|
Anne baba olarak siz; yapamadıklarınızı çocuğunuzdan beklerseniz bunun adı bencilliktir. Anne babanızın sizden beklediklerini çocuğunuzdan istemek de öyle.
Ailenin çocuğunun biricik olduğuna dair bir duyguya sahip olması doğaldır. Ancak, çocuğunu yetiştirirken bu duyguyu, onun her istediğini yerine getirerek gidermeye çalışması yanlıştır. Kendine güvenen, isteklerini elde etmesini bilen bir çocuk yetiştirmek isterken; bir de bakarsınız, iletişim sorunları olan, her zaman ön planda olmak isteyen, yalnız bir çocuğunuz var. İnsanın doğası gereği bencil olduğunu ileri süren felsefi görüşe rağmen; bencillik insanı yalnızlığa ve başarısızlığa götüren bir çıkmaz yoldur.
Çocuk; çok erken yaşlarında ailesinin ona verdiği değer ve görüşleri benimser. Anne ve babasının yaklaşım ve tutumlarını öğrenir. Onların birbirlerine, kardeşlerine ve kendisine yönelik tavırları yanında dış dünya ile ilişkilerinden de etkilenir. Aile üyeleri özellikle anne ya da baba; kendi istek ve ihtiyaçlarına öncelik veriyorlarsa, çocukların kendi kurdukları düzene uymalarını bekliyorlarsa; bireylerin duygularını, düşüncelerini, isteklerini, beklentilerini yansıtabilmeleri ve benlik değerlerini oluşturmaları zordur. Tek kişiye akan ekonomik, duygusal, sosyal kaynaklar; ailenin geri kalan üyelerinin gereksinimlerinin gide-rilmesini engellediği gibi, aile içinde kıskançlığa da neden olur. Böyle bir bencilliğin sonunda, aile içi çatışmalar kaçınılmaz olur.
Aile büyüklerinin bencilliklerinin içinde; aşırı gevşek veya sert tutumların da önemli bir yeri vardır. Aşırı gevşek tutumun temelinde, bana dokunmasın, sorun çıkmasın anlayışı vardır. Bu tip insanlar, çocuklarına güveniyorlarmış gibi davransalar da; çocuklarından gelen ve tatlı, huzurlu yaşamlarının akışını bozan her hangi bir soruna karşı tahammülsüzdürler. Bu ana babaların müsamahalı görüntülerinin ardında tahammülsüzlük yatar. Aşırı hoşgörünün gösterisi; ilgisizlik ve sorumsuzluğu örtmenin bir yoludur sadece.
Mükemmeliyetçi ailelere baktığınızda da benzer bencillikleri bulursunuz. Hataya izin vermeyen, en iyi olmayı düstur kabul eden bu aile tipinde ulaşılması zor hedefler; aile üyelerinin duygusal ihtiyaçlarının önüne geçer. Kesin kurallar; çocukların özgür ve kendine özgü bireyler olmasına izin vermez. Çocuklar, farklı duygu ve düşüncelerini dile getirmekten kaçınırlar. Kendi benlik gelişimleri yerine, ideal haline getirilmiş bir prototipi yerleştirirler. Bu ideal; ebeveynin, özlem duyduğu her şeyin hamurundan oluşmuştur ve beklentilerin merkezi olan çocuklarla benzerliği yoktur. Bu anlayış içerisinde, kendine yabancı olan ve kendini tanımayan, sevmeyen çocuklar yetişir. Büyürler ve bu bayrağı çocuklarına devretmek üzere göreve devam ederler.
Kısaca sözünü ettiğimiz bu bencil tutumlar; aslında çocuğu benimsememek, ihmal etmek hatta bir çeşit terk etmektir. Buradaki terk ediş, çocuğun insan olarak hak ettiklerine ulaşmasını ve kendini bulmasını engellemektir.
Çocuğun sevgiye, hoşgörüye, akılcı sınırlara ve duygusal dışavuruma ihti-yacı vardır. Kendi isteklerini ve ilgilerini dile getirmeli ve bunları gerçekleştirmek için destek görmelidir.
|