|
Ağacın yeşiline, Denizin mavisine, Toprağın nefesine, Yaşamın kendisine ‘can’ katan su...

Küresel ısınma ve kuraklığın da etkisiyle bu yıl adamızda eksikliği epeyce hissedilen ve yaşamın en elzem unsurlarından biri olan suyu; sağlığımızın pınarı diye tanımlamak yanlış olmaz. Su, doğanın bize sunduğu sihirli bir içecek ve bir iksir adeta...Suyla ilgili; tıp, gıda, kimya ve beslenme bilimlerinden bilgiler derledik bu haftaki Sağlık Pınarında.
Yeni doğmuş bir bebeğin bedeninin %97’si, sağlıklı bir yetişkinin % 70’i, yaşlı bir insanın ise %65’i sudan oluşuyor. Tüm organlarımızın yapısında değişik oranlarda su var. Beynimizin % 75’i, kemiklerimizin %22’si diş minelerimizin % 2’si sudan oluşuyor. Bedenimizde bulunan trilyonlarca hücrenin içi su dolu likit ile dolu, dışları ise sulu likit tarafından sarılı. Sağlığımızın dengesi bu iki likidin dengesine bağlı.
Alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri olan suyu, beslenme uzmanları sağlıklı bir diyetin; güzellik uzmanları da ciltteki ve vücuttaki nemin korunmasının temel koşulu olarak bol bol içilmesi gereken bir içecek olarak tanımlıyor.
Su ve biz
Suyun; yiyeceklerin sindirimi, vücuttaki yararlılığının sağlanması ve zehirli maddelerin vücuttan atılması gibi oldukça önemli görevleri var. Tükrük ve mide salgısındaki formuyla da besinleri sindirmeye yardımcı olur. Su; vücudumuzda karbonhidratları, yağları, proteinleri, hormonlar ve oksijeni kan yoluyla kaslara taşırken zararlı maddeleri de dokulardan uzaklaştırır. Cildin gerginli ve parlaklığı da yine vücudumuzdaki suyla ilgilidir.
Ne kadar su tüketmeliyiz?
Zayıflama diyetlerinde de; en iyi çözücü olduğu için günde en az 8-10 bardak su içilmesi gerektiğini söylüyor beslenme uzmanları. Zinde hissetmek için ise, en az 2.5 litre suya ihtiyaç duyuyor vücudumuz. Tüketeceğimiz günlük su miktarı, psikolojimiz ve de yaşadığımız iklimle orantılıdır aslında. Örneğin yaz aylarında daha çok su tüketiriz doğal olarak. Uzmanlara göre, genel olarak sağlığımız açısından beden ağırlığımızın her bir kilogramı için 40 ml su içilmesi gerekiyor. Bu rakamlara göre örneğin 65 kiloluk bir birey, günde 2.6 lt su tüketmelidir.
Neden su ihtiyacı hissederiz?
Susamak, tiroit bezinin ağız yoluyla bize ulaştırdığı bir mesaj. Bu mesajı vakit geçirmeden algılamak, susuzluğumuzu herhangi bir içecekle değil; kaliteli, tercihan alkali su ile gidermemiz, bedenin bozulan asit-alkali dengesini tekrar düzene sokacaktır.
Şişmanlığa karşı SU
Vücudun su toplamaması için bol bol su içmek gerekiyor. Su miktarı azalınca; vücutta depolanan yağ miktarı artıyor. Çünkü, yeterli miktarda su alamayan böbrekler çalışamıyor. Sonrasında, karaciğer böbreklerin görevini üstleniyor ve daha az yağı enerjiye dönüştürmeye başlıyor. Bu da zayıflamayı olumsuz etkiliyor.
******

Suyun iyleştirici gücü
Kimya mühendisi M.Kuzanlı ve Dr. R. Yahyaoğlu’nun ortaklaşa kaleme aldıkları ‘Suyun İyileştirici Gücü’ adlı kitapta çok ilginç bilgiler dikkati çekiyor suyla ilgili. Bazılarını aktarıyoruz;
- Yeni bir güne, bir bardak su içerek başlayın. Böylece böbrekleriniz çalışacak, detoks sistemimizin gün boyu çalışmasına yardımcı olacak.
- Kahvaltıdan bir saat öncesine kadar yavaş ama kısa aralıklarla içilen suyun birçok kronik hastalıkta tedavi edici özelliği bulunuyor.
- Başınız veya mideniz ağrıyorsa veya bitkin ve kendinizi iyi hissetmiyorsanız ilaç almadan önce bir bardak su için. Belki sadece susuzsunuz!
- Stresli veya endişeli olduğunuzda bir bardak su için. Su, sizin beden sıvınızı ve elektrolit dengesini düzenleyerek sakinleşmenize yardımcı olacaktır.
- Örneğin alkol kullandığınız gecenin sabahı baş ağrısı ile uyanırsınız. Bunun sebebi, içtiğiniz suyun yüzde sekseninin beyniniz tarafından kullanılmasıdır. Başağrısının ve diğer birçok rahatsızlığın gerçek sebebi, dehidratasyon yani suyun vücudumuzdaki eksikliğidir.
- Yeterince su içmemek hücrelerde kronik dehidratasyona sebep olur. Bu da vücudun bağışıklık sistemini olumsuz etkiler; astım, eklem romatizması, sırt ağrısı, kabızlık, karın şişliği, idrar sorunları, yüksek kolesterol sorunlarını tetikler.
- Çay, kahve, alkollü içecekler gibi içeceklerden uzak durmaya özen gösterin. Bu içecekler diüretik oldukları için bedende su kaybına neden olurlar. Bu içeceklerden fazla tükettiğinizde dengelemek için bol miktarda su için.
- Karaciğerimiz, yediğimiz yiyecek ve içeceklerdeki bakteri, virüs ve kimyasalları temizler. Bol miktarda, temiz ve alkali su içerek ona asli görevini yapabilmesi için yardımcı olun.
********
BESLENME VE YAŞAM ENERJİSİ

Yaşam enerjisi; sağlıklı yaşam ve beslenme ile olduğu kadar bireyin yaşama bakış açısıyla da ilgilidir. Batı tıbbını destekleyici enerji tekniklerinin son yıllarda olabildiğince ilgi görmeye başlaması ve bunların gittikçe daha geniş kitlelerce benimsenip uygulanıyor olması, birçok hastalığa karşı en güçlü ilacın da aslında beyin gücü olduğu gerçeği; insanoğlunu eski yaşam kalıplarının dışına çıkmaya zorlamakta.
Yaşam enerjisi ile bunu kontrol eden beyin gücü açısından beslenmenin büyük önem taşıdığını tıp uzmanları da dile getiriyor. Geçtiğimiz günlerde Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurselen Toygar, bu konuda bazı açıklamalar yaparak; her canlının yaşama belirli bir enerji kredisiyle başladığını ve yaşam boyu bu krediden harcama yaptığını belirtti.
Prof. Dr Toygar’ın açıklamasında beslenme ve yaşam enerjisi ile ilgili olarak en çok dikkati çeken ifadeler ise şunlardı;
• Şeker, karbonhidrat ve stres, yaşam kredimizin hızlı harcanmasına neden olur. Yağ ve yoğun şekerler beynin çalışmasını yavaşlatır, hareket güçlülüğü oluşturur. Oysa baklagiller, taze sebzeler ve pirinçten zengin diyetle antioksidan özelliği olan meyveler beynin soluma aktivitesini arttırır.
• Çikolata seratonin salgılatır. Seratonin kişiye mutluluk verir.
• Stres, beynin en büyük düşmanıdır. Stres beyinden vitamin ve mineral kaybına neden olur. Pozitif dengeyi bozar.
• Öfke ve kızgınlık kişinin sağlığını ve mutluluğunu ve gençliğini ateşe atmasıdır.
• Sakinlik prim yapar, sabır olmazı oldurur. Değiştiremeyeceğimiz şeyleri olduğu gibi kabul etmezsek, hasta ve mutsuz oluruz.
• Kanser dahil her hastalıkta doktor ve ilaç yüzde 20, kişinin yaşam isteğiyse yüzde 80 etkilidir.
İnsanın beyninden salgılanan iyileştirici hormonlar, trilyondan bile daha değerlidir. Üstelik böyle bir ilaç henüz keşfedilmemiştir. Mutluluğu ve mutsuzluğu beyin yaratır. Sağlıklı ve hasta olmak kişinin kendisine bağlıdır.
*********
Vücudunuzun sesini dinleyin...
En sağlıklı beslenme listeleri veya en doğru beslenme şekillerini araştırıp uygulamak, ya da zayıflamak için onlarca diyet listeleri deneme telaşlarından kurtulup da kendi vücudumuzun sesine kulak vermemiz gerekir bazen.

Vücudunuzun ihtiyaçlarını biliyor musunuz? Acıktığınız zaman sorun kendi kendinize; “Neyin açlığını, eksikliğini hissediyorum?” ya da “ Ne yersem enerjim artar, daha çok mutlu olurum?”
Vücudunuzun vereceği cevap sizi her zaman sağlıklı ve tatmin edici bir seçime yönlendirecektir. Vücudunuzun sesine her zaman kulak verin. Mesela kendinizi her zamankinden daha çok meyve yerken yakalarsanız, bu proteine ihtiyacınız olduğu anlamına geliyor olabilir. Canınız daha fazla protein, daha az meyve tüketmek istiyorsa bunu gözardı etmeyin.
Öte yandan; sağlıksız yiyeceklere olan düşkünlüğümüzün bizi hep aç, tatminsiz ve suçluluk duygusuyla da başbaşa bırakacağını, üstelik bu yiyecekleri hep daha fazlasını istememize neden olacağını da unutmamak gerekir.
|