Kibris Gazetesi
ARŞIV


EN ÇOK OKUNANLAR
Tam bir skandal
2009'da da olmaz
Türkiye kaynıyor
Talat'a yoğun ilgi
Gönyeli ile Lefke zirveye ortak
Batı grubunda büyük çekişme
"Theofanion Yortusu" ayinine Hristofyas da katıldı
Yıldız bayanlarda yarı final heyecanı

YORUMLANANLAR
Bufavento'ya hayat öpücüğü [1]
Yasayı nasıl deldiler? [1]
Maaşlar yargıda! [2]
Denktaş: DP, seçimden birinci parti çıkacak [2]
3 milyon dolar için İpsaro'yu yok ediyorlar [2]
Tarih isyan ediyor [1]
Kim çözecek? [1]
Eroğlu, seçim startını Karpaz'dan verdi [3]
Aralık ayı hayat pahalılığı oranı yüzde -1.6 [2]
19 Nisan'da seçim var [11]
Tüp gaz krizi [5]
Erken seçime varız ! [2]
5 yılda, 1 milyon 280 bin keklik üretilecek [5]
Kocasoy: Yasada tadilat yapılmalı [2]
Diplomatik girişimler sonuç vermedi [1]
19 milyon kez geçiş [4]
Çözüm olursa yüzlerce genç adaya dönecek [17]
İsrail'den Mağusa Limanı'na yatırım talebi [10]



SEVGİ

Psikolog Ayla Kahraman

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   7 Mart 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Günümüzde kadın ve erkeğin birbirinden bekledikleri değişti. Dünyanın insana yönelik yabancılığı arttıkça, sevdiğimizden daha fazla bağlılık, romantik ve ölümsüz aşk beklemeye başladık. Kendimizi bir yerlere ait ve güvende hissetmemiz için; elimizdeki hiçbir şey yeterli değil. Sevilmek, sadakat görmek, birilerinin gözünde "en güzel, en iyi, en değerli" olmak ihtiyacı içindeyiz. Elimize geçtiğini düşündüğümüz mutlulukları daim hale getirmek için de akla gelmez yollara başvuruyoruz. Küçücük bir hayal kırıklığı ya da beklenmedik bir engel ise, yüreğimizde acı bir çığlığa neden olabiliyor.

Sevgiye yüklenilen anlam da değişti artık. Kendimizi olduğumuz gibi yansıtma cesareti bulduğumuz kişileri sevmek istiyoruz. En güzeli, en yakışıklıyı yada zengini değil. Aklımızın dibini korkmadan açıkladığımız ve kusurlarımızı bize ait zenginlikler olarak gören sevdalar yaşamak istiyoruz.

Sevgi her zaman, yürekteki, akıldaki ve dünyadaki yalnızlığın bittiği müjdesiyle gelir. Bu nedenle çok sıcak karşılanır ve başlara taç yapılır. İçerisinde söze dökülmemiş pek çok özlem barındırır. Bu özlemler; geleceğin müjdecisidirler aynı zamanda.

Kadın ve erkeğin birbirlerine yönelik elde ettikleri sevgi; başka sevgilerden farklıdır. Örneğin kadın ve erkeğin ana ya da baba olarak kazandıkları sevgi; cesurdur, sarsıntılara ve hayal kırıklığına dayanıklıdır. Hatta ölüme karşı bir zaferdir. Ana babanın sevgisi test edilmez, koşul taşımaz ve tek başına kalsa bile yaşamaya devam eder.

Kadın ve erkeğin sevgisi ise korunmaya muhtaçtır. Küçük bir çocuğun ana babadan beklediği gibi; kadın ve erkeğin paylaştıkları sevgi de birbirlerinden ilgi, güven, duygusal dışa vurum, kabul bekler. Böylelikle "sevilen" ve "seven" iki kişi doğayla kaynaşır ve yaşamla olan buluşmasına özel bir iz bırakır. Sevginin devamını sağlamak çok da kolay olmaz çiftler için. Çünkü kadın ve erkeğin sevgileri tek taraflı yaşama şansı bulmaz. Korunmaya ve beslenmeye her an ihtiyaç duyan bu çeşit sevgi; insanı değiştirme kuvvetini de elinde taşır. Severken değişiriz ve sevgi sadece sevdiğimize yönelik bir ilerleme değildir. Kendimize, çevremize yönelik bir gelişme oluşturur sevgi. Örneğin, kendimizi daha çok sevmeye başlarız. Diğer insanları daha net görürüz. Kadın ve erkeğin eşit sevgisi; özlenen barış umudunu da canlandırır. Kadın ve erkek sevgiyi büyütmeye başladıklarında kavgalar çekiciliklerini yitirmeye başlar.

Bunca özlemi ve gereksinimi bize armağan olarak sunan sevgi; yalana, dolana, yanlış anlaşılmaya acımasızlıkla cevap verir. Örneğin "bağlılık" ve "bağımlılık" böyle bir şeydir. Bağlılık sevginin doğal bir uzantısıdır. Bu bağa dayanarak, kendimizden sevdiğimize köprü kurarız. Bizden beklediklerini gönülden iletiriz. Bağımlılık ise her zaman bir yüktür ve bahanesi de sevgi olunca, ilişkinin çıkmazı çabuk gelir. Ya da güven, rahatlık ihtiyacını sevgi paketine sarmak; ciddi bir tehlikedir çiftler için. Sanıldığının aksine sevginin affediciliği yoktur. Çekip gittiği zaman, bütün köprüleri yıkarak gider.

Sevgi pek çok koşul ister yaşamak için. Çiftler arasında eşit ilişki düzeyi gibi. Kadının asırlardır süren varoluş savaşı; sevginin egemen olduğu ikili dünyada geçerli değildir. Belki de bundan, gelecekte barış ve eşitlik umudunun mimarı da kadın ve erkeğin sevgisi olacaktır.

   1098 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazılarını görüntüle
02 Ocak 2009, Cuma   Bir şans daha
27 Aralık 2008, Cumartesi   BEKLENTİLERİMİZ VE "ONLAR"
12 Aralık 2008, Cuma   "Çift" olmayı başarmak
07 Aralık 2008, Pazar   GÖRÜNÜR OLALIM
16 Kasım 2008, Pazar   EVLAT SEVGİSİ
14 Kasım 2008, Cuma   ÇOCUK VE CİNSEL EĞİTİM
14 Kasım 2008, Cuma   UYUŞTURUCUDAN KORKUYORUZ
14 Kasım 2008, Cuma   İŞİMİZ “İŞ” OLMAKTAN ÇIKARSA
14 Kasım 2008, Cuma   UYKU SORUNU YAŞAYAN ÇOCUKLAR
09 Kasım 2008, Pazar   AİLEDE BENCİLLİK



DÖVİZ KURLARI : .
DÖVİZ CINSI ALIŞ SATIŞ
1 DOLAR 1.5145 1.5252
1 STERLİN 2.2171 2.2336
1 EURO 2.0281 2.0424



YAZARLAR : .

Reşat Akar

İnanılır gibi değil

Ali Baturay

Gazze'deki dram

Hasan Hastürer

19 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı seçimi de...

Mustafa Doğrusöz

Kırmızı çizgili yıllar(53)...

Akay Cemal

Mecburiyetten...

Ahmet Tolgay

GAZZE CAYIR CAYIR...

Bilbay Eminoğlu

Kıb-Tek'e gittim ve "indirimleri&#...

Omaç BAŞAT

Haklıyız, gelecekten umutluyuz

Dilek ÇETEREİSİ

Meclisten Notlar (25/11/08)

Aysu Basri

ACI HER DİLDE HER DİNDE AYNI ACITIYORİ SEV...

Emin AKKOR

Kriz kıskacında 3 tehlike

Uzm. Mine Çağlar

Sağlık dolu bir yaşama yolculuk

Dr. İsmail KEMAL

Seçim aracı olarak savaş

Oğuz Metiner

"El kârda, gönül yarda"

Psikolog Ayla Kahraman

Bir şans daha

Türem Delikurt

"Aile; anne-baba ve çocuklardan oluşan...

Harid Fedai

Yerli Haberler





© 2003 - 2006 Kibris Gazetesı
Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak belirtilmeden yayınlanamaz.
Haber Merkezi: info@kibrisgazetesi.com
Sitedeki tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Kibris Gazetesı harici linklerin sorumluluğunu almaz.
Last Digital
eNewspaper Automation Software
Technology by:
                     
Dışarıya link Last Digital