|
Hangi nedene dayandırılırsa dayandırılsın; uygulayanın şahsına münhasır bir yanlış olan şiddet, yöneldiği odağı ve onun sınırları içindeki her düşüneni ve duyumsayanı etkisi altına alan bir tecavüzdür.
Belli bir formu olmayan bu çılgınlıkta, yumruklar, bıçaklar ya da tek bir bakış, söz amaca yönelik hareketi başlatır. Uygulayıcısı, bazen göstermelik bir hedef seçip asıl hedefi saptırabilir de. Yıkmak ya da kurban yapmak istediği kişinin önem verdiği bir canlıyı ya da eşyayı korkutucu gücünün aracı yapabilir. Yıldırmak, boyun eğdirmek amacı taşıyan bu eylemde şiddetin derecesi giderek artma özelliği gösterir. Ağır fiziksel ve psikolojik yaralanmalar ya da hastanede uzun süreli tedaviye ihtiyaç duyma, saldırganı durdurmaz. Kurbana yönelik "efendilik" gösterisinde, onu seven ve korumaya çalışan kişilerden tecrit ederek yoluna devam etmek için cesaret bulur. Ağır başlı yakınlar, boşuna bir çaba ile arabulmaya çalışırlar. Oysaki şiddetin iki başı yoktur; şiddet görenin eylemdeki payı aranmaz.
Fiziksel, psikolojik, sözlü, duygusal, cinsel gibi çok çeşitli adlar verilir şiddete. Adları ve farkları ne olursa olsun; sonucunda kurban eden bir eylem bu. Kurban edilme sürecindeki psikososyal değişimleri "şiddetin travmatik sonuçları" olarak açıklasak da, şiddet; insan olmanın ayrıcalığı ile ihtiyaç duyulan güzellikleri sinsice yok eden bir girişimdir. Kurban olmanın gerçekleştiği noktada ise, kişiyi "geri dönüştürülemez" bir biçimde değişime uğratan bir yok ediş.
Tek odağa, tek kişiye yönelik bir eylem gibi görünse de; suya atılan taşın oluşturduğu halkalar gibi etkiler dünyamızı. Şiddetin yaşama şansı bulduğu ailedeki bütün bireyler bundan etkilenir. Aile, huzurun ve diğer duygusal doyumların elde edildiği bir yuva olma özelliğini kaybeder. Şiddet odaklı bir insan topluluğu haline gelir ve aile bireyleri arasındaki doğal ilişki kalıpları bozulur. Anne- çocuk, baba -çocuk, anne-baba, karı-koca, çocuk- çocuk ilişkilerinde onarılmaz zedelenmeler oluşur. Her bir aile üyesi, bu zedelenmeden payına düşeni alır ve geleceğe taşır. Kimliklerinde, geleceğe taşıyacakları kendilerine özgü yaraları ile yaşam yolunda yürümeye başlarlar. Her tökezleme, geçmişteki bu yaşantı ile bağdaştırılır. Ağzına artık bir damla alkol bulaştırmadığı halde, ömür boyu alkolik damgasını taşımak zorunda olan insanlar gibi; onlar da "şiddet odaklı ailede yetişmiş çocuklar" damgasını omuzlarında, akıllarında ve yüreklerinde taşımaya devam ederler.
|