birliği Merkez Bankası başkanı Jean-Claude Trichet'e Kuzey Kıbrıs'ın Euro'ya geçişi konusuyla ilgili bir soru sordum (aslında cevabın ne olacağını büyük ölçüde kestirdiğim bir soru idi). Sorum, Kuzey Kıbrıs'ta Euro'ya geçişin ekonomik açıdan AB'ye yakınlaşmasına ve uyum sağlamasına; Euro'ya geçiş ile Kıbrıslı Türklerin Avrupalı olduklarını daha iyi hissedeceği; ve en önemlisi Euro kullanımının Kıbrıs'taki siyasi soruna çözüm bulma bağlamında katkı koyup koyamayacağı ile ilgili idi. Başkan cevap olarak adada siyasi sorunun devam ettiği sürece kendilerinin herhangi bir şey yapamayacaklarını söyledi. Bu konuda ancak Komisyonun talebiyle çalışma yapabileceklerini belirtti. Bunun üzerine Başkan Trichet'e, eğer Kıbrıslı Türkler, Kosova ve Karadağ örneklerindeki gibi tek-yanlı (unileteral) olarak Euro'ya geçme iradesini ortaya koyarlarsa bunu nasıl karşılayacaklarını sordum. Kendileri dışındaki bir davranışa pek sıcak bakmayacaklarını ancak böyle bir irade oluşmuş ise, buna da engel olamayacaklarını belirttiler.
Başkan Trichet'in üzerinde önemle durduğu husus, Euro'ya geçmekten fazla, herhangi bir ekonominin belirlenen Maastricht kriterlerini yerine getirmeyi başarmasıdır. Fiyatlarda istikrar, güçlü kamu maliyesi ve diğer kriterleri yerine getirmektir. İşte bizlerinde aslında yapması gereken bu değil midir? Her ne kadar siyasi sorun olsa da, var olan kriterleri esas alarak, bu hedeflere ulaşmak için çalışmalıyız. Hoş, eğer bu hedeflere Euro'yu kullanarak daha kolay ulaşacağımıza inanıyorsak, o zaman da siyasi irademizi ortaya koymamız gerekir düşüncesindeyim.
Bu yazımda daha fazla Kuzey Kıbrıs'ı yakından ilgilendiren Güney Kıbrıs'ın Euro'ya geçişi ile ilgili belli bilgiler aktarmaya çalıştım. Eminim ki KKTC Merkez Bankası, Kıbrıslı Türklerin gerek alışverişte kullandığı gerekse mevduat olarak biriktirdiği Kıbrıs liralarını ne yapacağı konusunda halkı daha detaylı bilgilendirme yöntemlerine başvuracaktır. Bir iktisatçı olarak benim için Euro'ya geçişin ekonomik etkileri ve yansımaları daha önemlidir. Bu konuyu da sonraki yazılarımda irdelemeye çalışacağım.
|