|
Çocuklar; hasta olmanın sıkıntılarının yanında çok ödülleri de olduğunu çabuk fark ederler. Hastalanan çocuk, anne babasından daha çok ilgi ve bakım görmeye başlar. Öğretmenin verdiği ödevi yapmayabilir, o gün okula gitmeyip bir sınavdan kurtulabilir, odasını dağınık bırakabilir ve istediği kadar televizyon izleyip bilgisayar oynayabilir. Hasta çocuğa karşı herkes daha sempatik ve hoşgörülü davranmak eğilimindedir. Bu çekici bir noktadır ve hasta olmakla edinilen davranışın geleceğe taşınma olasılığı vardır.
Bununla birlikte, anne baba çocuğun ihtiyaç duyduğu özel ilgiyi, aşırı ya da yetersiz ölçüde verirse veya gönülsüz, tutarsız ya da kızgınlık duyguları ile "görevini" yerine getirirse hasta çocuğun huysuzluğu ve aileye verdiği zahmet artar.
Anne babanın hastalanan çocuklarına yönelik olarak öncelikle tutarlı ve dengeli davranışsal tutum geliştirmeleri gerekir. Çocuk, sevecen ve ilgili bir anne baba ile hastalık sürecini geçirmelidir. İhtiyaç duyduğu ilgi ve bakım, tam olarak verilmelidir. Çocuk, hastalığından dolayı ebeveyni endişeli görürse korkar. İlgisiz ve baştan savma davrandıklarında ise, anne babaya güven duyamaz. Her iki durum da çocukta gerilim ve kaygıya neden olur. Bu da çocuğun davranışlarına "huysuzluk, mızmızlık" olarak yansır.
İhmal edilen çocuk, terk edilme korkularını sıklıkla yaşamaya aday çocuktur. Bu korkuyu ileriki yıllara da taşıyabilir.
Çocuğa dengeli bir yaklaşımla gereken bakım ve ilgi verilmelidir. Hastalığın şiddet ve önemine bağlı olarak davranışsal tutum geliştirilmelidir. Gribal bir enfeksiyon gibi daha gündelik sağlık sorunları ile doğuştan gelen veya sonradan kazanılan, belki de çocuğun herhangi bir organının işleyişini ya da gündelik hayatını akranları gibi devam ettirmesini engelleyen geçici yada kalıcı sağlık sorunlarına yaklaşımımız benzerse, çocuk bunu ayırt etmede zorlanır. Bunun yanında, bazı hastalıklar, geçici olma özelliği taşırken; bazıları ömür boyunca çocukla birlikte yaşayacak rahatsızlıklardır. Sizin hastalığa yönelik algınız çocuk için öğreticidir. Sizi ilgisiz, ilgili ya da aşırı tepkili veya umursamaz olarak geleceğe taşımasına ve sizden bunları öğrenmesine neden olabilir.
Hastalık; çocuğun bedensel ve psikolojik uyumunu bozan bir durumdur. Ana baba ve çocuk arasındaki ilişki, aile uyumu, ailenin hastalığa bakışı gibi faktörler; çocuğun yeni duruma uyumunu etkiler. Evin içinde baş gösteren stres, kaygı ve gerilim aile bireylerinin birbirleri ile ilişkisini bozabilir. Bütün ilgi ve dikkatin hasta çocuğa yöneldiği durumlarda; sağlıklı çocuğun aile desteğinden yoksun kalması mümkün olabilir. Aile üyeleri, hasta çocuğa odaklanarak, yaşamın doğal akışını görmezden gelebilirler. Birbirleri ile ilgilenmeyebilirler ve ihtiyaçlarını göremeyebilirler. Uzun bir hastalık sürecinin ardından, aile bireylerinin dağıldığı, boşanma ve geçimsizliğin arttığı durumların yaşanması ne yazık, sürpriz değildir.
Çocuğa yaşının gerektirdiği ölçüde, hastalığı ile ilgili doğru bilgi verilmelidir. Ne abartma yapılmalı ne de çocuktan önemli bilgiler saklanmalıdır. En önemlisi, her şey yolundaymış gibi rol yapılmamalı ve yalan söylenmemelidir. Aile; hastalık karşısında mümkün olan en doğal koşulları muhafaza etmelidir. Hastalık odaklı bir evde, ilişkilerin doğal seyrinin çok çabuk bozulacağı ve aile bireyleri arasındaki uyumun bundan olumsuz etkileneceği unutulmamalıdır. Tedavi sürecinde karşılaşabileceği güçlüklere sadece hasta çocuk değil; aile üyelerinin tamamı hazırlanmalıdır. Yaşanılan hastalığın tipinin, sürekliliğinin ve yaşamı tehdit etme gücünün; sadece çocuğun davranış ve duygularını etkilemekle kalmayacağı; aile üyelerini de etkileyebileceği unutulmamalı ve hastalığa rağmen yaşamı olumluya yönlendirecek gücü ana babanın taşıdığı unutulmamalıdır.
|