Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
Talat'a yoğun ilgi
"İddialar yalan"
A Takımı liderliğe devam dedi
Dostluk çağrısı
Batı grubunda büyük çekişme
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Esentepe İskele'den lider döndü: 2-3

YORUMLANANLAR
Avcı: ÖRP, kilit parti olacak [1]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [6]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
Rum yönetimi hesap vermeli [3]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]



ÖZGÜR RUHLARIN TUTKULU DANSI

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Ağustos 2007, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bülbülyuvasının şakıyan kuşları birdenbire susunca, ilişkinin ışığının söndüğü düşünülür. Işık söndüğünde ya da söndüğü zannedildiğinde ilişkiyi bitirmeme gerekçeleri hazırdır: "Aşk bitti. Zaten bitecekti. Sürdüğü görülmüş mü ki! Ama bak, elimizde kocaman bir sevgi var. Hadi ona sarılalım." Öyle ya, günümüzün sevdaları oldukça sabıkalı bu konuda. Bir taraftan, ebedi aşkın ve tutkunun masallarda kaldığına inanırız; öte taraftan dondurma reklâmında bile bunları satmaya çalışırız. Bu da yetmezmiş gibi, kadın ve erkeğin gerçek hayatta oynadığı dansın büyüsünden nasibimizi almak isteriz.

Çok uzun ve keyifli bir dans olmasını umut ederek başlarız dansa. Bu umudu gerçekleştirmek için, canla başla çabalamaya da hazırızdır aslında. İşte ilişkinin rotasını tayin eden de budur: "Çaba gösterirsem, kaybetmem."

Bu çabalama sürecinin içeriği, ilişkinin geleceğini de belirler. Kendi istek, arzu ve beklentilerini tanımlamada yetersiz olan kişi, kendini ancak eşinin tepkileri ile tanımlayacak; bu durumda kendi istediği ve hissettiği davranışı geliştiremeyecektir. Duygusal tepkilere olanak veren bu durumda kişi, hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını düşünmeye başlayacaktır. Ne yaparsa yapsın, sihri tekrar yakalayamayacağı inancına kapılacaktır. Coşku ve tutku yoksunluğunu sevgisizliğe yoracaktır. Oysaki cevabı sevgisizlikte aramak; doğru bir çaba değildir. Buradaki doğru adım, ilişkinizde üstlendiğiniz rolleri gözden geçirmenizdir. İlişkinizde "o istediği için" yaptığınız davranışlarınız var mı? Lütfen bir gözden geçirin. Sevdiğiniz kişiye, eşinize kendinizi, istek ve arzularınızı baskı altında tutmadan yansıtabildiniz mi? Yoksa onun beklediği gibi davranırken bir yerlerde kendinizi unutmuş olabilir misiniz? Onun alınmaması, yanlış anlamaması için arzu ve isteklerinizi bastırdınız mı? "Benim hakkımda ne düşünür? Böyle davranırsam, yanlış anlar mı? Nasıl tepki verir?" tarzında düşünceleriniz oldu mu?

Bu düşüncelerin yarattığı gerilim çiftlerin birbirlerine endişe ve korku ile yaklaşmalarına neden olur. Kendi benliklerinin isteklerine kulak tıkayıp, sıradan davranış modelleri geliştirmeyi emniyetli bulurlar. Kaygı ve endişe giderek arttığından, son perdede birbirlerini suçlamaya ve karşılıklı can yakmaya başlarlar.

Bunun yerine, çiftlerin kaygı ve gerilimin üstüne gitmeleri ilişkiye olumlu katkı olarak döner. Çözülen çatışmalar çiftlerin ilişkisine şekil verir, duyguları taze tutar. İlişkisinin gerilimi ile yüzleşen kişinin kendine sorduğu sorulara bir bakalım:

"Neden gerildim? Ondan veremeyeceği kadar çok şey mi istedim? Onun beklediklerini verebilecek kapasitede olmadığımı düşündüğüm için mi öfkeliyim? Ve neden öfkemi ona yöneltmek için büyük bir arzu duyuyorum?"

"Onu sevdiğim zamanlar çok gerilerde kalmış gibi. Onu özlemiyorum. Sinirlenmem için varlığı yetiyor. Bu duygum gerçek mi? Yoksa sadece mutsuzluğumun tepkisi mi?"

"Beni terk edecek, biliyorum. Bağırıp çağıran bir sevgiliyi kim ister ki?"

"Hep onun istediklerini yapmaya çalıştım. Ne oldu?"

Bunlar değerli sorulardır ve üstüne gitmek gerekir. Kaygı ve gerginliğe rağmen ve ilişkideki duraklamaları göze alarak. İlişkideki gerilim; bireylerin gelişmesinde, kendilerini ve isteklerini tanımalarını sağlayan geliştirici dönemeçler olarak algılanmalıdır. Bir çift olmak, başka biriyle bütünleşmek; kendi benliğimizi kaybetmek demek değildir. Aksine, uzun süreli ilişkilerin en güçlü dostu, gelişmiş benlik algısıdır. Güçlü benlik algısına sahip kişiler, kendilerine değer verdiklerinden, duygularının dışavurumunda başarılıdırlar. İlişkinin, önüne çıkan engellerden güç alarak gelişmesine olanak verirler. Onlar da gerilim ve endişeler yaşarlar; ama her zaman kendilerini ve isteklerini ifade etmeyi bilirler. Başkalarından farklı taraflarını, duygu, düşünce, arzularını dile getirme ve kendi seçimleri olan davranışa dönüştürme becerisine sahiptirler.

Çiftlerin, bireysel olarak elde ettikleri benlik gelişimi, onların bağımsız kişilikler olarak birbirleri ile bütünleşmelerini sağlar. Bu bütünleşmenin içindeki aşk, sevgi, tutku, içtenlik gibi güzellikler, danslarının adımlarını oluşturur.

Kendilerini açığa vurmaktan korkmayan kendilerini keşfetmeyi ve ifade etmeyi başaran kişilerin dansı, özgür ruhların dansıdır. Esen Kalın sevgili dostlar.

   1549 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Ocak 2009, Cuma   Bir şans daha
27 Aralık 2008, Cumartesi   BEKLENTİLERİMİZ VE "ONLAR"
12 Aralık 2008, Cuma   "Çift" olmayı başarmak
07 Aralık 2008, Pazar   GÖRÜNÜR OLALIM
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5107 1.5214
1 STERLİN 2.2554 2.2722
1 EURO 2.0571 2.0715



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital