|
"Büyüyünce ne olmak istersin?"
Büyüdüler ve pek azı o eski cevapları veriyor: Astronot, kamyon şoförü, doktor, öğretmen... Gencin dünyaya açılan penceresi genişledikçe; zamanında gülümsemesine ve hayal gücünü zorlamasına olanak veren bu soru; artık yoğun kaygı ve endişe yaratan yeni bir kılığa bürünüyor. Seçilecek meslek ve eğitimi, iş olanakları, çocukluk heveslerini geride bırakarak sadece genç insanı değil hepimizi tedirgin ediyor.
Genç insan için bu tercih endişesinin bireysel, kültürel, toplumsal ve ekonomik pek çok gerekçesi vardır. Her şey yolunda giderse seçilen meslekle neredeyse bir ömür boyu beraber yaşanacaktır. Bundan dolayı, meslek seçimi var olan işlerden herhangi birini seçip yola devam etmek de değildir. Eş seçimi kadar önemli olan bu konuyu; anlık kararlardan da uzak tutmak gerekir; çünkü meslek seçimi karar almaktan çok önce başlayan bir süreçtir. Pek çok etkenin varlığı ve etkisi; sürecin sonunda en doğru kararı vermeyi doğal olarak güçleştirir.
Bizim gibi toplumlarda, mesleğimiz aynı zamanda itibarımızı, toplumsal statümüzü belirleyen önemli bir ayrıcalığımızdır. Çevremizde bazı meslekler diğerlerine göre daha fazla saygınlık ve itibar taşımaktadır. Eş seçimi kadar yaşamsal önem taşıyan meslek seçiminin kişinin toplumsal beklentilerine uygun olması gerekir. Seçilecek meslekten beklenen; yaşadığı kültürel ortamda ayrıcalık ve saygınlıktır. Bunun yanında seçilen mesleğin kişinin zihinsel kapasitesine ve yaşam biçimine de uyması gerekmektedir. Mesleği ile uyuşan kişi; mesleğinden haz alan kişidir. Mesleğinden memnundur ve ilerlemek için çaba gösterir.
Daha önceleri, kişiler yakınlarından ve onların yaptıkları işlerden etkilenerek; bazı mesleklere yaklaşır, bazılarından da uzaklaşırlardı. Annesi gibi öğretmen, babası gibi avukat olmaya süreç içinde hazırlanırlardı. Ya da zorlu yaşam koşullarını barındıran çiftçilik, zanaatkârlık gibi mesleklerden, eğitim şansını kullanarak uzaklaşılır ve daha saygın, geliri yüksek ve rahat mesleklerden biri ile toplum yaşamına dönülürdü. Günümüzde ise, genç insanı etkileyen yakın çevrenin yanına; küçülen dünyanın bütün farklı renkleri de eklendi. Gençlerimiz dünya gençleri ile benzer arayışlar içine girdi. Bütün bu karmaşa içinde, kendilerinin ve yaşadığımız toplumun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak; onları mutlu kılacak gerçekçi tercihler yapmaları beklenmektedir.
Bunun için ilk adım, kişinin kendini tanımasıdır. Her genç kendi yetenek, ilgi, değer ve tercihleri konusunda gerçekçi bilgilere sahip olmalıdır. Genelde gençler ilgileri konusunda bazı bilgilere sahiptirler ancak okul danışmanları ve psikologlar; çeşitli mesleğe yönelten ve yetenek profilini belirleyen testler aracılığı ile de gençlere destek vermelidirler. Bazı mesleklerde, bazı kişilik özellikleri daha fazla gereklidir. Ayrıntıya önem vermeyen ve tarafsız bakış açısı geliştiremeyen bir gazete muhabiri düşünebilir misiniz? İnsanlara sunduğu hizmeti "elinde olmadan" ırk, din ya da cinsiyet ayırımı yaparak uygulayan bir doktor olabilir mi? İnsanları anlama yeteneğinden yoksun ve dünyaya sadece kendi değer yargıları açısından bakan biri psikolog olabilir mi? Kitap okumayı hiç sevmeyen bir edebiyat öğretmeni düşünebilir misiniz?
Seçilecek mesleğin eğitim ve iş olanaklarının dikkate alınması da önemli bir diğer adımdır. Bazı mesleklerin eğitim süresi çok uzun ve ağır olabilir. Bazıları ise çok pahalıdır. Zaman, emek ve para harcayıp da; mesleğin karşılığını toplum imkânları içinde bulamamak ciddi bir kayıptır. İlgi, yetenek ve azim konusunda gerçekçi bilgilere sahip bir genç; fırsatları doğru değerlendirmeyi başarma şansına sahiptir. Yaşadığı toplumun imkân ve ihtiyaçlarını çabuk öğrenir. Kendini tanıdığı için, toplum imkânları dâhilinde; istekleri ve yapabilecekleri arasındaki ayırımı da olgunlukla ayırt edebilir. Donanımından haberdar bir genç; şu önemli soruya en doğru cevabı verebilir: "Ben ne tür bir iş yapabilirim?"
|