|
Geçenlerde bir arkadaşım, bu memlekette hiç mi iyi şeyler olmuyor, onları niye yazmıyorsunuz diye yakındı. Yazılarımı bir gözden geçirdim. Haklı!. Epeydir bu köşeden ekonomi ile ilgili iç açıcı, olumlu pek bir şey yazamadım. Fakat yapacak fazla da bir şey yok. Zira durum bu... Aslında benim bütün yapmaya çalıştığım durum tespiti yapmak. Bunun ötesinde yazdığım yazılarda durum tespiti yanında mutlaka önerilerimi de kendi çapımda ortaya koyarak çıkış yollarını yapıcı bir yaklaşımla zorlamaya çalışıyorum.
Aynı şikâyeti bir süredir eşimden de alıyorum. Özel sektörde iş yapan biri olarak, zaten işler iyi gitmiyor, bir de sizler iç karartıcı yazılarla bizleri daha da bunaltıyorsunuz, diyerek şikâyet etmişti. Bir de üstüne, önerilerde bulunuyorsunuz da ne oluyor? Sizleri dinleyen mi var diye, hafiften dalga da geçmişti!
Ne söyleseler haklılar. Yalnız ben de haklıyım, zira ekonomi ile ilgili gerçekten olumlu bir gelişme yok. Sizin bildiğiniz varsa bana da bildirin ben de bu konu ile ilgili yazayım. Geçenlerde yazdım, sosyal sigorta yatırımlarında gerileme var. İthalatı inceliyorum, ayırt edebildiğim ana kalemlerde önemli düşüşler var. Devletin uyguladığı vergi, harç ve diğer kamu hizmetleri ücretlerine bakıyorum, artışlar cep yakıyor.
Özel sektör o kadar bunalmış ki bazı odalar sivil itaatsizliğe başvurmuş. Grevlerden tutunda işten çıkarılmalara kadar... Hele son Lefkoşa Türk Belediyesi'nin (LTB) 170 kişiyi işten çıkarılacağı ile ilgili basına yansıyan haber tam bir rezalet. LTB Başkanın BRT'ye yaptığı açıklamada, kendisinin yönetime geldikten sonra 900 civarında yeni istihdam yaptığını ancak Sayıştay'ın talebi üzerine bunu 730'a çekmesinin gerektiğini bunun için işten çıkartmaya gitmek zorunda kaldığını belirtti. 900 yeni istihdam.... Dile kolay...KKTC emek piyasasının % 1'i kadar yeni istihdam. Kamu sektöründe çalışanların % 5'i kadar ek istihdam. Ne diyebilirim ki? Vergi mükelleflerinin gözü aydın!... Kamuya ek istihdam yapılınca en azında verilen hizmetlerde bir iyileşme beklerken onda da bir gelişme yok. Geçen hafta yazdım. Bütün göstergeler yaşam kalitemizin artmadığını göstermektedir.
Ekonomik sorunlar başka ekonomilerde yaşanmıyor mu? Tabi ki yaşanıyor... Hele geçen senenin yazından bu yana dünyanın en gelişmiş ekonomilerinden olan ABD'deki konut kredilendirmesinden kaynaklanan krizden dolayı Asya'dan Avrupa'ya kadar çoğu ekonomilerde çanlar çalıyor. "Ekonomist" dergisi son baskısında duru kapağına bir hortum koyarak bundan sonra bu hortumun kimleri içerisine alıp batıracağını sorarak durumu anlatmaya çalışıyor.
Fakat oralarda bir fark var. Sorunu aşmak için ekonominin bütün araçları seferber edilmiş durumda. Ekonominin gidişatı ile ilgili piyasa müthiş bir şekilde bilgilendiriliyor. Ne yapılacağı ve yapılması gerektiği konularında açıklamalarda bulunuluyor. Taktikçiler ile stratejistiler cesur fikirleriyle çözümler öneriyorlar. Anketlerle piyasa aktörlerinin beklentileri ölçülerek değişik politikalarla önlemler alınıyor. ABD'sinden Britanya'sına olumsuz etkileneceklerin mağduriyetini gidermek için ek bütçe ve gevşetici maliye politikalarıyla soruna müdahale etmeye çalışıyorlar.
Her ne kadar da bu küreselleşen krizin ne derece derinleşeceğini kestiremeseler de alınan ve alınması planlanan önlemlerle tüketicinin ve yatırımcıların beklentileri olumluya çevrilmeye çalışılıyor. Değişik kaynaklardan okuduğum kadarıyla, ABD hale hazırda gelecek ile ilgili ekonomik büyümesinde iyileşme başlamış bile...Hal böyle olunca, ekonomik aktörler geleceklerini görebildikleri için şimdiden karar verebiliyor. Daha da önemlisi o iyi günler için şimdilerde bedel ödemeye hazırlar.
Bizdeki sorun da bu. Biz geleceğimizi göremiyoruz. İcraattakiler gelecek ile ilgili hane halkının, yatırımcının beklentilerini olumluya çevirecek herhangi bir icraatta bulunmuyor. Ekonominin değişik sektörlerinden gelen önerileri harmanlayıp kendi erkini de ortaya koyarak gelecekle ilgili politika üretmiyor.
Bu halk artık gelecek ili ilgili bir şeyler bekliyor. İcraattakilerin ekonomik politikalarını, gelecek ile ilgili ne düşündüklerini belirtmeleri gerekir. Yaşanan bu sorunları nasıl, hangi kaynakları kullanarak, ne gibi reform ve yasal düzenlemelerle aşacaklarını ortaya koymaları gerekmektedir. Eğer vatandaştan gerek iç gerekse dış kaynaklı sorunlardan dolayı bir bedel ödenmesi isteniyorsa, bunun için gelecekle ilgili ekonomik politikanın ortaya konulması gerekir. Aksi takdirde vatandaş geleceğini bilmediği, göremediği bir konumda bedel ödemekten kaçınacaktır.
Gelecek yazımda olumlu, pozitif konular yazabilmek ümidiyle herkesin bayramını şimdiden kutlarım. Bayramdan sonra görüşmek dileğiyle...
|